Ordu
DOLAR9.262
EURO10.7921
ALTIN526.39
Av. Cansın ÖZEL

Av. Cansın ÖZEL

Mail: [email protected]

CEREN ÖZDEMİR

Bildiğiniz üzere, sadece memleketimizi değil; tüm Türkiye’yi yasa boğan bir cinayet işlendi Ordu’da. Genç bir üniversite öğrencisi olan Ceren Özdemir, tamamen tesadüfi sebep ve saiklerle azılı bir suçlu tarafından evinin önünde katledildi. Ailesinin ve sevdiklerinin ne yaşadığını tahmin etmek oldukça zor. Öncelikle ailesi ve tüm sevenlerine sabır diliyorum.

Bu üzücü olaya ilişkin yargılama geçtiğimiz günlerde başladı. İlk duruşma yapıldı. Duruşmayı birçok meslektaşım gibi ben de izledim. Sanık ifadesinde: “Çocukluğumda 2 kez tecavüze uğradım. Ondan sonra insanlara her türlü kötülüğü yapmak istedim.” demek suretiyle neden böyle bir insana dönüştüğünü vurgulamak istedi. Açıkça söylemek gerekirse, işlediği suçu meşru gösterecek hiçbir gerekçe mevzu bahis olamaz. Bunu bir şekilde ima etmenin bile, etik ve ahlaklı olmayacağı aşikar. Ne var ki, Özgür’ün ifadelerini tek başına “yalan beyan” ya da “kendini kurtarmaya yönelik ifadeler” olarak algılamak da bana doğru gelmiyor. Çünkü bir insanın, gerçekten bir tahrik unsuru olmadan herhangi birini, hiçbir sebep olmaksızın vahşice katletmiş olmasını aklım almıyor. Bu bağlamda akli dengesinin yerinde olduğuna dair raporun da dosyaya eklendiğini ifade etmek gerekir. Evet, katil belli ki akıl hastası değil. Ancak, bunun yanında vahim derecede kişilik bozukluğu olduğu da aşikar. Peki, bir bebekten katil yaratan zihniyeti, bu cinayetteki devletin ihmal ve kusurunu neden sorgulamıyoruz?

Açıkça ifade etmek gerekirse, Özgür’ün çocuklukta, devlet emanetinde olması gereken bir yurtta tecavüze uğradığına inanıyorum. Ne var ki, bunu şuan dile getiriyor olması kendini acındırma kastına matuf algılanabilir. Ancak, özellikle de geçmiş dönemlerde devlet korumasındaki çocuklara devletin arkasını döndüğü, onların sorun ve ihtiyaçlarına gözünü ve kulağını kapadığı çok sayıda vaka var. Bu bağlamda, Özgür’ün hayatına bir göz atalım. Babası, anneannesini öldürüyor. Sonrasında da dayısı, babasını öldürüyor. Aynı dayı, kendi yeğeni de olan Özgür’ü istemediğini, ortadan kaldırılması gerektiğini ifade ediyor. Akabinde ise 3 yaşındaki bir erkek çocuğu dedesi tarafından yurda bırakılıyor. Normal şartlarda, gelişmiş ülkelerde devlet korumasına giren bir çocuğun geleceğinin aydınlık olacağını varsayarız. Ne var ki, Özgür, devlet emanetinde olduğu yurtta (muhtemelen bir yurt çalışanı tarafından) istismara maruz kalıyor. İfadesinde dediğine göre, o dönem utandığı için bunu kimseyle paylaşmıyor ve yine ifadesine göre yurttan kaçtığı dönemde bu sefer sokakta kaldığı esnada  ikinci kere tecavüze uğruyor.

Özgür, duruşmada verdiği ifadede “Ben, bana yapılan tecavüz eylemi dışında, insanlığa her türlü kötülüğü yapmaya yemin ettim. Beni salarsanız ben yine öldürürüm. Beni bırakmayın. Sadece tedavi olmak istiyorum.” dedi. Bu bağlamda, kendini acındırmaktan öte, yaşadıklarının onu nasıl duygusuz bir katile dönüştürdüğünü ifade etmesine şaşırdım.

Diğer yandan, Ceren’in heykellerinin yapılması, isminin çeşitli yerlere verilmesinin haricinde olayın vahametinin sorgulanmadığını ve olayın gerçekleşmesindeki asıl kusurluların sorumluluklarının (kasıtlı olarak) bertaraf edilmeye çalışıldığını idrak ettim.

Zira, tüm bu olaylar silsilesinde devletin ağır ihmali göz ardı edilmeye; tüm suç ve sorumluluk katile atfedilmeye çalışılıyor. Oysa ki, sormak lazım:

*Çok sayıda sabıka geçmişine sahip bir kişi, açık cezaevine nasıl çıkar?

*Açık da olsa, güvenlikli olması gereken cezaevinden nasıl kaçar?

*Kaçtıysa, (tehlikeli bir suçlu olduğu da düşünülerek) Ordu kamuoyuna neden duyuru yapılmaz?

Bunların yanında sorulması gereken bir soru daha var. “Devlet korumasındaki bir çocuk nasıl tecavüze uğrar?” ve “Bir suça maruz kalan bir çocuk bunu ifade etmekten neden korkar?” “Çocukların (özellikle de erkek çocukların) tecavüze uğradıklarında bunu dile getirmekten çekinmelerine sebep olan toplumsal mekanizmalar nedir ve bu mekanizmalar nasıl bertaraf edilir?” İşte tüm bu soruları sormalıyız.  Üstelik sadece başka Ceren’ler olmasın diye de değil; masum bir bebekten katile dönüştüğü (dönüştürüldüğü) için başka Özgür’ler de olmasın diye…

Unutmayalım, yaşamının baharında katledilen Ceren de; genç yaşında “insanlara olan tüm iyi duygumu kaybettim” diyen Özgür de, bu toplumun kaybıdır.

Söylediklerimin yanlış anlaşılmamasını umarak, bu olaya ilişkin tek suçlunun Özgür değil; ayrıca devlet de olduğuna naçizane dikkat çekmek istedim. Yazımın başında da ifade ettiğim üzere, söylediklerimin katilin yaptığını meşrulaştırmak olarak algılanması benim açımdan oldukça rahatsız edici olur. Bu noktada, umuyorum ki, yargılama sadece Özgür üzerinden değil; olayın gerçekleşmesinde ihmali olan tüm diğer sorumlulara ilişkin olarak da yürütülür ve ihmali bulunan herkes hak ettiği cezayı alır.

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar