Ordu
DOLAR9.5192
EURO11.0575
ALTIN546.88
Yalçın Şimşek

Yalçın Şimşek

Mail: [email protected]

Ceren yaşayabilirdi

Haberi Ordu Olay’da okudum.  Özdemir ailesinin avukatı ve Murat Poyraz’ın, cinayette ihmal olup olmadığının araştırılması için savcılığa verdiği dilekçe üzerine yapılan soruşturmada; Arduç’un usulsüz bir şekilde açık cezaevine geçirildiği saptanmış. Hatta Cezaevi Müdürü ve psikologlar da dahil, 9 personel hakkında suç duyurusunda bulunulmuş... Yani aslında Ceren yaşayabilirmiş!..

Size 9 Aralık’ta yayımlanan “Ceren yaşayabilirdi” başlıklı yazımı aynen aktarıyorum...

“Evet, Ceren yaşayabilirdi... Hatta 21 yaşına basacağı 6 Aralık günü eve geldiğinde, o çok beğendiği ve annesine, “param olunca mutlaka alacağım,” dediği kazak takımını yatağının üzerinde görebilir ve bir sevinç çığlığı eşliğinde koşarak annesinin boynuna sımsıkı sarılabilirdi...

Belki de sadece Ordu’nun değil, Türkiye’nin bir değeri olabilirdi Ceren... Eğer birileri görevini ihmal etmese ve yaşayabilseydi Ceren... 

Derdimi, Türkiye’de 12 yıldır uygulanan Psikoteknik Testi üzerinden anlatmaya çalışayım: Sürücüler, bakanlığın denetimi altında hizmet veren Psikoteknik Merkezlerine başvuruyor ve psikiyatri uzmanları tarafından 1 saatlik bir testte tabi tutuluyorlar.

Kişinin beden ve ruh sağlığının sürücülük yapmaya elverişli olup olmadığı bu test sayesinde ortaya çıkıyor. Cani ruhlular ya da direksiyona geçince bir trafik canavarına dönüşme potansiyeli olanlar, bu testle belirlenerek tek tek ayıklanıyor. Beş yılda bir yenilenmesi zorunlu olan bu testti geçemeyenler, sürücülük yapamıyor. Tabii eğer sistemin doğru dürüst işlerse...

Tam da bu noktada aklıma takılan soru şu: Şoförlerin ruh sağlığının dahi kontrol edildiği bir ülkede, nasıl oluyor da ‘öldürmeye tam teşebbüs’ suçundan 20 yıl ceza alan bir mahkûmun ruh sağlığı merak edilmiyor!..

Güya her cezaevinde bir psikolog var, ama uzman olup olmadıklarına bakılmaksızın KPSS sonuçlarına göre atandıkları için durum vahim... Aslında uzman bir psikolog, 45 dakikalık bir test sonucu, bir mahkumun kişiliğini çözümleyebilir. Hatta kimi durumlarda bir fotoğraf bile çok şey ifade eder.

çünkü söz konusu olan, hiç tanımadığı bir çocuğu öldürmek kastıyla defalarca bıçaklayan bir psikopat. Bu öyle bir psikopat ki, 14 yıl önce 13 yaşındaki Dinçer A.’yı güpegündüz sessizce takip ediyor, ansızın saldırıyor ve elindeki bıçağı çocuğun karnına defalarca saplayabiliyor... 10 gün komada kalıyor, dalağı alınıyor Dinçer’in... Aradan 14 yıl geçmesine rağmen bu psikopatın kendisine neden saldırdığını hala bilmediğini söylüyor Dinçer...

Peki nasıl oluyor da cezaevi psikoloğu, öldürmeye teşebbüs suçundan ceza almış bu psikopatı mercek altına almıyor? Hadi aldı ve cani ruhu biri olduğunu anladı diyelim, o zaman nasıl oluyor da böyle bir psikopat, “iyi hal” gerekçesiyle kapalı cezaevinden açık cezaevine nakledilebiliyor? Sanki psikopatlar terapi görmeden, ilaç kullanmadan kendi kendine iyileşiyorlarmış gibi!..

Bırakınız testi, yüz hatları bile ele veriyor bu psikopatın ruh halini. Duygusuz bir yüz ve boş boş bakan bir çift göz. Zaten duyguları olmadığı için hiçbir pişmanlık duymadan vahşice cinayet işlemiyor mu psikopatlar?..

Kim ne derse desin her şey ortada; birileri görevini yapmadı ve elini kolunu sallayarak dolaşan bir psikopat gelip Ceren’in canına kıydı... Göz göre göre gelen böyle bir cinayetle daha fazla sızlamaz mı yürekler?..”

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar