Ordu
DOLAR9.262
EURO10.7921
ALTIN526.39
O.Rüştü BAŞ

O.Rüştü BAŞ

Mail: [email protected]

Cinayet Mahalli

Fıkrayı detaylandırmayacağım… Kısaca şöyle: Hopa’dan, İstanbul’a gelen ve orada cinayet işleyen Karadenizli, mahkemede savunmasını yaparken; Hopa’dan kayığa bindiğini, fırtına nedeniyle Rize’ye, kadar gelebildiğini… Oradan Trabzon’a gitmek üzere tekrar denize açıldığını… vb. diye devam eden uzun bir yolculuk serüvenini anlatmaya başlar.

Hâkim, her duruşmada: “Tamam anladık, anladık! Gel artık İstanbul’a!!!”

-“Gelemeyrum hâkim bey!

-Neden gelemiyorsun çocuğum?

-“Gelürsem, beni tutuklayacaksunuz da ondan gelemeyrum!”

 

***

Hoş bir başlangıç olmadı, ama konu “korona virüsü” olunca, ne İstanbul’a gidebildim; ne de TÜRÇEP’in Ankara toplantısına katılabildim.

Çocuklarım (artık onlar birer yetişkin) mesaj üzerine mesaj gönderiyorlar... Anneleri de bu mesajları (benim anlayacağım bir dille), evden çıkma! Dolmuşa binme! Kalabalık içine girme… Tamam; anladık da, şu markete gitme de ne oluyor!!!

Allah Allah!. Yaşlı imişiz! Bu “virüs” de en çok yaşlıları severmiş…

 

***

Kulağım kirşte!

Bendeniz… Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın takipçisiyim!

O, ne derse, doğrudur; deyip sokağa çıkıyorum.

Buna itirazı olana…

-Türkiye’de “aman tahtaya vurun!” Korona virüsü taşıyıcısı bir hasta yok. Olsa! Velev ki olsa, siz bunu açıklamadan Dünya Sağlık Örgütü “acil” koduyla servise sokardı.

 

***

Neyse…

Diyeceğim o ki; “Acı patlıcanı kırağı çalmaz” bu ara söylenecek bir söz değil!

Büyüklerimden öğrendiğim gibi söyleyeyim: “Sen kapını kilitli tut, komşunu hırsız tutma!”

Korona virüsü konusunda da öyle!

Hudut kapılarımız –nispeten-  virüs sızdırmaz durumda…

Biz içeridekiler ne yapacağız?

Soru bu!

“Teması en aza indireceğiz, ellerimizi sık sık yıkayacağız”!

Başka?

Demokrasilerde çare tükenmez; diyelim ve yaşamı; yeni selamlamalar üzerine kuralım.

Ayakla temas,  dirsekle temas ilk kabul görenler… Bir diğeri, size el uzatana, el vermeyin!

Selâmınızı, elinizin avuç içini göğsünüze dönderip; kalbiniz üzerine bastırıyorsunuz.

(Bu selam şekli, Şeb-i Arus’da, Semazenler de ve Osmanlı’da vardı. Allah katında, selâmın kalbim üzerinedir!

***

Son vuruş:

Yazı bitti, tam kapıdan çıkacaktım ki… Uyarı komşudan geldi: Bacayı kapattın mı?

-Anlamadım!

 -Siz kapıyı kapatınca, bacadan girer!

Ne yapalım yani… Türkiye’yi buradan alıp, uzayda bir başka küreye mi taşıyalım?!

 

 

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar