Ordu
DOLAR9.262
EURO10.7921
ALTIN526.39
Birol ÖZTÜRK

Birol ÖZTÜRK

Mail: [email protected]

ÇOK YAŞA

Ordu Olay gazetesi otuz yaşında!

 

Yani kurulduğu gün bu gazetede işe başlayanlar emekli oldu. Ordu Olay’ın da emektârları var.

 

Kolay iş değildir bu ülkede bir işletmeyi uzun soluklu devam ettirmek. Batık işletmeler cennetidir bizim ticari geçmişimiz. Bu yönüyle de bahse konu otuz yıl daha bir anlam kazanıyor.

 

İşin bir de “Yerel”  kısmı var tabi. Ya da yaygın hâliyle “Taşra” gazetesi olma ve bu hususta istikrar yakalama, süreklilik arz etme...

 

Ordu Olay’ın otuzuncu yaşı münasebetiyle ve on beş yılı aşkındır hasbelkader bu gazetenin köşe yazarı olmam hasebiyle gazete, gazetecilik ve daha da geniş anlamda basın hakkında birkaç kelam da etmeli zannımca. Ordu Olay’ın başarıları, başarısızlıkları; eksikleri ve tamları hususunda işin erbapları konuşacaktır elbette. Bu hâliyle satır zayi etmemek lazım.

 

Gazetecilik ve Avukatlık!

 

Bu iki mesleği hep çok sevmişimdir. Kısmette iktisatçı olmak varmış. Ancak gazeteciliğe ve hukuka hep yakın durmuşumdur.

 

Gazetecilik ve Avukatlık mesleğinde “İşin bir de şu yönü var” şeklinde farkı açıdan bakma, baktırma gücü vardır. Bu iki güzide meslek, ifade, savunma ve iddia hakkının en etkin kullanıldığı, çağdaş normlarda olmazsa olmaz mesleklerdir. Yani bence öyle.

 

Gazetecilik, adalet ilkesine ve vicdan karinesine uymayı gerektirir. Her mesleğin ve dahi bizzat yaşamın,  etik kuralları olduğu gibi gazetecilik mesleğinin de etik kuralları vardır. Meslek kuralları vardır.

 

Şimdilerde “Yandaş”, “Candaş “ bilmem ne şeklinde yaftalanan basın yayın organları ne emsaldir ne de örnek. Bir mesleğin ilkeleri ve etik kuralları evrensel algılanmalı ve o idealle meslek icra edilmelidir.

 

Bir gazetenin ve gazetecinin olmazsa olmazı demokratlığıdır. Gazeteci demokrat olmak zorundadır. Yani; demokrasinin evrensel ilkelerine yürekten inanmalı ve yılmaz savunucusu olmalıdır. En küçük bir çıkar için zümre, din, dil, ırk, statü, cinsiyet vs. ayrımı gözetmemeli bu türden ayrım yapanları da teşhir etmelidir. Gazeteci, patronunun tekerine çomak sokan kurum, kuruluş ve/ veya kişileri hedef alarak, meslek etiğinden uzak haberlerle tetikçilik yapmamalıdır. Demokrat olmanın bir gereği olarak herkese yakın olmalıdır. Bu yakınlık herkese eşit mesafede olmalıdır. Gazeteci haber yaparken siyasi kimliğini öne çıkarmamalıdır. Yorum başka şey partizanlık, fanatizm başka şey. Gazeteci holigan değildir. Kalemi namusudur.

 

Gazeteci sürekli bir gelişim içinde olmalıdır. Ekonomiden siyasete, sanattan spora, tarımdan uluslararası ilişkilere her alanda bilgi sahibi olmalı ve bir alanda da ihtisaslaşmalıdır. Yazdığı haberi bile okumayanın ortalık yerde “gazeteciyim” diye dolanması ayıplanacak bir şeydir.

 

Gazeteci, entelektüel olmak zorundadır. Dilinin kurallarını çok iyi bilmek zorundadır. Yaptığı haberlerde, kaleme aldıklarında imla hatası ve anlatım bozuklukları olmamalıdır.

 

Mütevazi ve saygılı olmak zorundadır gazeteci. Keza “Gazeteci” kimliğiyle tüm kapılar önünde açılmakta, kralı gelse istediği soruyu sorma imkanına sahiptir. Mesleğin doğası gereği geniş ve nüfuzlu bir çevresi vardır. İşte tam bu noktada mütevazi ve saygılı davranması kendisine ve mesleğine saygınlık kazandıracaktır. Gazeteci, aba altından sopa gösterip rant devşirmez.

 

Özellikle taşralarda “Hiçbir şey olamazsan gazeteci ol” gibi zinhar kabul edemeyeceğim bir durum vardır. Gazeteciliği yedek iş, geçici iş olarak gören/ yapan bir sürü insan bilirim. Öyle olunca da çıta aşağıya düşüyor. “Gazetede çalışmak” ile “gazeteci olmak” aynı şey değildir. Emeklisi bebeklisi, eşikteki beşikteki gazeteci olduğunu sanıyor/ iddia ediyor; değilsin! Sen gazeteci değilsin sadece o gazetenin bir çalışanısın! Hani diyor ya Mevlana “Hamdım, piştim, yandım” işte aynen bu silsile izlenmeli gazetecilikte de hayatın her alanında da.

 

Gazeteci yalan söylemez. Dedikodu yapmaz ve dedikoduya itibar etmez. Gazeteci bir hâkim titizliğinde gerçekleri arar, bulur ve ortaya koyar ama zinhar hüküm kesmez. Adalet ilkesine ve masumiyet karinesine koşulsuz uyar. Gazeteci naziktir, nahiftir racon kesmez.

 

Gazeteci, hukuğun evrensel ve temel ilkelerini bilmek zorundadır. Haber alma ve verme hürriyetinin nerede başlayıp nerede bittiğini, kişisel hak ve hürriyetlere saygıyı bilmek zorundadır. Bir gazetecinin hukuka aykırı fiillerden dolayı sık sık savcı ve/veya hâkim karşısına çıkması onun başarılı olduğu ya da suya sabuna dokunduğu manasını içermez. Hatta tam aksi yönde yorum yapılması bile mümkündür.

 

Gazeteci yasal boşluk arayıp da fırsat kollamaz. Şayet bir hususta yasal boşluk varsa ve bu boşluk kamu yararına halel getirecekse, kamu hizmeti görüyor olması hasebiyle gazeteci, o boşluğun doldurulması cihetine gitmelidir. Gazeteci şark kurnazlığı yapmaz ama aptal da değildir.

 

Gazeteci her zaman sosyal sorumluluk bilinciyle hareket etmelidir. Onlar herkesten çok ve her zaman toplumun içindedir. Birçok konu bir şekilde onların adresinde birikir. Bu yönüyle şahit olduklarına kayıtsız kalmamalıdır ve sosyal sorumluluk gerektirecek durumlarda toplumun ilgili kesimlerini harekete geçirmelidir. Buna en sıcak ve en klişe örnek “Demir Ali Kampanyası” nı gösterebiliriz. Şu an Amerika’da SMA tedavisi gören Demir Ali için gazetecilerin sosyal sorumluluk bilinçlerinin etkisini görmemek, inkar etmek mümkün müdür.

 

Gazetecilik kamu hizmetidir. Şu hâliyle kamu hizmeti gören gazeteci özel yaşamına da özen göstermek zorundadır.

 

Evet, Ordu Olay’ın otuzuncu yılı münasebetiyle bir kamyon laf ettik. Elbette lafımız kimseye ya da adrese teslim falan değil. Bunlar zaten bilinen, yazılmış çizilmiş şeyler. Öyle de olsa arada bir hatırlamakta/ hatırlatmakta yarar var.

 

Koskoca otuz yıl... Dile kolay... Bu otuz yılda kimler geldi, kimler geçti. Ordu Olay’ın rahle-i tedrisatından kimler kimler geçti. Ömrün uzun, yolun açık olsun Ordu Olay!

 

Çok yaşa!

 

Birol Öztürk

 

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar