Ordu
DOLAR9.5197
EURO11.0596
ALTIN548.63
O.Rüştü BAŞ

O.Rüştü BAŞ

Mail: [email protected]

Damdaki Su

Yeşil Bina ve Kentleşme Uzmanı Emre Ilıcalı’nın, İstanbul’da geçen hafta aşırı yağışlar neticesinde yaşanan ve maddi kayıplara yol açan su baskınlarına dair söylediklerine yaygın medyanın ne kadar olumlu baktığını gözlemleme fırsatım olmadı.

Ilıcalı -özetle- diyor ki: Altyapıyı iyileştirmek tek başına yeterli değildir. Kentin yağmur suyunu yönetmeyi öğrenmemiz lazım.

Ilıcalı’nın söyledikleri su fakiri olan Türkiye’nin, iklim değişikliği sözleşmesine neden şaşı baktığının da özeti gibi…

***

Bir zamanlar, saçaklarda toplanan yağmur sularının oluklardan sarnıçlara aktarıldığı evlerde otururduk. Bu alışkanlığı kentleştikçe yitirdik.  

Varsa yoksa şebeke suyu… Metreküpü 5 ya da 6 TL. Harca harca bitmez(!) Hiç de öyle olmadığı görüldü.

Bir kişinin yıllık su tüketimi 2 bin 450 m³, Türkiye'de kişi başına düşen su miktarı ise 1640 m³! Demek ki 810 m³ suya daha ihtiyacımız var.

İşte bu açığı damdaki suyu depolayarak kapatabiliriz.

***

Sanırım, kuyu kazmamız gerekmiyor. Bugün, üç veya dört metreküp su alabilen hazır depolar her yerde satılıyor. Kırsalda yaşayanlar, son 10 yıldır kaynak sularını toprağa gömdükleri bu (plastik) depolarda toplayıp değerlendiriyor.

Bir başka husus, kentlerdeki siteler… Onlar da atık sularını arıtarak, sitenin bahçe sulamasında kullanıyor.

Demek ki, bizler de bunu başarabiliriz. Konutlarımızın çatılarına az bir masrafla –plastik (PVC) ya da çinko- oluklar yapıp ihtiyacımız olan suyun bir bölümünü hiçbir bedel ödemeden karşılayabiliriz.

Erenler!

Sulu sepken gidiş, gidiş değil…

Bin dereden sel olup, akıp giden suyu tutmaya hazırlanmalıyız.

 

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar