Ordu
DOLAR13.8323
EURO15.6036
ALTIN791.26
Şükrü Karaman

Şükrü Karaman

Mail: [email protected]

Deprem pusuda…

Bingöl Karlıova’da meydana gelen 5.7’lik sarsıntı bilim insanlarını iyiden iyiye kaygılandırmaya başladı.

Olası İstanbul depremine kısa süre kaldığına dikkat çeken jeologlar, önlemlerin ve hazırlıkların bitirilmemesine adeta isyan ediyor. Yer bilimciler, salt İstanbul değil Niksar, Reşadiye, Amasya ve Merzifon’u kapsayan Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın oluşturacağı depreme yönelik uyarıda bulunuyor.

Türkiye, Doğu Anadolu ve Kuzey Anadolu Fay Hatları ile deprem ülkesi. Bu hatlar üzerinde meydana gelen sarsıntılardan ötürü çok sayıda can ve mal kayıpları yaşandı. Ege’nin tamamı da deprem bölgesi.

Ürkütücü olan beklenen İstanbul depremi. Olası 7 üzerindeki sarsıntıdan çok sayıda yurttaşın yaşamını yitireceği, kentsel dönüşümü sağlanamayan on binlerce çürük binanın yerle bir olacağı belirtiliyor.  

24 Ocak’taki Elazığ depreminin ardından, beş ay önce Karlıova’daki sarsıntıyı tahmin eden yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür, İstanbul için zamanın kalmadığı uyarısında bulundu. İstanbul için 30 sene içinde deprem olasılığından söz edilirken 20 yılın geride kaldığına işaret eden Naci Görür, Karlıova ve 26 Eylül 2019’daki Silivri depremlerinin İstanbul’un risk oranını yüzde 62’ye yükselttiğini vurguladı.

İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Başkanı Cemal Gökçe ise Karlıova depreminin uyarı niteliğinde olduğunu, aynı fay hattında bulunan İstanbul depreminin pusuda olduğunu bildirdi.

Bilim insanları belirli aralıklarla Anadolu’da oluşan yer sarsıntılarının pusudaki  İstanbul depremini tetikleyeceğini vurgulayarak, yetkililere “elinizi çabuk tutun” uyarısında bulunuyor. Ne var ki, İstanbul hala depreme dayanıklı bir kent haline dönüştürülemedi. Hala çok sayıda ayakta sallanan ve can almaya aday hasarlı bina mevcut.

Tüm uyarılara karşın “İstanbul, İzmir, Çanakkale, Bursa ve Marmara Bölgesi, yurdun diğer illeri büyük depreme hazır mı, yeterli önlemler alındı mı?” diye sorabilirsiniz. Ne yazık ki soruya “evet” yanıtını verebilmek zor, hatta olanaksız. İnsanlar hala depreme dayanıksız binalarda oturuyor. Şiddetli sarsıntıda halkın toplanacağı açık alanlar ve parklar yetersiz . Toplanma alanı olması gereken yerlere imar planları değiştirilerek çok katlı binalar dikiliyor. Kentsel dönüşüm istenilen süratte ilerlemiyor. Korkutucu olan da bu. Depremin ne zaman olabileceğini kestirmek mümkün değil. Nedense toplanma alanları konusunda ağır çalışma söz konusu.

Türkiye depreme en çok can veren ülkelerin başında yer alıyor. Ülkemizin büyük bölümü deprem kuşağında bulunuyor. Yine nüfusun neredeyse yüzde 80’i  bu  kuşakta yaşıyor. Yani tehlike ıskalanmayacak kadar büyük.

Geçmişte yaşanan büyük can kayıplarına yol açan depremlerden ders alınmıyor, unutulup gidiyor.  Bilim insanlarının çığlığı ve kaygısı ülkenin, özellikle İstanbul’un depreme tam hazırlıklı hale getirilememesine.

İnsanlar çürük ve her an yıkılacak binalarda oturmaya devam ediyor. Mega kent İstanbul’da binlerce bina yıkılmayı bekliyor. Bilim insanları, jeologlar uyarı üzerine uyarı yapıyor, ama kimsenin umurunda değil. 7 ve üzeri büyüklüğündeki depremin İstanbul’u ne duruma getireceğini, can kaybını, oluşturacağı korkunç tabloyu gözümüzün önüne getirmek bile istemiyoruz.

Pusuda bekleyen ve can almaya hazır bir doğal afet deprem. İnsanların depreme karşı duyarlılığını artırmak, gerekli önlemleri almak, kentsel dönüşümü hızlandırmak için daha fazla çalışmak, kafa yormak şart. Yoksa bedeli çok ağır olur.

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar