Ordu
DOLAR9.262
EURO10.7921
ALTIN526.39
Şükrü Karaman

Şükrü Karaman

Mail: [email protected]

Deprem unutulur mu…

17 Ağustos Marmara depreminin ardından 21 yıl geçti. Binlerce insanın canını alan o unutulmaz gecenin acısını hala yaşıyor Türkiye.

Aradan geçen 21 yıla karşın, depreme karşı alınması gereken önlemler ne yazık ki tümü ile hayata geçirilemedi. Oysa, olası yeni Marmara depremi güncelliğini koruyor. Depremin yanı sıra oluşacak dev dalgaların yıkımlara ve can kayıplarına yol açacağı bilim insanları tarafından sürekli vurgulanıyor.

Dokuz Eylül  Üniversitesi Deprem Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, İstanbul’da 10 yıl içinde 7.2 ile 7.4 büyüklüğünde depremin beklendiğini açıkladı.  İstanbul’da deprem beklenirken benzer büyüklükte yıkıcı depremlerin Batı, Orta , Doğu-Güneydoğu Anadolu ile Akdeniz bölgelerinin birinde de her an gerçekleşebileceğine dikkat çeken Hasan Sözbilir, olası İstanbul depreminde oluşacak  5-6 metre yüksekliğindeki dev dalgaların  (tsunami)  canlar alacağına dikkat çekiyor.

Deprem tehlikesi bu kadar yakınken, kentsel dönüşüm istenilen düzeyde gerçekleştirilemedi, toplanma alanları yeterince oluşturulamadı.

Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı’nda 2012-2023 yılları arasında yapılması gereken çalışmalar, yapması gereken kurum ve kuruluşlar belirtilmişti. Gelinen aşamada çalışmaların çoğunun yapılmadığı veya eksik yapıldığı, bazı çalışmaların kesintiye uğradığı açıkça görülüyor.    

Türkiye, depremden ne çekiyor, ne kadar canlar yitiriyorsa nedeni çürük yapılar kadar çeşitli kez çıkarılan imar afları ve ihmal.

Seçim dönemlerinde çıkarılan imar aflarından ötürü çürük binalarda hala insanlar oturuyor, celladını bekler gibi depremi bekliyorlar.

İstanbul’un yoksul ve kentsel dönüşüm gerçekleştirilememiş semtlerinde çok sayıda çürük yapı hala yıkılmadı.  Belediyeler, yetkililer seyirci kalıyor bu duruma. Neden izin veriyorlar insanların orada oturmalarına anlamak mümkün değil. Yıkıcı deprem meydana geldiğinde, canlar gittiğinde kolonları kesilen, demirleri çürüyen yaşlı ve çürük binaların yıkılması gündeme geliyor, çıkarılan imar afları sorgulanıyor. Bir süre konuşuluyor, tartışılıyor ve sonra yeni depreme kadar unutuluyor.

17 Ağustos Marmara depreminin ardından 7 kez imar affı çıkarıldı. Bu aflardan  sadece Ankara, İstanbul, İzmir gibi çeşitli büyükşehirlerdeki yaşlı çürük binalar değil, yaylalara, koylara, deniz kenarlarına turistik bölgelere, dere yataklarına yasa dışı kondurulan çirkin beton yığınları da yıkılmaktan kurtuldu. Yeşil bitki örtüsü betona gömülünce şimdi yıkılmaya başlandı ucube binalar.

Sadece deprem değil, fay hattının geçtiği bölgeyi imara açan, dere yatağına yapılan binaya ruhsat veren, kaçak binalara göz yuman, depreme karşı hazırlığı olmayan belediyelerin yanı sıra kayıt dışılığı meşrulaştıran imar afları da can kayıplarına yol açtı.

Türkiye’nin deprem ülkesi olduğu gerçeği unutulmamalı. Sadece İstanbul’da deprem olacakmış gibi plan, program yapmak hatalı bir tutum olur. İstanbul’da beklenen depremin sonuçları daha acı olacak olsa bile diğer iller göz ardı edilmemeli, Bu yıl içinde Elazığ, Malatya-Pötürge’de meydana gelen depremlerin yol açtığı felaket taze acısını koruyor.  İhmale yer yok. 17 Ağustos 1999’da olduğu gibi bir gece ansızın gelebilir, çok canlar gider, ülke kıyıma uğrar. Hazırlıklı olmak, önlemi elden bırakmamak şart. Çünkü eli kulağında doğal afetin.

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar