Ordu
DOLAR9.262
EURO10.7921
ALTIN526.39
Umut ÇAKMAK

Umut ÇAKMAK

Mail: [email protected]

Döviz Kurları Artar mı?

Öğrencilerim ve yakın çevrem tarafından bana en çok sorulan sorulardan birisi budur: “Hocam, döviz kurları artar mı? Dolar alalım mı?”. Bu sorunun bendeki cevabı: “Evet artar”. “Peki, ne zaman artar?” Asıl öğrenilmek istenen de, cevabı belirsiz olan bu ikinci sorudur…

Ekonominin temel işleyiş prensibi arz ve talep kanununa dayanır. Herhangi bir mal ve/veya hizmetin kıtlığı ortaya çıktığında, o mal ve hizmetin fiyat artışı gerçekleşir. Kıtlığın ortaya çıkması için de, ya talep artacak ya da arz (üretim) azalacaktır. Ekonomi literatüründe bu temel işleyişe aykırı durumlar elbette vardır; ancak bu detayları şuanda analiz dışı tutuyoruz.

Bir ülkede döviz kurlarının seviyesini belirleyen temel unsur da, o ülkedeki dövizin bolluğu veya kıtlığıdır. Başka bir ifadeyle, o ülkenin döviz rezervlerinin mevcut durumu ve ayrıca orta ve uzun vadede döviz rezervlerinin seyrine ilişkin piyasanın olumlu veya olumsuz beklentileridir. Ancak bu durumun da önemli bir istisnası olabilir: Örneğin, ABD’de temel ekonomik verilerin güçlü seyretmesi, Dolar’ın diğer ülke paralarına ve o ülke parasına karşı değer kazanmasına ve dolayısıyla Dolar kurunun artmasına yol açabilir. Ama yine de dövizin fiyatını belirleyen temel unsur ilk gelişmedir.

Türkiye’nin 2019 sonu itibariyle toplam dış borç stoku (kamu+özel) 437 milyar Dolar’dır. Buna rağmen, aynı tarihte Merkez Bankası’nın (MB) Resmi Rezerv Varlıkları 105 milyar Dolar gerçekleşmiştir (MB’nin altın ve döviz varlıkları). Bunu verilerin anlamı şudur: Türkiye’nin döviz rezervleri toplam dış borcuna kıyasla oldukça düşüktür; yani dövizimiz kıttır. Hatta bu döviz kıtlığı sadece son yılların sorunu olmayıp, Türkiye’nin 1950’li yıllarında başlayan ve daha sonra da kronik bir hal alan dış ticaret açıklarının ve dışa bağımlı ekonomik yapının bir yansımasıdır. Türkiye’de döviz kurlarında meydana gelen artışların temel sebebi de, işte bu döviz kıtlığıdır…

Şöyle bir soru aklınıza gelebilir: “Hocam, üst paragraflardaki analize örnek teşkil edebilecek başka ülke deneyimleri var mı?”. Evet var; Japonya deneyimi bu analizi tersi istikamette doğrulayan en iyi ülke örneklerinden birisidir. Kısaca açıklayalım:

İkinci Dünya Savaşı’nda ağır darbe alan Japonya’nın 1970–1990 dönemindeki ekonomik gelişmesi “Japon Mucizesi” olarak değerlendirilmiştir. Bu mucizenin iki sac-ayağından ilki, ileri teknoloji temelli ihracat; ikincisi ise, bu teknolojik gelişmenin kaynaklık ettiği yüksek verimlilik artışlarıdır. Bu ekonomik mucize, Japonya’nın döviz rezervlerini 1970 yılında 5 milyar Dolar’dan (dünya sıralamasında 6.), 1988 yılında 107 milyar Dolar’a (sıralamada 2.), 2018 yılında da 1 trilyon 270 milyar Dolar’a kadar yükseltmiştir. Sonuçta bu döviz arzı fazlılığı, 1970 yılında 1$=360 Yen olan döviz kurunun, 1988 yılında 1$=125 Yen’e kadar düşmesine yol açmış ve o tarihten sonra da bu değerler etrafında dalgalanmıştır. Türkiye ile kıyaslamak gerekirse, 1 Dolar’ın 6,85 TL’den 2 küsurlara düşmesi ve o seviyelerde yaklaşık 30 yıl boyunca kalması gibi…  

Sonuç: Türkiye’de kur artışının temel nedeni döviz kıtlığıdır. Dolaysıyla, Türkiye’nin döviz gelirlerini artıracak herhangi bir olumlu gelişme ve/veya ekonomide köklü bir yapısal dönüşüm olmadığı sürece, uzun vadede Türkiye’de döviz kurlarında artışın sürmesi kuvvetle-muhtemeldir. Ancak, “Dolar ne zaman artar?” sorusunun cevabı ise belirsizdir. Çünkü kur artışlarının tetiklenmesi, iç ve/veya dış kaynaklı; politik, ekonomik, askeri ve bunun gibi alanlarda ortaya çıkan bir düzine olumsuz gelişmeye bağlıdır. Ancak, bütün bu olumsuz gelişmelerin önceden tahmin edilmesi, bu çok hızlı değişen günümüz dünyasında pek de kolay değildir…

 

 

 

 

 

 

 

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar