Ordu
DOLAR9.4309
EURO10.9595
ALTIN546.41
Umut ÇAKMAK

Umut ÇAKMAK

Mail: [email protected]

Döviz Kurlarında Oynaklığın Bir Analizi (2)

TCMB’nin bankalara bir hafta vadeli ödünç verdiği paranın faizine “politika faizi” dendiğini bir önceki yazımda söylemiştim. Şu anda bu faiz oranı %8,25’tir. Politika faizi, TCMB’nin temel para politikası araçlarından birisidir. TL varlıklara ödenen bu politika faizinin nispeten düşük olması, TL’ye olan talebin düşmesine ve yabancı paraya olan talebin artmasına neden olur.

 İşte, TCMB’nin belirlediği bu politika faizinin 2020 yılında göreli düşüklüğü, yabancı parayı daha cazip hale getirerek dövize olan talebin artmasına yol açmış; artan döviz talebi de TCMB’nin döviz rezervleri satılarak karşılanmaya çalışılmıştır. 2020 yılının ilk 7 ayında TCMB’nin döviz rezervlerinin 80 Milyar Dolar’dan 46,6 milyar Dolar’a inmesinin temel nedenlerinden biri de bu döviz satışları olmuştur. 

Daha önce de vurguladığım üzere, bir ekonomide faizlerin düşük olmasının yatırım, üretim ve istihdam üzerinde olumlu etkileri vardır. Ancak, Türkiye gibi yıllarca yüksek ve kronik enflasyon sorunu ile uğraşmış ve hatta hali-hazırda da uğraşan bir ülke iseniz, faizleri düşürmek toplam talebi artıracağı için enflasyonun daha da yükselmesine yol açabilecektir. Üretim, istihdam ile enflasyon oranı arasındaki tercihi ise, en son analizde, ekonomi yönetimi belirleyecektir…

Görüldüğü üzere, gelişmekte olan bir ülkedeki faiz oranlarının seviyesi ekonominin işleyişinde oldukça önemlidir. Çok düşük faiz oranları para ikamesi ve enflasyonist bir sürece neden olabilirken; çok yüksek faiz oranları da yatırımı, üretimi ve istihdam düzeyini olumsuz etkileyebilmektedir. Belirtmek gerekir ki, faiz oranlarının seviyelerine karar veren halk değil, ülke ekonomisinin mevcut durumu ve ekonomi yönetiminin kendisidir. Ancak ne var ki, olası bir ekonomik dalgalanmanın veya yaşanan finansal krizlerin maliyetini halk üstlenmektedir…

Esasında, Merkez Bankası’nın kurlardaki artışı kısa dönemde dizginlemek için kullanacağı en önemli silahı politika faizidir. TCMB, bu para politikası aracını daha önceki yıllarda da sıklıkla kullanmıştır. Eğer döviz kurlarındaki dalgalanma durulmaz ise, Merkez Bankası politika faizlerinde muhtemelen 2, 3 puanlık bir artışa gidebilir. Ancak hemen belirtelim, bu faiz artışı önünde de iki önemli engel var: İlki, hükümetin faiz artışına öteden beri sıcak bakmaması; ikincisi ise, Covid-19 salgını nedeniyle zaten küçülen ekonominin faiz artışı nedeniyle daha da fazla küçülmesi. Dolayısıyla, ekonomi yönetiminin bu anlamda işi pek de kolay görünmemektir. Ancak, ekonomi yönetiminin karar alma süreci ne kadar uzar ise, olası yeni bir kur artışı dalgasının Türkiye ekonomisine olan maliyeti de o denli fazla olacaktır…

Özetle; bir yandan küresel salgın nedeniyle düşen büyüme oranları, artan işsizlik, turizm gelirlerimizdeki keskin düşüş ve ekonominin geleceğine ilişkin belirsizlik; diğer yandan da eriyen döviz rezervleri, ülkeden yabancı sermaye çıkışları ve dövize olan talep artışı, döviz kurlarının yükselmesinin temel gerekçelerini oluşturmuştur. Ekonomi yönetimi, uygun para ve maliye politikası araçlarını devreye sokarak kurlarda yaşanan bu dalgalanmayı kısa dönemde durdurabilir. Ancak, uzun dönemde döviz kurlarında istikrar isteniyor ise, ihracat odaklı yapısal bir dönüşüm kaçınılmazdır…

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar