Ordu
DOLAR13.1707
EURO14.9313
ALTIN756.58
Umut ÇAKMAK

Umut ÇAKMAK

Mail: [email protected]

Döviz Kuru Artınca “Rekabetçi Kur” Oluyormuş

Bu yazıyı kaleme aldığım saatlerde dolar kuru 9,37 TL seviyesini gördü, daha sonra ise bir miktar geriledi. Kurların bu denli yüksek artışından ekonomiden sorumlu kişi ve kurumlar pek rahatsız olmayacak ki, son haftalarda yaşanan kur yükselişlerine herhangi bir ciddi müdahale gelmedi. Gerçi, döviz kurlarına müdahale edecek ne yeterli döviz rezervimiz kaldı, ne de Merkez Bankası’nın faiz silahını kullanmaya iradesi…

Döviz kurlarının sert bir biçimde yükseldiği zamanlarda ekonomi çevrelerinde dile getirilen “rekabetçi kur” söylemi yine duyulur hale geldi. Peki, “rekabetçi kur” ne demek ve döviz kurları yükseldiğinde Türkiye’nin dış rekabet gücü gerçekten artıyor mu?

Sabit döviz kuru sisteminde devalüasyon yapıldığında veya esnek kur sisteminde döviz kurları yükseldiğinde (TL değer kaybettiğinde) ihracat göreli ucuzladığı için ihracatın artması; ithalatın ise TL cinsinden göreli pahallandığı için azalması beklenir. Dolayısıyla, döviz kurlarında yaşanan yükselişler, ülkenin rekabet gücünün artmasına ve dış ticaret dengesinde (ihracat-ithalat) iyileşmelere yol açacaktır. Bu bilgi, ekonomi kitaplarında yazan ve üniversitede öğrencilere dua gibi öğretilen temel bir bilgidir.

O zaman akla şu soru gelmektedir; bu temel işleyiş Türkiye ekonomisinde geçerli midir? Devletin resmi rakamlarını da dikkate alarak açıklamaya çalışayım (TÜİK verileri):

Madem kur artışları dış ticaret dengemizi olumlu etkiliyor, o zaman Türkiye’de keskin kur artışlarının başladığı yaklaşık 4 yıl öncesine, yani 2017 yılının sonbahar aylarına gidelim. 2017 yılının Ekim ayı başında 1$=3,5TL civarlarındaymış. Şimdilerde ise dolar kurunun ortalama 9,2’lerde olduğunu varsayarsak, son 4 yılda dolar kuru yaklaşık 2,65 kat, yani %165 oranında artmış. Şimdi bir de aynı dönemde dış ticaret verilerine göz atalım:

Döviz kurlarındaki yükselişlerin 2017 yılının son aylarında başladığı dikkate alınırsa, dış ticaret verilerinde 2018 yılı ve sonrasının rakamlarına bakmak daha doğru olacaktır. Türkiye’nin 2018 yılı ihracatı yaklaşık 168, ithalatı ise 223 milyar dolar gerçekleşmiş. Aynı rakamlar 2019 yılında sırasıyla, 171 ve 202 milyar dolar; 2020 yılında ise 169 ve 220 milyar dolar gerçekleşmiş. Rakamlardan anlaşılacağı üzere, son yıllarda çok hızlı kur artışlarına rağmen, 2018-2020 döneminde ihracat 168 milyar dolardan 169 milyar dolara yükselmiş; ithalat ise, 223 milyar dolardan 220 milyar dolara düşmüş. Kısaca, dış verilerinde toplamda 3, 4 milyar dolarlık bir değişim olmuş. Döviz kurlarının 2,65 kat arttığı bir ülkede bu denli minimal bir dış ticaret verisi değişimini dikkate alarak “rekabetçi kur” söylemini gündeme getirmek ne kadar doğru sizce? Şunu da ekleyeyim, Türkiye’nin son 4 yılı değil, 1980 sonrasındaki son 40 yılı dikkate alındığında, dış ticaret rakamlarındaki değişimin temel belirleyicisi büyüme oranıdır. Bu, verilerle de tevsik edilmektedir.

Peki, Türkiye ekonomisinde “rekabetçi kur” söylemi neden geçerli olmamaktadır?

Döviz kurları yükseldiğinde ihracatın göreli ucuzladığı ve rekabet avantajı elde ettiğimiz doğrudur. Ancak, Türkiye’nin ihracatının katma-değerden yoksun ve sadece %3’ünün ileri teknoloji ürünlerinden oluştuğu dikkate alınırsa, kur artışları sonrasında ihracatımıza olan talep artışları çok küçük düzeylerde kalmaktadır. Ayrıca, ihracat içinde ithal girdi payının da yüksek olması, kur avantajını azaltmaktadır. Benzer şekilde, kur artışları sonrasında daha pahalı hale gelen ithalatımız da istenilen düzeylerde düşmemektedir. Çünkü ithalatımızın yaklaşık %75’i ara malı ve hammadde, %15’i ise yatırım mallarından (makine) oluşmaktadır. Yani ithalatımızın %90’ı, Türkiye’nin üretmesi ve büyümesi için gerekli malları kapsamaktadır. Kur artışları nedeniyle ithalat daha pahalı hale gelse bile, --büyüme oranı düşmediği sürece-- bu malların ithalatından vazgeçilememektedir. Her şeyi bırakın, ithalatımızın yaklaşık %25’inin sadece enerji ithalatına harcanması dahi, ithalatın azaltılması önünde önemli bir engeldir.

Özetle; 450 milyar dolar dış borcu ve 220 milyar dolarlık ithalat yapan bir ülkede kurların artış seyrinin dikkatlice takip edilmesi oldukça önemlidir. Rekabetçi kur söylemlerinden ziyade, kur artışlarının ekonomide yarattığı tahribatı konuşmak daha doğru olacaktır. Hele de yüksek enflasyon ve yüksek faiz oranlarından dert yanılıyorsa…

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar