Ordu
DOLAR9.5464
EURO11.1088
ALTIN547.87
Şükrü Karaman

Şükrü Karaman

Mail: [email protected]

Dünya yerinden oynar…

Bugün, ezilen, horlanan, şiddette uğrayan, taciz edilen, öldürülen kadınlarımızın günü. Bugün “Dünya Emekçi Kadınlar Günü”. 

Kimi tarlalarda, kimi plazalarda, kimi kamu veya özel sektörde çalışsa, kimi ev kadını olsa da tümünün sorunları ve yakınmaları ortak.

Eğitimlisi eğitimsizi, evlisi bekârı, yoksulu zengini tacize uğruyor, cinayete kurban gidiyor. Yoğun toplumsal mücadeleye, devlet politikasına ve kampanyalara rağmen ortak sorunları giderek artıyor.

Türkiye’nin kanayan yarası “kadın cinayetleri” hız kesmeden devam ediyor. Geçen yıl 470 kadın gözü dönmüş katiller tarafından yaşamdan koparıldı. Toplumsal sorun hale gelen cinayetlerin önü alınamıyor. Bu yılın ilk iki ayında 49 kadın, erkek şiddetinin kurbanı oldu. Ne denli ürpertici tablo.

Her dört kadından biri eşi tarafından öldürülüyor. Sözüm ona “aile namusunu koruma” adına gerçekleştirilen iğrenç cinayetler.

Özgecan Aslan, Emine Bulut, Ceren Damar, Şule Çet, Ayşe Tuba Arslan, Zeliha Erdem, Ceren Özdemir ve diğerleri katilleri tarafından acımasızca katledildi. Gazetelerin üçüncü sayfalarında kadın cinayeti haberi eksik kalmıyor. Utandıran tablonun son bulması için daha fazla toplumsal mücadeleye, eğitime ve daha sert cezai yaptırımlara gereksinim olduğu aşikâr.      

Eşini, sevgilisini, ya da boşandığı karısını herkesin önünde öldüren, ağır şekilde döven sapık ruhlular  “iyi hal indiriminden, takım elbise giymekten veya kravat takmaktan ” yararlanarak kısa süre sonra salıveriliyor. Katil sürüleri potansiyel tehlike olarak aramızda dolaşıyor. Onların ne acıma duygusu, ne de vicdanları var. Daha katı olmalı mahkemeler cani ruhlulara.

Vefakar ve çileli kadınlarımız her alanda hak ettiği değeri bulamıyor. 10 kadından sadece 3’ü çalışabiliyor. Çalışan kadınların yarısı da sigortasız, asgari ücretten bile düşük ücretle kayıt dışı emek harcıyor. Çalışamayan, evine ekmek götüremeyen kadınlar yoksulluktan fazlası ile etkileniyor. Kadın istihdamı önceki yıllara göre artsa da yine yetersiz. Türk kadınının değişmez yazgısı şiddet, dayak, cinayet,  işsizlik ve eğitim.

Kuşkusuz en büyük sorunlarından biri de küçük yaşlarda imam nikahı ile babası, hatta dedesi yaşındaki kişilerle evlendirilmeleri. Bu mutsuz evlilik ya evden kaçma ya da cinayetle sonuçlanıyor. Oysa o küçük gelinler sokakta oynayacak yaştalar. Çocukluklarını yaşayamadan evlendiriliyor masum yavrular. Bu tür evliliklerin cinayetten farkı yok. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde yaygın olan çocuk yaşta evlilikler yüz kızartıyor.

Evde, tarlada, kamu kurumlarında özel sektörde emek harcayan da, çevresine sahte gülücükler dağıtan yalılarda görkemli yaşam sürdürenler de eş, koca baskısından dertli. Eğitim düzeyi yüksek aileler de bile kadına şiddet var. Kadın olmak zor hem de çok zor. Elbette mutlu yaşam sürdüren, topluma örnek olan çok sayıda aile mevcut.

Sevindirici olan kadınlarımızın Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün kendilerine sağladığı hakları sahiplenmeleri, her platformda seslerini yükseltmeleri. Bugün de alanlarda, toplantılarda daha gür şekilde hakları için bağıracak, feryatlarını duyurmaya çalışacak.   

Alanları dolduracak kadınlar, “Kadınlar bir olsa dünya yerinden oynar” sloganını atacak. Üreten, özverili, çileli kadınlar birlikte olsa dünya yerinden oynamaz mı?

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar