Ordu
DOLAR13.1707
EURO14.9313
ALTIN756.58
Av. Cansın ÖZEL

Av. Cansın ÖZEL

Mail: [email protected]

EĞİTİMDE ÖZGÜR DÜŞÜNCENİN ÖNEMİ

Malumunuz gündemde, siyasilerin de oluşumunda yer aldığı bir vakıfla ilgili “sızdırılan” iddialar tartışılıyor. Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) adıyla faaliyet gösteren vakfa getirilen vergi muafiyetleri, tahsis edilen kamu binaları, binlerce vakıf öğrencisi ve personelinin “liyakat” esas alınmadan, işe yerleştirilmesi hususlarında ciddi iddialar ve suçlamalar söz konusu. Diğer yandan, TÜGVA Genel Başkanı Enes Eminoğlu’nun tartışılan belgelerle ilgili önce sahte olduklarını ifade edip, ardından Cüneyt Özdemir’in Youtube yayınında yaptığı, belgelerin “sızdırıldığı” itirafı da bu noktada oldukça dikkat çekicidir.

Söz konusu belgeler, basında yansıdığına göre, TÜGVA’nın yalnızca kamusal destek, teşvik ve imtiyazlardan faydalandıkları iddiaları ile sınırlı olmayıp; çok daha vahim bilgileri ihtiva ediyor. Öyle ki; haberlere göre, “sızdırılanlar” arasında vakfın ordu, emniyet ve yargı kadrolaşmasına yönelik bilgi ve belgelerin de yer aldığı ifade ediliyor.

İşte tam da bu noktada, yakın zamanda paralel yapılanmaların, eğitimde özgür düşüncenin aksine tarikat, cemaat vb dini oluşumların etkisinin nelere mal olduğuna tanık olan ve çok fazla bedel ödeyen ülkemizin hala dahi olanlardan ders çıkaramamış olması üzücüdür. Eğitim faaliyetleri yürütmek, gençlerin gelişim ve kariyerlerini desteklemek adı altında, liyakate dayalı olmayan kadrolaşmaların, devletten haksız şekilde sağlanan imtiyaz ve ayrıcalıkların meşru bir gerekçesi olmayacağı gibi; halihazırda hiçbir cumhuriyet savcısının bu vahim iddiaların üzerine gidecek cesarete sahip olmaması da ayrıca sorgulanmadır. Zira, paralel yapılanmaların üzerine gideceğini, onlardan hesap soracağını iddia eden siyasilerin, aynı dikkati, özeni ve sorumluluğu diğer tüm kadrolaşma ve yapılanmalarda da göstermesi icap etmektedir. Aksi halde, verildiği iddia olunan mücadelenin samimiyetini sorgulamaya da tüm ülke vatandaşlarının hakkı vardır.

Bu sebepledir ki, çocukların, gençlerin çeşitli tarikatların güdümünde eğitim almasının önüne geçilmesi de tek başına yeterli olmamakta; anne ve babaların da çocukların eğitim aldığı kurum ve kuruluşlar noktasında uyanık ve tedbirli olması gerekmektedir. Sorumluluğun diğer ve en büyük ayağını oluşturan siyasilerin ise, “sosyal devlet” olmanın  gereği olarak, eğitimde fırsat eşitliğini önceleyen politikalara ağırlık vermesi ve eğitim kurumlarının din ve ideolojilerin güdümünde değil; “özgür düşünce ve bilimin “ışığında hizmet vermesini amaçlaması önem taşımaktadır.

Keza, Sokrates’in de vurguladığı gibi:

Kime eğitimli diyeceğim? Ben, öncelikle koşullar tarafından yönetilmek yerine onlara egemen olan, her fırsatı yiğitçe karşılayan ve zekice hareket eden, tüm iş ve ilişkilerinde onurlu olan, huysuz kişilere ve olumsuzluklara iyi yaklaşan, ayrıca zevklerini kontrol altında tutan ve talihsizliklere boyun eğmeyen, başarıyla şımarmayan insanlara eğitimli derim."

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar