Ordu
DOLAR9.6153
EURO11.2377
ALTIN554.27
Şükrü Karaman

Şükrü Karaman

Mail: [email protected]

Ekmek, su ve gazete…

İki günlük sokağa çıkma yasağında evimize gelmeyen basılı gazetelerin ne denli önemli olduğunu gördük.

Her sabah kapımıza bırakılan, sayfalarını çevirerek okuduğumuz, mürekkep kokusunu hissettiğimiz gazetelerin iki günlük yokluğunun yaşamımızda derin boşluk oluşturduğuna tanık olduk. Bazılarının burun kıvırdığı, döneminin kapandığı savunulan kâğıt gazetelerin yazan, çizen, sorgulayan, düşünen, sürekli kendini yenileyenler için vazgeçilmezliğini iki günlük sokağa çıkma yasağında bir kez daha öğrendik.

Sosyal medya karşısında işlevini tamamladığı savunulan, aslında hiç de öyle olmayan basılı gazetelere ekmek ve su kadar gereksinim duyulduğunu virüs belası ile yeniden anımsadık.         

Sosyal medyanın yaygınlaşması, akıllı telefonların yaşamda egemen olması gazetenin, basılı medyanın geleceğini sorgular hale getirdi. Sosyal medyanın yaygınlığı, ülkemizde ve dünyada birçok gazetenin kapısına kilit vurulmasına neden oldu.  Birçok basılı gazete dijital ortamlarda yayınlarını sürdürmek zorunda kaldı.

Dünyaya gözünü açan, yayın yaşamına başlayan gazeteler ne denli sevindirici ise gazetelerin kapanması, yüzlerce basın emekçisinin işini yitirmesi de mesleğimiz adına o kadar üzücü.

Yeni yayınlanmaya başlayan gazetelerin hem meslektaşlarımızın iş sahibi olması hem de Türk basınına yeni bir soluk getirmesi, basın özgürlüğünün gelişmesine sağlayacağı katkıdan ötürü seviniyor, kapandığında doğal olarak üzülüyoruz.

Dijital ortamın yaygınlaşması ve gazetelerin kapanması üzerine  “Kâğıt gazete dönemi bitiyor mu?” sorusunu tartışmaya açtı.  İletişim uzmanları, akademisyenler, mesleğe yıllarını vermiş duayen gazeteciler sosyal medyanın günlük yaşamda egemenliğini korusa bile tiraj düşüşlerine karşın “Kağıt gazetelerin yaşamın bir parçası olarak yoluna devam edeceği” görüşünde birleşiyor.

Radyo, televizyonun, internetin ilk günlerinde de aynı yönde sorular gündeme gelmiş, değerlendirmeler yapılmıştı. O zaman da basılı gazetenin varlığının süreceği belirtilmişti. Yıllar önce tartışmalar başladığından bu yana yazılı basın, kâğıt gazeteler ekonomik alanda zafiyet yaşasa, nefes almakta zorlansa bile yayınını sürdürüyor. Çünkü kâğıt gazetenin sadık, bilinçli bir okur kitlesi hep var. Bundan böyle de olacak.

Okuyan, yazan, çizen insanlar üstüne basa basa kâğıt gazetelerin önüne hiçbir teknolojinin geçemeyeceğini düşünüyor. Haklı oldukları iki günlük sokağa çıkma yasağında açıkça görüldü.  Duyarlı okur, gazetenin, her sabah kapısına bırakılan ekmek ve süt kadar temel gereksinim olduğunun bilincinde.

Kâğıda dokunmak, gazeteyi, dergiyi, kitabı eline alarak, kokusunu özümseyerek okumak istiyor. Onu yaşamının ayrılmaz bir parçası olarak değerlendiriyor. Mürekkep kokusu okuyan kitlede alışkanlık yaptı. Bundan vazgeçmek kolay değil. Dijital gazeteler, yayınlar tıpkı sanal arkadaş gibi, dokunamıyor, yakından hissedemiyorsunuz. Elektronik medya sahici değil, bir anlamda yavan kalıyor.   Dokunulan, mürekkep kokusu hissedilebilinen, çevirdikçe büyük keyif aldığımız sayfalarıyla kâğıt gazete okurun yaşamında farklı yere sahip. İşinin gereğini yapan, kamuoyunu bilinçlendiren, sorgulatan, öğreten gazetelere her daim ihtiyaç olacak, okur sahiplenecek.

Olası yeni sokağa çıkma yasağında okuru gazetelerden yoksun bırakmayacak kararlar mutlaka alınmalı.

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar