Ordu
DOLAR9.543
EURO11.1037
ALTIN549.53
Şükrü Karaman

Şükrü Karaman

Mail: [email protected]

Emekçinin ucuz canı…

Yıllardır yazıyor, çiziyoruz iş cinayetlerinin acımasızlığını, ailelerin ocağına ateş düşürdüğünü, geride gözü yaşlı aileler bıraktığını.

Ama değişen bir şey yok. Cinayetler tüm hızı ile sürüyor, yaşamlar kararıyor.

İhmalkarlık, yetersiz önlem ve denetimlerden ötürü günde ortalama beş emekçinin canını alıyor bir türlü dindirilemeyen kanayan yara halindeki iş kazaları. Ekmek parası peşinde koşan yüzlerce işçi, her yıl cinayetlerin kurbanı oluyor.

Bu kez Sakarya-Hendek’ten geldi acı haber. Havai fişek fabrikasındaki patlama 4 emekçiyi yaşamdan koparırken, 114 işçi yaralandı. Kayıp 3 işçiyi arama çalışmaları sürüyor.

Patlamadan canlarını kurtaran işçilerin ifadeleri yine ihmalkarlığı, gerekli önlemlerin alınmayışını ortaya koydu. Kimyasal maddelerle üretim yapılan fabrikada emekçilerin koruyucu yerine günlük giysi ve ayakkabılarla çalıştığı da saptandı.

Oysa, bu fabrika son derece risk taşıyan üretim alanı. Daha önce 4 patlamanın gerçekleştiği, işçilerin yaşamını yitirdiği böylesine sabıkalı işyerinde denetimlerin daha sık yapılması, önlemlerin alınıp alınmadığı kontrol edilemez miydi? Sendikalaşmanın olmadığı fabrikada işçilere siparişlerin yetişmesi için baskı yapıldığı da ileri sürülüyor. Eğer sendika olsaydı, bu kadar başıboş bir çalışma sistemi olmaz, emekçi toplu iş sözleşmesi ile hakkını güvence altına alırdı.

Sonuçta evine ekmek götürme uğraşındaki gariban dört emekçi hayattan koptu, 3 ü de kayıp. Emekçinin canı bu denli ucuz olmamalı. Yazık değil mi onlara? Aşının, işinin peşinde yoğun çaba ile koşuştururken, ihmal ve sorumsuzluk sonucu ölmeyi hak etmiyorlar.

MÜSİAD Sakarya Şube Başkanı olan fabrika sahibine moral için yemek verilmesi ise  tam bir aymazlık ve ciddiyetsizlik. Patlamada dört emekçi canını yitirmiş, evlerinde feryatlar yükseliyor, beyler morali bozuk olan patrona yemek veriyor. Pes doğrusu.Nereden baksan rezillik, pespayelik, emekçiye değer vermeyen sorumsuz anlayış ve vicdan. Bu tablo karşısında başka ne denilebilinir ki?

Olağan hale gelen, kanıksanan iş kazaları, ne yazık ki yaşanan acı olaylara karşın bir türlü önlenemiyor, ders alınmıyor. Ülkemiz, bu alanda hiç de övünülmeyecek konumda. Söylemekten dillerde tüy bitti; Türkiye iş kazaları ve ölümlerde Avrupa’da birinci sırada yer alıyor. İş cinayetleri ve ölen işçi sayısı ne yazık ki her geçen yıl artıyor,

En çok, inşaat, maden, tarım, inşaat, ormancılık iş kollarında meydana gelen, iş cinayetleri onca çaba ve yasal düzenlemelere karşın bir türlü önlenemiyor.

Türkiye’nin iş kazalarında Avrupa’da birinci, dünyada üçüncü sırada olduğu sıkılarak açılansa da olumsuz ve utandıran sıralamanın alınan önlemlere karşın neden gerilemediği de ortaya konulamıyor .

İş kazaları,  Hendek’teki son patlamada olduğu gibi yeterli önlemlerin alınmadığı, işverenin aşırı kar hırsı ile işçileri uzun süre çalıştırdığı, baskı yaptığı  işyerlerinde meydana geliyor.

Yeterli denetimlerin yapılmaması iş cinayetlerine, işverenin aşırı kazanma hırsı ile dinlendirilmeden çalıştırılan emekçilerin bir anlık dalgınlığı da ölüme davetiye çıkarıyor

Belki de asgari ücretin bile altında bir ücretle salt ekmek parası uğruna, saatlerce emek harcayan emekçiler, iş kazalarının kurbanı olarak geride gözü yaşlı eş, ana, baba ve çocuklar bırakıyor.

Cinayetlerin durdurulması, Türkiye’nin övünülmeyecek birincilikten kurtulabilmesi ve en önemlisi emekçilerin çalışma koşullarının iyileştirilmesine yönelik yaptırımların, denetimlerin artırılmasının zamanı çoktan geçti.

İş kazaları, asgari ücret veya biraz üzerindeki maaşla ailesini geçindirmek, muhannete muhtaç olmadan yaşamlarını sürdürebilmek, çocuklarının geleceğini garanti altına alabilmek için zor koşullarda ter akıtan emekçilerin yazgısı olmamalı artık.

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar