Ordu
DOLAR9.4975
EURO11.062
ALTIN548.14
O.Rüştü BAŞ

O.Rüştü BAŞ

Mail: [email protected]

Enseyi karartmak

Sanırım bu deyim, Karadeniz’e mübadele (1924) yıllarında geldi. Babamın, Dramalı esnaf komşuları; ürettiklerini satmak için kent merkezine gelen Abülhayırlıları göstererek:

“İnşallah enseyi karartmadan köylerine dönerler” derlerdi.

Tahıl pazarı esnafı genellikle Kirazlimanı (Geçeköy/Keçiköy) Mahallesi sakinleriydi. Sabah kent merkezine gelirken güneş alınlarına vurur, akşam evlerine dönerlerken de…  

Abülhayır’dan kent merkezine gelenlerin ise; sabah da, akşam da güneş enselerindedir.

***

Demek ki, Kirazlimanı -yukarı-mahallelilerin yüzü kararabileceği kadar kararmış, (Akşam Gazetesi yazarı Çetin Altan’ın deyimiyle) “… kararma enseye geçti mi artık iflah olmaz!”

***

Sayın okur;

Buraya nereden geldim?

Suriye (İdlib’e) akşama sabaha gideceğiz. Şubat sonuna kadar verdiğimiz ültimatomun “rejim güçleri tarafından” dikkate alınmaması halinde olacaklardan   “kendi adıma” endişeliyim. Savaş çığırtkanlığı beni korkutuyor. Dilerim, bu işin içinden enseyi karartamadan çıkarız.

***

Salı günü CHP ve İYİ parti genel başkanları –sözbirliği etmişçesine-; ekonomideki daralmayı, işsiz sayısındaki artışı, esnafın zor durumda olduğunu aktardıktan sonra sordu; kredi notu düşen bir ülkeye yatırımcı neden gelsin?

Türkiye İş Bankası gibi -bağımsız kurumların- mal varlığının önce hazineye sonra varlık fonuna aktarılacağı endişelerinin dillendirildiği bir zamanda: Evet… Neden gelsin!!!

Yine burada, bankacı bir yakınımdan söz etmiştim. Çalıştığı banka -bankalara kredi bulan -yabancı sermayeli bir banka…

Türkiye’ye şu an lazım olan, günlük ödemeler için sıcak para!

Örneğin; yatırımcı için -biz- dünyada yüzde 1,5 faizle kredi ararız… Bugün bu (günü kurtarma kredisi) yüzde 7,5 faizi geçmiş durumda…

Kısa vadeli borçlanma, dolaysıyla iç piyasanın da gardını bozuyor. Sanayicinin hammadde tedariki zorlaşıyor. Zorlaşınca da, makineler susuyor… Çalışanlarına kapı gösteriliyor…

***

Gezi Direnişi sırasında “hepimiz oradaydık” imzacıları arasında değilim. Fakat bendeniz, 2013 yılı mayısında İstanbul’daydım. Hiçbir şey olmadıysa bile, o günler de bir şeyler oldu…  Elime tencere kapağı alıp terasa çıktım. Kadıköy’ü sallayan armoniye, sesimden ses kattım.

(Gezi Direnişi ile ilgili yazılarımı İstanbul’dan gönderiyordum… Çevre dostu direnişçilerin 77 ildeki sesine Ordulular da ses veriyordu. Hemşerilerimin sesine, ses katmayı başarmıştım).

***

6 yıl sonra başlayan 16 sanıklı Gezi Direnişi davası önceki gün BERAATLA SONUÇLANDI! Tek tutuklu-çevre dostu-  Osman Kavala tahliye oldu.

Kararın açıklaması sonucu “canım kızım” Berke aradı ve şöyle dedi: “Baba, ağlayacağım… Gezi davası beraatla sonuçlandı. Osman Kavala’nın tutukluluk hali sona erdi”!

Yargı kararlarında şerbetliyim ya… Allah, Allah deyip, klavyenin tuşlarına basmayı bıraktım, televizyona baktım. Az sonra, “Beraatla” ilgili alt yazı geçmeye başladı.

-Yayın Danışmanı görevimi hatırlayarak- Haber Merkezi’ndeki arkadaşlarıma; “Beraat haberini, biz de yapalım” dedim.

***

Akşamın bir saatinde yattığım yerden fırladım; Osman Kavala salıverilmemiş(!), yeni bir dava için çıkar çıkmaz tutuklanacakmış…

Yargı kararları konusunda neden şerbetliyim dediğimi şimdi daha iyi anladınız sanırım…

Enseyi karartmak bize yakışmaz!

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar