Ordu
DOLAR18.8098
EURO20.5496
ALTIN1159.2
İlyas TUNÇ

İlyas TUNÇ

Mail: [email protected]

Erik Ağaçları Çiçek Açardı

Köklerini birkaç karış daha derine indirebilse kıyısında dikildiği duvar çatlayacak, çatlayan duvarla birlikte cılız gövdesi de kaldırıma yığılacaktı. Çıkmama bu yüzden izin verilmediği için ben de onu, meyveleri dalında büzülen bu yaşlı erik ağacını, pencereden seyre dalar, çocuk aklıma aldırmadan büyüklerimi düşünürdüm. Mürekkep yerine limon suyuna batırılmış bir kibrit çöpüyle yazılan bu berrak ama görünmez düşünceleri büyüklerimden biri ışığa tutarak okusa “Boyundan büyük işlere kalkışma, bacaksız,” diyerek beni azarlayabilirdi. Yaşlı erik ağacının bir kaç ay önce patlayan ve şimdi meyve veren çiçeklerinin evimizin en büyüğü babaannemin gelin duvağındaki çiçeklerden farksız olduğu, o zamanlar, beyaz yakalıkla okula giden ağabeyimi kıskandığım zamanlar, ancak çocukça bir hayal gücüyle kavranırdı ki bunu bilse bilse erik toplayacak elleri gittikçe küçülen babaannem bilirdi. Evet, hayal gücünü kullanma bakımından babaanneme benzeyebilirdim; oysa fiziksel bakımdan onun üç beş erikle yetinen avuçlarına karşın benimkiler, hasırdan yapılmış, mavi kulplu kocaman bir pazar zembili gibi açılıyordu. Babaannesinin evliliğine tanıklık etmiş ‘bacaksız’ bir torun olarak ne Saatli Maarif Takvimi’ni ne de hamam tası uzatma bahanesiyle altın bileziklerini gösteren görgüsüz kadınlar gibi bileğimdeki oyuncak kol saatini göstermeye ihtiyacım vardı. İhtiyacım olan biricik şey, hayal gücümdü. Babaannemin hayal gücü benimkinden daha pervasızdı ki o, beş vakit namazını kılmasına rağmen, ezan okuyan bir hocaya “Hayalarını sıkmışlar, bağırıyor,” yakıştırması yapabilir ya da diğerlerinden ayırt etmek istediği bir elma türünü “sivri popo” olarak adlandırabilirdi. Benim ‘popo’ dediğime onun ne dediğini elbette tahmin edersiniz. ‘Hayaların’ anlamını ise sakın kendisine sormayın! Kaldırıma değil de bitişik odadaki yatağına henüz yığılmış babaannem, ne bir kaç karışı, çok daha derinlere kök salmış, padişahlar görmüş, 1890 doğumlu bu yaşlı erik ağacı, bence bir Osmanlı hatunundan çok bilge bir Anadolu kadınıydı. Onun kıyısında dikildiği duvarı çatlatacak hayal gücünün geri planında müthiş bir hoşgörü duygusu gizliydi ki bu duygu, biz torunlarına bıraktığı en değerli mirastı. Meyvelerin meyvesini vermiş babaannemi ne zaman seyre dalsam...

Erik ağaçları çiçek açardı!..

 

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar