Ordu
DOLAR9.782
EURO11.3961
ALTIN561.78
İhsan GÜRDAL

İhsan GÜRDAL

Mail: [email protected]

Etki Tepki Kültürümüz ve Türkülerimiz

Türkülerimiz müziğimiz, tabidir ki beni etkiledi. Araştırmalarım oldu. Bilindiği üzere türkülerimiz bizim gerek birey olarak gerekse toplum olarak kendimizi ifade tarzımızdır. Türkülerimiz adeta kimliğimizin belgeleridir. Acılarımızı, sevinçlerimizi, sevdalarımızı, gurbet ve sıla hasretlerimizi doğum ve ölümleri velhasıl bütün yaşantımızı hep türkülerle dile getirmişizdir. Saygı, sevgi, hasret, sıkıntı, çaresizlik, türkülerimizde hep vardır.

Buna verilebileceğim örnekler çoktur. Aynı zamanda bunu sazımla sözümle dile getirmeye çalışıyorum. 90 yaşındayım. Yaşadığım bir asra yakın zaman dilimi içinde, yani yarım asırlık dönemi, acısı ile tatlısıyla çok iyi hatırlıyorum. Türkülerimiz, müziğimiz 1938 Atatürk’ün ölümünden sonra 1939 Erzincan Zelzelesi ve İkinci Dünya Harbi, Türkiye’miz için talihsiz dönemlerdir. Buna rağmen, Ordu’muzda müzik ve tiyatro çalışmaları yapılıyordu. Halk evlerinin bünyesinde halkın eğitimine yönelik, ekonomik, kültürel, sosyal toplantılar ve konferanslar devam ediyordu. Biz de saz grubumuzla bu çalışmalara katılıyorduk.

O dönemlerde insanlar arasında, daha sıkı bir birliktelik vardı diyebilirim. Dini ve milli bayramlarda, bilhassa köylerde gençler ve yaşlılar o sıkıntılı günlere ve yokluklara rağmen birbirlerine daha bağlıydı. Yoksulluk vardı ama komşuluk, arkadaşlık, hısım, akrabalık ilişkileri daha iyiydi. Saygı hep vardı sevgide vardı türküde vardı.

Türk müziğinin geçmişte resmen yasaklandığı doğru değildir. Ancak müziğimizin türkülerimizin derinliği güzelliğini bilenler büyük milletimize yakışacak şekilde hareket etmişlerdir.

Müziğimizin melodik yapısını gerekse söz yapısının en güzel şekilde derlenip, toplanıp evrensel boyutlarda ilmi esaslara dayandırılması için geniş çapta çalışmalar yapılmıştır.

Büyük Atatürk’ün direktifleriyle Türk müziğimizin her dalında aslını bozmadan özüne sadık kalınarak ilmi esaslara dayandırılıp evrensel boyutlarda saygınlık kazanması hedeflenmiştir.

Muzaffer Sarısözen Türk halk müziğimizde en önde gelen isimlerdendir. Yurt çapında 1943’ten itibaren derlemeler yapılmıştır.  Bunlardan Ekrem bey, Cemal Reşit bey, Ferit Alnar, Adnan Saygun gibi müzik otoriteleri fevkalade çalışmalar da bulunmuşlardır. Daha sonra birçok müzik adamları modern tarzda operetler yazarak müziğimizin daha da güzelleşmesini ve saygınlığını sağlamışlardır.

Ancak 1950’den sonra demokrasi şemsiyesi altında batı devletlerinin Türkiye üzerinde emperyalist emelleri doğrultusunda her sahada olduğu gibi müziğimizle de folklorumuzla da oynanmak istenmiştir. Fakat bu menfi emeller sezilmiş tedbirler alınmıştır. Bu emellere müsaade edilmemiştir. Türkülerimiz bize daima dost kalmıştır.

Sohbetimin başında söylemiştim sanatın her dalına çocukluğumdan beri ilgi duydum. Resim dalı da bunlardan birisi. Yalnız benim resim tarzım ve malzemelerim ayrı bir türdür. Ağaç üzerine kızgın demirle dağlayarak yapılır.

Kaldı ki kültürümüz, türkülerimiz, müziğimiz folklorumuz sanatımızın ilmimizin, irfanımızın velhasıl bütün yaşantımızın bir bütünün parçalarıdır. Dünya namütenahi çeşitleridir ve çok ahenklidir. Yeter ki bu dengeyi bozmayalım. Ama maalesef insanoğlu bu çeşitliliğin kadrini bilememiştir. Dünyayı kirletmiştir.

Dünyanın kirliliği her saha da olmuştur. Müzikte de olmuştur. Olmaya da devam etmektedir. Bu kirlilikler değişimleri ve çeşitlilikleri getirmiştir. İnsanoğlu dengeleri bozmaktadır. Dengelerin bozukluğu toplumlarda huzursuzluk baş gösterir. Eşyanın tabiatına aykırı bir hareketi insanoğlu kendi tabiatının dışına çıkararak yapıyorsa felaketler geliyor demektir.

Ne yazık ki insanoğlu, her devirde felaketlere sebep olmuştur. İnsan bunu acil olarak görmeli hassas teraziye koyup keskin bir göz olarak tepe noktasından kendisine bakmalıdır. Böylece kendini tanımış olur. Her şeyin bir ayet olduğunu bilmelidir. Müzikte de bu böyledir. Aslı astarı neyse işin doğrusuna yani aslında dönülmesidir.  Çünkü insan ilahi vasfı olan bir varlıktır. İnsan en güzeline layıktır. Ek olarak bunları söylemek isterim.

Çeşitlilik her sahada olduğu gibi müzikte de var demiştim ancak bu çeşitlilikte edepli olmak şarttır. İnsanın genel yapısında fıtratında bu çeşitlilik vardır. Çünkü cenabı Allah tarafından akıl fikir ve hürriyetin verildiği tek varlık insandır. Çeşitlilikten hiç korkmamak lazım. Bu gerçeğe ulaşmada bir yöntemdir. Bu bilime erişmemiş insan bence noksandır. Her şeyin en güzelini en doğrusunu bu çeşitlilik içerisinde bulabiliriz.

Bayramlarımız

Bayramlar: İnsanlık adına kazanılan zaferlerin sonunda yapılan coşkulu kutlamalardır. Mutluluğun memnuniyetim ve sevincin ifadesidir. Bayramlar, aynı zamanda ferdi, toplumsal ve ulusal bir barıştır. Toplumumuzun, dolayısı ile ulusumuzun birlik ve bütünlüğünü sağlayan; sosyal, kültürel ve ekonomik dayanışmanın da sebebi ve biz mührüdür bayramlar…

Bunu çok iyi bilmeli, yaşamalı ve yaşatmalıyız. Dini ve Milli bayramlarımız arasında fark yoktur. Memnuniyetin ve sevincin ifadesi oluyorsa ki; “olmalı” ve insanlık adına kazanılmış zaferde varsa öyleyse bayramlar coşkuyla kutlanmalıdır.

Bayramlarımız Kutlu Olsun

Benim çocukluğumda bayramlar bir başka kutlanırdı. Köyümüzün orta yerinde KOCA DÜZ denilen yemyeşil çimenlik bir düzlük vardı… Biz bütün köy halkı hep beraber bayramları burada kutlardık. Yeniler için sohbetler yapılır, ceviz helvası kesilir. Toprak, toprak pekmez helvası, mısır, unundan yapılmış helva, etli pilav ve keşkek dağıtılırdı. Misafir gelenler ağırlanır ve büyüklerimiz elleri öpülür çocuklar sevindirilirdi.

Ne güzeldi o günler doğrusu özlemini duyuyorum o günler bir başka idi. Hava temizdi, sular temizdi, toprak temizdi. Şimdi her sahada olan kirlilik, bu güzellikleri yok etti. Yemyeşil koca düzümüz artık yok. Çünkü; beton yığını ve taş yığını oldu. Ormanlarımız yok oldu. Manevi değerlerimiz milli varlıklarımız örselendi. Bayramlarımız kutlu olsun

Zaman akıp gidiyor seneler ne çabukta geçiyor geçen zaman geri gelmez. Geleceği durduramayız içinde bulunduğumuz anı zamanı iliklerimize kadar yaşamalıyız diyor “Karnej” sosyolog, bilim insanı, saygı duymak gerekir. Ancak: İnsan dünyaya neden ve ne için getirildiğini bir bilebilseydi. Mal mülk para servet sağman için bu densizlikleri yapar mıydı? Bayramınız kutlu olsun.

Şunu demek istiyorum ki kendimizi hassas bir vicdan terazisinde tartarak. Dini ve milli  bayramlarımızın ama felsefesi doğrultusunda kendimizi sorgulayamıyorsak başkalarının teftiş etmekten kendimizi teftişe zaman ayırmıyorsak iyi hal ve ahval içerisinde olduğumuzu söyleyebilir miyiz.  Bence haayır…

Yine de Bayramımız Kutlu Olsun

İhsan Gürdal

Ordu El Sanatları Yaşatma ve Geliştirme Derneği Başkanı

 

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar