Ordu
DOLAR9.5499
EURO11.097
ALTIN549.87
Av. Cansın ÖZEL

Av. Cansın ÖZEL

Mail: [email protected]

Evlilik ve ebeveynlik ehliyetine ilişkin

Geçtiğimiz hafta, bir babanın (!)kurban etmek amacıyla öz oğlunu ağır yaraladığı ile ilgili haberlerin şokunu ve üzüntüsünü henüz atlatamamışken; bu kez de, Konya’da bir babanın, “kendisi gibi günahkâr olmasını istemediği” için katlettiği oğlunun haberi ile dehşete düştük.

Tüm bu gelişmeler, (her ne kadar, insan hakları bağlamında tartışma yaratacaksa da); tarafımda bir kez daha evlilik ve çocuk sahibi olma hususunda yetişkinlere “sınırsız” bir hak ve yetki verilmemesi gerektiğine ilişkin fikri sağlamlaştırdı.

Bildiğiniz üzere, evlilik öncesi devletin talep ettiği bir takım sağlık testleri yapılmakta; ne var ki, bu testler yalnızca kalıtsal hastalıkları, kan uyuşmazlıklarını ve cinsel yolla bulaşan hastalıkları tespit etmek amacıyla sınırlandırılmaktadır. Diğer bir ifadeyle, çiftlerin “akıl sağlığının evliliğe uygun olmadığı haller” dışında, evlenmelerine bir engel bulunmamaktadır. Ne var ki, yalnızca akıl hastalığı sağlık raporlarına işlenmiş hastaların haricinde, evlenmeye ve çocuk sahibi olmaya yetkin olmayan çok sayıda “gizli” hastanın bulunduğu da aşikârdır. İşte tam da bu noktada, devlet tarafından, evlilik için başvuran çiftlerin (yalnızca akıl hastalığını tespit etmeye yarar test ve taramalarla yetinmeksizin) çok kapsamlı ve ayrıntılı psikiyatrik muayeneden geçirilmesi büyük önem arz etmektedir.

Nitekim çocuklar bizim mülkiyetimizde olan varlıklar değildir. Salt “çocuk sahibi olmayı istemek”, çocukların sağlıklı bir fiziksel ve psikolojik çevrede büyüme ihtimali mevcut değilse, yalnızca “bencillik” değil; aynı zamanda insan hakları ihlali olarak da değerlendirilebilmektedir. Bu bağlamda, evlilik öncesi psikolojik muayene ile yetinilmeyip; ayrıca evlilik ve ebeveynlik eğitimlerinin de (etkin ve nitelikli içeriklerle) zorunlu kılınması icap etmektedir. Diğer yandan, bu tarama ve eğitimlerin evliliğe kadarki aşama ile sınırlandırılmayıp; düzenli aralıklarla evlilik sonrasında da gerçekleştirilmesine ilişkin devlet uygulamaları hayata geçirilmelidir.

Tüm bunların haricinde, bilhassa ülkemizde ikamet eden sığınmacılar öncelikli olmak üzere, tüm yurtta doğum kontrol yöntemleri ile ilgili bilinçlendirme çalışmalarının bizzat devlet eliyle yürütülmesi ve teşvik edilmesi amaçlanmalıdır.

Unutmayalım; “Bir çocuk yetiştirmek için bir köy gerekir.”

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar