Ordu
DOLAR9.262
EURO10.7921
ALTIN526.39
Umut ÇAKMAK

Umut ÇAKMAK

Mail: [email protected]

Evrensel Temel Gelir Kavramı Üzerine Bir Değerlendirme

Evrensel Temel Gelir (ETG) veya kısaca Temel Gelir kavramı, özellikle Aralık 2019’da Çin’de ortaya çıkan Covid 19 pandemisi sonrasında siyasi ve iktisadi arenada çok tartışılır hale gelmiştir. Aynı zamanda bu konu, Sosyal Güvenlik Kurumu Strateji Başkanlığı’nda Sosyal Güvenlik Uzmanı olarak görev yapan ve benim de doktora tez öğrencim olan Faruk Kahvecioğlu’nun devam eden doktora tez çalışmasıdır. Tez öğrencimin çalışmasına da referans vererek konuyu özetlemeye çalışayım:

ETG, bir ülkenin veya bir coğrafi bölgenin tüm vatandaşlarına, gelirleri, kaynakları veya istihdam durumlarına bakılmaksızın, belirli bir miktar nakit transferi sağlamayı ifade eden bir uygulamadır. Başka bir ifadeyle; ülkenin her bir ferdine, herhangi bir çalışma ve gelir testi zorunluluğu olmaksızın ve de koşulsuz olarak devlet tarafından bir gelir sağlanmasıdır. Bu tanımda yer alan “temel” kavramı, bir kişinin toplumda hayatını idame ettirebilmesi için gerekli asgari ihtiyaç düzeylerini ifade etmektedir.

Esasında, her ülkede olduğu gibi Türkiye’de de devletin sosyal yardımları mevcuttur. Ancak, ETG desteğinin diğer sosyal yardımlardan temel farkı, hane halkı yerine bireylere nakit desteğin sağlanması ve kişinin diğer gelirlerinden bağımsız olarak devlet tarafından bu ödemenin yapılmasıdır.

Peki, ETG uygulamasının nihai amaçları nelerdir?

Çok açıktır ki, ETG desteğinin temel hedefi fakirlikle mücadele etmektedir. Fakirlikle mücadele etmenin en önemli yollarından birisi de, ülkelerde gelir dağılımı adaletinin mümkün olduğunca iyileştirilmesidir. Dikkat çekmek gerekir ki, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2019 yılı Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması sonuçlarına göre, Türkiye’de en zengin %20’lik kesimin geliri, en fakir %20’lik kesimin gelirinin yaklaşık 7.4 katıdır. Hatta Türkiye, 36 ülkeden oluşan Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) üyeleri arasında Meksika ve Şili’den sonra gelir dağılımı en bozuk 3’üncü ülkedir.

ETG uygulamasının bir diğer amacı da, artan nüfus ve teknolojik ilerleme nedeniyle açığa çıkan işsizlere bir nebze de olsa maddi katkı sağlamasıdır. Kaldı ki, ETG uygulamasının son zamanlarda tekrar gündeme gelmesinde, Covid 19 küresel salgınının dünya ekonomisinde işsizlik oranlarını artırması önemli bir rol oynamıştır.

Peki, ETG uygulamasına karşı çıkan görüşler nelerdir?

En temel karşı argüman, bu uygulamanın devletin bütçesine çok ağır yükler getireceği ve bu yüzden uygulama imkanının zor olduğudur. Başka bir ifadeyle, eğer devletin ETG destek miktarı az olursa, fakirlikle mücadelede etkinlik azalacak; destek miktarı fazla olursa da kamunun bütçe maliyeti artaracaktır. ETG uygulamasına karşı çıkan bir diğer görüş ise, bu uygulamanın insanların çalışma şevkini azaltacağı yönündedir. Ayrıca, ETG uygulaması kötü çalışma koşullarına ve düşük ücretlere de yol açabilecektir. Çünkü devletin sağladığı ek temel gelir, işverenlerin işçi ücretlerini düşürmesine neden olabilecektir.

Bu konuya ilişkin farklı görüşler bulunsa da, siyasete ve ekonomiye yön verenlerin ağırlıklı görüşü, sosyal devlet anlayışıyla bağdaşan ETG uygulamasının hayata geçirilmesi yönündedir.

Bu konuda benim görüşüm ise şudur: Türkiye’de fakirliğin azaltılması ve gelir dağılımının iyileştirilmesi için tek başına ETG desteği yeterli olmayacaktır. Dolaylı ve dolaysız vergi paylarının tam tersine çevrilmesi, artan oranlı gelir vergisinin daha adaletli düzenlenmesi (en üst vergi diliminin yükseltilmesi), servet vergisine ağırlık verilmesi, asgari ücretten verginin kaldırılması gibi vergi sisteminde yapılacak temel ve kökten değişikliklerle birlikte uygulanacak ETG desteği, Türkiye’de fakirliğin azaltılmasına ve gelir dağılımı adaletinin sağlanmasına ancak katkı sağlayabilir. Bu iki koşulun hayata geçirilmesi ise, çok güçlü bir siyasi irade gerektirir.

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar