Ordu
DOLAR9.516
EURO11.0919
ALTIN546.38
Şükrü Karaman

Şükrü Karaman

Mail: [email protected]

Eyvah eyvah…

Son günlerde yükselen vaka sayıları, hekim ve sağlık çalışanlarını isyan ettirmeye başladı.

Virüsün Türkiye’de ilk saptandığı 10 Mart’tan bu yana her türlü tehlikeyi göze alarak özveri ile koşuşturan sağlık emekçileri, toplumun duyarsızlığı karşısında iyice yıldı, moralini ve özgüvenini yitirme aşamasına geldi. Son 15 günde 10 arkadaşını virüse kurban veren hekimler, yoğun emeklerinin boşa gitmesine üzülüyor. Hastaneler doldu taştı. Sağlık Bakanı, bu yöndeki açıklamaları doğrulamasa da yoğunluktan yeni hastalara yatak bulunamadığını meslek örgütleri ısrarla duyuruyor. Gece gündüz demeden 24 saat emek harcayan sağlık çalışanları bu tablo karşısında haklı olarak isyan ediyor.

Aylarca evlerine gitmeyen, ailesinden uzak kalan sağlık emekçileri yorgunluktan tükendi. Covid-19’dan ötürü hastalanan veya yaşamını yitiren sağlık emekçilerinin Sağlık Bakanlığı’nca “meslek hastalığı” olarak kabul edilmemesinden duygusal olarak etkileniyorlar. Bir yanda toplumun duyarsızlığı, diğer yanda emeklerinin karşılığını alamamaları sağlık ordusunun motivasyonunu iyiden iyiye düşürüyor.  

“Eyvah eyvah” dedirtme aşamasına gelen olumsuzluk karşısında onlar yine de insan sevgisi, meslek tutkusundan ötürü canlarını yitirme pahasına görevlerinin başındalar. Bekledikleri tek şey, kurallara uyulması, halkın kendilerine karşı anlayışlı ve sağduyulu davranması. Zor koşullarda görev yapan sağlık emekçilerine karşı hala magandaların saldırıda bulunması aklı başında insanları çıldırtıyor. Ne iflah olmaz, beton kafalar var aramızda. Şaşırmamak elde değil.   

1 Haziran’dan itibaren başlayan yeni normalleşme ve tatil rehaveti ile birlikte hiç şakası olmayan salgın korkutucu boyuta ulaştı. Günlük vaka sayıları nisan ve mayıstaki gibi 1500’leri buldu. İnsanlar öyle sorumsuzlaştı ki, “maske, mesafe ve hijyen” uyarıları artık hiç dikkate alınmıyor. Yanı sıra, kalabalık oluşmasın diye 30 Ağustos kutlamalarına sınırlama getirilirken, bazı yerlerde bunun aksi toplanmaların gerçekleşmesi dikkat çekiyor.

Eylül ve ekimde salgının daha artacağı uyarısı sürekli yineleniyor. Okullarda, eğer açılabilirse 21 eylülde ders başı yapılacak. Ne var ki, her akşam kamuoyuna duyurulan rakamlar iç açıcı değil, umut vermiyor. “Turizm canlasın” gerekçesiyle yurt dışından gelen turistlere test uygulanmıyor. Özellikle salgının en üst düzeyde olduğu Rusya’dan ellerini kollarını sallayarak gelenler çok sevdikleri Antalya’da günlerce konaklıyor. Bilim insanları bundan oldukça kaygılı. Faturasının önümüzdeki günlerde çıkmasından korkuyorlar. Oysa, yurt dışına giden Türk yurttaşlar test yaptırmadan adımını atamıyor.

“Kurban Bayramı’nda kısıtlama uygulansaydı, tatil beldelerine akın sınırlansaydı bugünkü korkunç tablo oluşmazdı” demek hiç yanlış olmaz. Eğer böyle devam ederse, önümüzdeki günlerde hafta sonu sokağa çıkma yasağı ve diğer önlemlerin hayata geçirilmesi kuvvetle muhtemel. Bir kez daha vurgulayalım; belanın bir an önce kovulmasının ve vaka sayısını azatlamanın yolu toplumun duyarlı davranmasından, herkesin kurallara uymasından geçiyor. Sağlık çalışanlarının özverili emeğine saygıdan bunu yapalım.

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar