Ordu
DOLAR9.6153
EURO11.2377
ALTIN554.27
Umut ÇAKMAK

Umut ÇAKMAK

Mail: [email protected]

Faiz Oranları Karmaşası

Fakültede öğrencilerimin en çok karıştırdığı tanımlar arasında faiz oranları geliyor. Gördüğüm kadarıyla, ekonomiye çok fazla merakı olmayan insanların da faiz oranları hakkında kafası biraz karışık. Burada bahsettiğim, nakit ihtiyaçlarımızı karşılamak için bankadan çektiğimiz ihtiyaç, taşıt veya konut kredisi faizleri değil. Bankaya para yatırdığımızda elde ettiğimiz mevduat faizi de değil. Bunların ne olduğunu zaten hepimiz biliyoruz. En çok kafa karıştıran faiz oranları ise; piyasa faiz oranı, gösterge faiz oranı ve politika faiz oranı…

Devletin paraya ihtiyacı olduğu zaman, bu parayı piyasadan (bankalardan) ihale yöntemiyle borç olarak alır. Bu borçlanma kabaca şu şekilde gerçekleşir: Devlet, piyasaya Devlet Tahvili veya Hazine Bonosu satar, karşılığında ise piyasadan ödünç para alır. Borcun vadesi dolduğunda, devlete borç para verenler ellerindeki tahvil veya bonoyu devlete geri verirler, devlet de onlara bu hizmetleri karşılığında faiz ödemesi yapar. Tahvil ve bono arasındaki temel fark, tahvillerin vadesinin 1 yıl ve üzeri; bonoların vadesinin ise 1 yılın altında olmasıdır. Ancak, her ikisi de en nihayetinde devlet için borç senetleridir. Bu yüzden, devletin piyasaya sürdüğü tahvil ve bonoya Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) denir. Tahvil ve bonolar özel sektör tarafından da piyasaya sürülebilir.

İşte, bu DİBS’lerin faiz oranına “piyasa faizi veya Hazine faizi” denir. DİBS faiz oranlarını, devlete borç veren taraf olan piyasa aktörleri/bankalar belirler. Piyasa aktörleri bu faiz oranını belirlerken beklenen enflasyon oranını dikkate alırlar ve şöyle düşünürler: “Piyasa faiz oranı enflasyon oranının üzerinde olmalı ki, vade sonunda satın alma gücüm (paramın reel değeri) düşmesin.”

Devlet bu piyasa faizlerine müdahale edemez, belirleyemez. Devletin bu faiz oranına müdahale ettiği ve düşürmeye çalıştığı dönemlerden birisi 1993/94 Çiller Hükümeti zamanında olmuştur. Ancak, bu faiz müdahalesi ve devamında gerçekleşen hükümetin borçlanma ihalesi iptalleri, 1994 krizini tetikleyen nedenler arasında sayılmış ve kitaplarda yerini almıştır.

Belirtmek gerekir ki, hükümetler, farklı vadelerde ve farklı miktarlarda borçlanma gerçekleştirerek piyasaya birçok DİBS satarlar. Peki, hangi DİBS’in faiz oranı piyasa faiz oranını temsil edecektir? Vadesine iki yıl kalmış, 3 veya 6 ayda bir kupon ödemesi olan ve piyasada en çok işlem gören Devlet Tahvilinin faiz oranı piyasa faiz oranını temsil edecektir. Bu faiz oranına ise, “gösterge faiz oranı” denir. Gösterge faiz oranı tahvilin faizi olduğu için, pek tabii ki bunu da piyasa belirler.

Şimdi de gelelim politika faizine. Politika faizi, bir hafta vadeli repo işlemlerinde uygulanan faiz oranıdır. Başka bir ifadeyle, bankaların Merkez Bankası’ndan aldığı bir hafta vadeli ödünç paranın yıllık bileşik cinsten faiz oranıdır. Politika faizi, Merkez Bankası’nın en önemli para politikası araçlarından birisidir. Bu faiz oranı, fiyatlar genel seviyesini, döviz kurlarını, banka ve finans kurumlarının piyasaya uyguladığı faiz oranlarını etkileyebilmektedir. Bankalara ödünç para veren taraf Merkez Bankası olduğu için, politika faiz oranını da Merkez Bankası belirler. Hükümetin yüksek bulduğu için sıklıkla eleştirdiği ve sürekli değişen Merkez Bankası Başkanlarının değiştirilme nedeni olarak da tahmin edilen faiz oranı, işte bu politika faizidir.

Politika faiz oranı ile piyasa faiz oranı arasında doğrudan bir ilişki yoktur. Çünkü ilkini Merkez Bankası, ikincisini ise piyasalar belirler. Ancak, Merkez Bankası politika faizini belirlerken gelecek dönem enflasyon beklentisine odaklandığı için, piyasa faizlerini de etkilemektedir. Başka bir ifadeyle, politika faizindeki bir değişiklik, piyasa faiz oranlarını da aynı yönde peşinden sürüklemektedir.

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar