Ordu
DOLAR9.262
EURO10.7921
ALTIN526.39
Yalçın Şimşek

Yalçın Şimşek

Mail: [email protected]

Fenerbahçe sıkıntısı

‘Damarım kesilse kanım sarı lacivert akar,’ diyenlerden olmasam da, kendimi bildim bileli koyu bir Fenerbahçeli sayılırım.

Şampiyonluğa ve Türkiye kupasını kaldırmaya yıllardır hasret kaldığımız için, Galatasaray maçına lig lideri olarak girmemiz hayli önemliydi. Güzel bir galibiyetle liderliğimizi perçinleyebilir, puan farkını açabilirdik.

Liderdik ama oynanan oyundan hiç memnun değildim. İnanmış, hırslı, azimli, mücadeleci futbolculardan oluşan bir takım kuramadığımız için, keyifsiz, coşkusuz bir futbol oynuyorduk. Bu sezon da, “golü at, üzerine yat” taktiği geçerliydi anlaşılan.

Oysa lige iyi başlayamayan Beşiktaş, Galatasaray, Trabzonspor kısa sürede toparlanarak keyifli, hırslı ve coşkulu bir oyun sergiliyorlardı. Hatta lige bu sezon giriş yapan Hatay ve Karagümrük gibi takımlar bile oynadıkları coşkulu futbolla üst sıralara tırmanmayı başarmışlardı...

Üstelik her spor dalı gibi futbol da bir eğlenceden ibaretti aslında. “Hatice’ye değil neticeye bak,” diyenler, futbolu bir keyif, bir eğlence olarak değil, ne olursa olsun mutlaka kazanılması gereken bir savaş olarak görendi. Oyundan aldıkları zevk ve hazdan daha çok, sonuç önemliydi onlar için.

Oysa güzel, coşkulu ve keyifli bir futbolla elde edilemedikten sonra, sonuç galibiyet de olsa, insanın aldığı haz da keyif de tatminkâr olmuyordu. Aslında buz pateninden bir farkı yok futbolun. Nasıl ki insan, pistte kayanların yaptığı artistik hareketlerle heyecanlanıyor, keyif alıyor ve alkışlıyorlarsa, futbolda da sahada yapılan hareketler önemliydi.

Hatta gollerden daha çok, o golün atılış biçimi heyecanlandırıyordu insanı. Sıradan değil, estetik bir gol, daha fazla keyif, daha fazla heyecan, daha fazla haz demekti.

Gol ve estetik lafını birlikte kullanınca, akla gelen ilk futbolcu Hataysporlu Aaron Boupendza oluyordu tabii ki. Gol krallığı yarışında 17 golle açık ara önde olan, attığı estetik golleri günlerce konuşulan bu harika futbolcunun yaşı 23, maliyeti ise sadece 300 bin Euro.

Fenerbahçe sanki koleksiyon yapar gibi milyonlarca dolar harcayarak Ademi, Sosa, Samatsa, Papiss Cissé, Sinan Gümüş, Filip Novak, Mert Hakan Yandaş gibi önüne geleni alsa da, hala oynadığı ruhsuz futbolla taraftara sinir krizi geçirtmeye devam ediyor.

Cumartesi akşamı sadece Galatasaray’a yenilmekle kalmadık, liderliği de kaptırdık.

Yeter artık!.. Bu taraftar hırssız ve coşkusuz futboldan da, korkak, ürkek teknik direktörlerden de çok çekti. Ya bırakıp gidin ya da gerekeni yapın!..

Bir Fenerbahçeli olarak bu yazıyı yazmama neden olan Ahmet Yiğit’i ve tüm Galatasaraylıları kutluyorum.

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar