Ordu
DOLAR9.6153
EURO11.2377
ALTIN554.27
Şinasi KARA

Şinasi KARA

Mail: [email protected]

FIRINLI MISIR UNU

Benim çocukluğumda, köylü mısır ekmeği yerdi. Buğday ekmeğinin adı has ekmek idi. Has ekmeği, şehirliler ve zenginler yerdi. Hasta ziyaretine gidilirken, armağan olarak has ekmek götürülürdü.

Mısırları zenginler, serendi denilen ahşap yapılarda saklardı. Serendi sahibi olmak prestij sayılırdı. Fakir halk ise, mısırları fındık çubuklarından örme, Çit denilen korunaklı yerlere koyardı.

Çitteki mısır bitmeye başlayınca, sofraya daha az ekmek konurdu. Genellikle mısır yetmez, fakir halk zahire arayışına çıkardı. Bir öğün yemek için, insanların bir gün çalıştığını hatırlıyorum.

Eylül ayı geldiğinde mısırlar kesilir. Soyulmadan önce, çıtıman yapılırdı. Çıtımanda mısır çabuk kuruyordu. Kurumayan mısırı, değirmen un haline getiremezdi. Mısırlar ise kolay kurumuyordu. Kurutmak için fırın kullanılıyordu. Durumu iyi olanların bahçelerinde, mısır kurutma fırını vardı.

Kadıncık köyündeki dayılarımın fırınında, mısır kurttuğumu hatırlıyorum. Mısır çuvalları atla taşındığı için, Kadıncık Köyü bize bir hayli uzak gelirdi. Bacaklarımın beni taşımadığını hatırlıyorum. Mesafenin uzak olması, fırında kurmuş mısırdan yapılan ekmeğin tadına değiyordu.

Bu alışkanlık Birnur Hanıma da geçmiş. Orduya her gittiğimde, fırınlı mısırdan yapılmış un siparişi veriyor. Bu yıl aramadığım yer kalmadı. Bulamadım.

Yaşam biçimi değişiyor. Eski gelenekler ve tatlar kayboluyor.

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar