VAKIF KATILIM
Ordu
DOLAR17.9413
EURO18.2575
ALTIN1024.7
Şükrü Karaman

Şükrü Karaman

Mail: [email protected]

reader

Gariban basın emekçileri…

Çoğunun ne sosyal güvencesi, ne de sendikası vardır. Ellerine geçen asgari ücret veya üzerinde bir parayla meslek aşkına saatlerce mesai kavramı olmaksızın haber peşinde koşarlar.

Her türlü tehlikeyi göze alarak sırf kamuoyunu aydınlatma görevini yapmaya çalışırlar. Yeri gelir baş tacı edilir, yeri gelir hakarete uğrar, dayak yer, hapsedilir, hatta öldürülürler. Halkın haber alma hakkı için gerçeğin peşinde koşar, sigortasız-sendikasız çalışır, işten atılır, bir anda kendilerini kapının önünde bulurlar.

Bu denli zor, bir o kadar da zevkli meslektir basın emekçiliği. Tek amaçları, saatler, günler, aylarca peşinde koştukları, emek verdikleri haberin gazetelerde, televizyonlarda ve sosyal medyada yayınlanması, emeğinin ederini bulmasıdır.

Plaza gazetecileri değil, gerçek basın emekçileridir onlar. Bazı anlı şanlı, burnundan kıl aldırmayan kaşarlanmış, dolarla maaş alan gazeteciler gibi lüks yaşam sürmez, mesleğinin hakkını veren düşük ücretle emek harcayan çileli gazetecilerdir onlar.   

Önceki gün “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü” idi. 4 Ocak 1961’de kabul edilen ve basın çalışanlarına bazı haklar ve yasal güvence sağlayan “212 sayılı yasa”10 Ocak’ta Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Bundan ötürü 10 Ocak kutlama günü oldu.

Yasa ile önemli kazanımlar elde eden gazeteciler aradan geçen süreçte haklarında önemli kayıplar yaşadı. En azından, 212 sayılı yasa işlevini oldukça yitirdi. Yasanın eksiksiz uygulandığı günlerde sendikal haklarını olabildiğince kullanarak sendikalı olan gazeteciler, artık bu hakkı kullanamaz konumda. Basın özgürlüğü sırlamasında en altlarda yer alıyor Türkiye.

Medya sektöründe sendikalı gazeteci yok denecek kadar az. Sendikalı olanlar da toplu iş sözleşmesi hakkını yeterince kullanamıyor. Giderek işlevini yitiren 212 sayılı yasanın yanı sıra kamuoyunda da gazetecilere yönelik baskı, şiddet, taciz giderek artıyor.  Haberlerinden, yazılarından ötürü gazeteci adeta günah keçisi haline getiriliyor. Oysa, ne zor koşullarda kamuoyu görev yaptığı göz ardı ediliyor. Aslında gazetecinin, yazarın yazgısıdır tehdit edilmek, mahkemelerde süründürülmek, hapse atılmak, en acısı katledilmek.

Hasan Tahsin, Sabahattin Ali, Abdi İpekçi, Uğur Mumcu, Çetin Emeç, Ümit Kaftancıoğlu, , Ahmet Taner Kışlalı, Bahriye Üçok, Turan Dursun, Metin Göktepe, Hrant Dink, Sami Başaran, Kamil Başaran ve diğerleri savundukları düşüncelerinden, haberlerin, yazılarından ötürü hain saldırılar sonucu yaşamını yitirdi.

Yazdığı haber veya yazıdan ötürü kızabilir, öfkeye kapılabilirsiniz. Ancak hiçbir neden gazeteciye, yazara saldırıyı, dövmeyi, öldürmeyi haklı kılmaz. Toplumun kirletilmesine, kandırılmasına, yağmalanmasına, haksızlıklara azınlıkta kalsalar da “dur” demek için çırpınıp dururlar. İşte bu nedenle sevilmez, dövülür, öldürülür, ortadan kaldırılır işini yapan, meslek aşığı, ilkeli, dürüst gazeteciler.

Gariban basın emekçilerinin geçmiş “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’”ü kutluyorum.

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar