Ordu
DOLAR9.6093
EURO11.1936
ALTIN552.26
Umut ÇAKMAK

Umut ÇAKMAK

Mail: [email protected]

Gelecek Nesillere Bu 3 Önemli Sorunu Devretmeyelim

Türkiye’nin sosyo-ekonomik sorunlarını sizden saymanızı istesem, herhalde adaletten, insan haklarından, işsizlikten, geçim sıkıntısından, pandemiden ve benzeri konulardan dem vurursunuz. Haksız da sayılmazsınız. Bana göre ise, ülkemizin kalkınması ve gelecek nesillerin refahı için Türkiye’nin öncelik vermesi gereken üç temel sorun bulunmaktadır:

Bu temel sorunların ilki, “temiz toplum” yapısının ve anlayışının Türkiye’de güçlü bir şekilde oluşturulmasıdır. Temiz toplum kavramı; en başta ahlaki değerlerin güçlü olmasını, yolsuzluktan, rüşvetten ve adam kayırmadan arınmış toplumsal bir yapıyı ve de liyakate dayalı (meritokrasi) devlet yönetimi anlayışını kapsamaktadır. Bütün bu unsurların önemli bir koşulu ise, pek tabii ki, güçlü bir hukuk sisteminin varlığıdır.

Daha önceki yazılarımda da bahsettiğim üzere, örneğin Singapur ve Güney Kore gibi Asya ekonomileri 1960’lı yıllardaki iktisadi kalkınmalarının ilk aşamalarında yolsuzluk ve uyuşturucuyla mücadeleye, hukukun üstünlüğüne ve de liyakate dayalı bir devlet yönetimi anlayışına çok fazla önem vermişlerdir. Çünkü bu ülkelerin yöneticileri biliyordu ki, ülkeye yabancı yatırım çekmek ve ekonomik kalkınmak için bunlar ön koşuldu. Haklı olduklarını da kısa bir süre içinde dünyaya kanıtladılar zaten.  

Türkiye’nin çözmesi gereken temel sorunlardan ikincisi, küresel ısınmanın da etkisiyle gün geçtikçe ağırlaşan su sorunudur. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın 2018 yılının sonunda yayınladığı Türkiye Çölleşme Risk Haritasına göre, Türkiye topraklarının %52'sinin orta, %19’unun ise yüksek risk grubunda yer aldığı ve dolayısıyla Türkiye’nin %71’inin çölleşme riski altında bulunduğu vurgulanmıştır. Çölleşme ve kuraklığın artması ise; erozyona, toprak örtüsünün yok olmasına, tarımsal ürün ve biyolojik çeşitliliğinin azalmasına yol açmaktadır. Eğer Türkiye iklim değişikliği ve çölleşmeyle mücadele etmek istiyorsa, arazi tahribatını önlemeli, sera gazı salınımlarını azaltmalı ve de en önemlisi doğasını ve ormanlarını korumalıdır. Hatta korumakla kalmayıp, ağaçlandırmayı artırmak için seferberlik başlatmalıdır. Türkiye’nin fiziki haritasına göz gezdirdiğinizde, ne demek istediğim çok daha iyi anlaşılacaktır.

Dolayısıyla, Türkiye’nin mevcut ormanlarını korumaya ve ağaçlandırmaya bir an önce daha fazla ağırlık vermesi, artık keyfi değil, elzemdir. Çünkü ağaç yoksa su yoktur, su yoksa yiyecek yoktur; hayat yoktur...

Üçüncü temel sorun ise doğrudan ekonomi ile ilgilidir. Yazılarımı takip edenlerin hemen hatırlayacağı üzere, Türkiye’nin en önemli iktisadi sorunlarından birisi (bence en önemlisi), döviz tasarruf açığı sorunudur. Belirtmek gerekir ki, bu ülkede yaklaşık son 70 yıldır karşı karşıya kalınan ekonomik krizlerin ve uygulamaya konulan istikrar programlarının temelinde döviz kıtlığı sorunu yatmıştır. Özellikle döviz kurlarına istikrar kazandırılması ve ekonominin finansal kırılganlığının azaltılması için Türkiye’nin güçlü döviz rezervlerine ihtiyacı vardır. Diğer ülke deneyimlerine bakıldığında, petrol, doğalgaz veya maden gibi doğal kaynak zengini değilseniz, döviz tasarruf açığını kapatmanın yolu ihracat temelli büyümedir. Dolayısıyla, Türkiye’nin teknoloji içerikli ve yüksek katma-değerli ihracata ağırlık vermesi, ekonominin dış rekabet gücünün artırılması ve bu sayede de döviz rezervlerinin yükseltilmesi için son derece önemlidir.

Gelecek nesillere toplumsal huzuru yüksek ve ekonomisi güçlü bir ülke bırakmak istiyorsak, yukarıda özetlemeye çalıştığım bu üç konuya ağırlık verilmesi yerinde bir karar olacaktır. Özellikle siyasi partilerin bu temel sorunların çözümüne ilişkin kapsamlı planlarının olmasının ve de bu planlarını halka cömertçe duyurmasının, partilerin oy potansiyelini artırabileceği kanısındayım. Terörle bağı olmayan ve bu ülkeyi koşulsuz seven siyasi partilere bu köşeden hatırlatmak istedim.

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar