Ordu
DOLAR18.6168
EURO19.2874
ALTIN1042.3
Sezai KESKİN

Sezai KESKİN

Mail: [email protected]

reader

GIDA GÜVENLİĞİ

Alışverişe gittiğiniz markette alacaklarınızı seçerken 'bunlar güvenli mi, katkı maddesi içeriyor mu' gibi sorular çoğumuzun aklından geçer. Biliyorum canınız sıkılacak, yüreğiniz kabaracak fakat, gerçekleri öğrenmeniz lazım. Daha yumurtadan çıkar çıkmaz civcive antibiyotik veriliyor. Kemikleri gelişmesin, sadece et yapsın diye... Tavuklar tarladaki patatesler gibi hiç kıpırdamadan yetiştiriliyor. Bıraksanız bile kıpırdayamıyorlar. Bu inanılmaz bir vicdansızlık. Sonra, görüyoruz her gün gencecik insanlar kansere yakalanıyor.

 

Sağlıklı beslendiğinize emin misiniz? İçtiğiniz sütün meralarda otlamış semiz hayvanlardan peynir, tereyağı, yoğurdun o sütten yapıldığına inanıyor musunuz? Ya da kahvaltıların baş tacı yumurtaların özgür tavuklardan geldiğini? Yediğimiz veya içtiğimiz gıdaların içerisine nelerin katıldığını biliyor muyuz? Bu sorunun cevabını vermek gün geçtikçe zorlaşıyor. Hızla artan nüfus sebebiyle gıdaların daha büyük hacimde üretilmesi, uzun süre dayanıklılık gerektirmesi gıda katkı maddeleri kullanılmasına yol açmıştır.

 

Marketler artık içeriklerinin şüphe yarattığı gıdalarla dolu. Üzerinde 'doğaldır' yazan birçok aromalı içeceğin, renkli şekerleme paketlerinin etiketlerine büyüteci çevirdiğimizde farklı sonuçlarla karşılaşıyoruz. Açık veya paketlenmiş tüketime sunulan aldığımız her markada kimyasal karışım bulunup bulunmadığını elbette bilemeyiz ancak sürdürülebilir bir hayat için işlenmiş gıdalardan mutlaka uzak durmamız gerektiğini bilmeliyiz. Bu yazı organik beslenmenin önemini fark etmemiz için hazırlanmıştır.

 

Gıda sektörüne, raflara ve dolayısıyla bedenimize giren belirsiz kimyevi maddelerin tehlikesinin ilginizi çekeceğini umuyorum. Bugün öyle bir dünyada yaşıyoruz ki; limonata yapay tatlandırıcıdan yapılırken, mobilya cilası limondan yapılıyor. Alerji, kanser, kalp hastalıkları ve doğum kusurları gibi sağlığımız üzerinde toksikolojik etkiler oluşturabilen şüpheli kimyasallara ihtiyacınız yok. Her yanı kuşatan bu ağır taarruz karşısında tüketici olarak ne yapmalıyız? Mevcut yaşam tarzı, ekonomik sistem besinlerdeki koruyucu, renklendirici, tatlandırıcı vs. katkı maddelerinden tamamen kaçmanın neredeyse imkansız hale geldiğini gözler önüne sermektedir. Fakat, bunları az zarar görecek şekilde kullanmayı mümkün kılan stratejiler geliştirilebilir. Seçici davranmak sizin elinizde. 

 

 

Her geçen gün yeni mevziler kazanan gıda sahtekarları eksilmiyor artıyor. Sonu nereye varacak belli değil. Dandik para cezalarının gıda kaynaklı sıkıntıları en aza indirebilecek bir çözüm olmadığı kesin. Bu işin temeline inebilen bir irade ortaya çıkmalı. Yiyecek kirliliğine, bozuk ve zehirli gıdalara karşı tüketici sağlığını koruyucu ek tedbirler konulmalıdır. İşi kökünden çözebilecek bir proje, tüketici sağlığını garanti altına alacak ağır cezalar devreye sürülmeli. Yapanın yanına kar kalmamalı.  İnsanların bedeni gelişimlerini sağlamak için aldığı gıdaların sağlık yönünden güvenli olması insan haklarının esasını oluşturmaktadır. Devletin ilgili kurumları, mahalli yönetimler vatandaşın can güvenliğini korumakla sorumludur. Sessiz kalmak, duymazdan gelmek olmaz. Çünkü ortalıkta o kadar kirlenmiş hilebazlar var ki; suratına ''beni yıka'' yazasınız gelir.

*

Bu yazı bittiğinde çok şeylerin değiştiğini görmek ümidiyle...

 

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar