Ordu
DOLAR9.262
EURO10.7921
ALTIN526.39
O.Rüştü BAŞ

O.Rüştü BAŞ

Mail: [email protected]

Göç

93 Harbi (1877/78) sonrası Anadolu’ya (özellikle Orta ve Doğu Karadeniz’e) önemli miktarda Muhacir (göçmen) gelmiştir.

Tarih kitapları Muhacirle/Mübadili iki ayrı kategoride değerlendirir: Muhacir, savaş nedeniyle - yaşadığı toprakları bırakıp- canını kurtarmaya çalışandır.

Nitekim 93 Türk-Rus harbi sırasında Kafkaslardan çok sayıda Muhacir (hicret edenler)- bulunduğu yerlerden daha güvenli bölgelere çekilmişlerdir.

Ordu’da Giresun’da vatanı “vatan” bilenlere kapılarını ardına kadar açmış; gelenler bugün de Anadolu halkları orijininin bir parçası olmuşlardır.  

***

Mübadil ise, adı üstünde “mübadele sonucu” Trakya’dan Anadolu’ya geçenlerdir.

Yunanistan’a buradan giden (1924) -Osmanlı vatandaşları- Rumlara, Yunanistan’daki Türklerin bıraktıkları mal varlıkları verilmiştir. Türkiye Cumhuriyet Hükümeti -mübadele şartları gereği- buraya gelen soydaşlarımıza da Rumların taşınmazlarını  -adil bir şekilde- dağıtmıştır.

İlk başta Doğu Karadeniz’e Mübadile ile gelen (Türk) sayısı fazla olsa da –zaman içinde-  birçok ailenin buradaki taşınmazlarını satarak Ege Bölgesi’ndeki kentlere gittikleri de bir vakıadır.

***

Bu uzun girişi şunun için yaptım: 

Avrupa ülkelerine gitmek üzere Yunanistan sınırına dayanan “Mülteciler” tanımı yanlıştır;  “Sığınmacı” denilmesi de!

Siyasi karar verici, Türkiye sınırları içindeki 3,5 milyon Suriyeli için daha çok “onlar bizim misafirlerimiz” diyor.

 Bu konuda yazılanlar çizilenlere göre; Suriyeliler bir süre sonra ülkelerine dönecek olan “misafirlerdir”!

Türkiye’deki Suriyelilerin, (vatandaşlık alanlar hariç) -HENÜZ, sığınma talepleri de kabul edilmiş değildir.

-Yurdumuzda kaldıkları süre ile sınırlı- ellerine resmi makamlarca bir belge-kimlik verilmiştir.

***

Kapıları açtım”, dediğinizde olanları gördünüz! Yüzbinler sınırlara dayandı. Çanakkale’den Bodruma kadar uzanan Ege sahillerinde botlarla ölüm yolculukları başladı. Türkiye’den bir an önce çıkmak isteyenler; kaçak yolları bilen, sınır tanımaz “insan tacirlerinin” ellerine düştü.

 Kapıları açtım: ”Duy sesimi, Avrupa” dediniz; ama sesinizi Elbistanlı duydu! Elbistanlılar sokağa döküldü; ilk taşı attı:

 “Suriyeliler dışarı”!

***

Bitmedi: Siyasi arenada: İdlib’de kiminle savaşıyoruz (!) üzerine, söz düellosu devam ediyor. 

Gelecek günler ne getirir, ne götürür; şu an kestirmek zor!

 En azından bir belirsizlik söz konusu...

 

Çetin Altan’ın dediği gibi, Türk’ün Türk’e propagandası hız kesmeden devam ediyor…

 

 

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar