Ordu
DOLAR9.262
EURO10.7921
ALTIN526.39
Şükrü Karaman

Şükrü Karaman

Mail: [email protected]

Güzel ve yalnız ülkem…

Güzel ve yalnız ülkemin üzerindeki kara bulutlar bir türlü dağılmıyor.

Elazığ’da 41 kişinin canını alan depremin acısı dinmeden, ardı ardına İdlib’ten gelen 8 şehit haberi, Van Bahçesaray’da 38 kişinin çığ altında kalarak yaşamını yitirmesi ve İstanbul’da Sabiha Gökçen’de uçağın pistten çıkması sonucu 3 yolcunun ölmesi güzel ve yalnız ülkemi yasa boğdu.

Felaket üstüne felaketlerin gerçekleşmesi, acı üstüne acıların yaşanması sözde dostlarımız ve düşmanlarımıza karşı tek yumruk olmamız, kenetlenmemiz gerekliliğini bir kez daha gözler önüne serdi.

Siyasetteki ayrışmanın ve çatışmanın bir yana bırakılarak, toplumda kutuplaştırmaya son verilerek başta deprem olmak üzere temel sorunlara karşı ortak mücadele yürütmek güzel ve yalnız ülkemin önceliği olmalı. Sen ben çatışmasının, ısrarın, kör inadın hiçbir yararı olmadı ülkeye bugüne dek.

Yer bilimcilerin vurguladığı gibi büyük İstanbul depreminin eli kulağında, “Geldim, geleceğim” diyerek küçük sarsıntılarla sürekli uyarıyor. Ama hala bir şeyler yapılamıyor. Mega kentte 50 bini aşkın çürük binalarda hala insanlar oturuyor. Allah korusun 7 ve üzerindeki olası bir sarsıntıda İstanbul’da 100 bini aşkın insanın yaşamını yitireceği açıklanıyor. Kanal İstanbul’a harcanacak 75 milyar lira ile depreme karşı binalar sağlamlaştırılabilir, insanlar depreme hazırlıklı hale getirilebilir. Kimilerine göre Kanal İstanbul’un maliyetinin 75 milyar lira değil, daha fazla. Bu paranın harcanacağı yer burası değil, öncelik depreme karşı alınacak tedbirler olmalı.     

Deprem ülkesi olduğu gerçeğini unutmayarak, bundan sonraki olası afetlere karşı önlemlerin ivedilikle alınmasının zamanı çoktan geçti bile. Sadece İstanbul değil, Elazığ gibi Manisa ve Ege Bölgesi de sürekli sallanıyor. Her an yeni acılar yaşanabilir.

İdlib’te Suriye rejim güçlerinin askerimizi şehit etmesi, Soçi ve Astana anlaşmalarına karşın, Rusya’nın ikiyüzlü tavır sergilediği, görünürde dost olduğunu gösterdi. Çünkü Esad’ın Putin’den habersiz bu saldırıyı düzenlemesi mümkün değil.  Masada dost, sahada düşman yüzünü gösteriyor Rusya lideri. Ne ABD ne de Rusya Türkiye’ye karşı içten değil, hep çıkarlarını gözetiyor.

Bu acılar yetmezmiş gibi, Van Bahçesaray’dan gelen kötü haber acımızı daha da katladı. İki ayrı çığ olayında aralarında jandarma, güvenlik korucusu ve itfaiye erlerinin de bulunduğu 38 kişi yaşamını yitirirken, 75 kişi de yaralandı. Üzücü olan birinci çığ felaketinde kayıp 2 kişiyi kurtarmaya çalışan ekibin üzerine ikinci kez çığ düşmesiydi. Gelen haberler, yeni çığ felaketinin olacağı, aramaların durdurulmasının istenmesine karşın çalışmaların sürdürüldüğü yönündeydi. Eğer doğru ise, neden uyarılar dikkate alınmadı, çalışmalara ara verilmedi? Yazık oldu başkasının canını kurtarmaya çalışırken can verenlere. Bir askerin ölen arkadaşının parkasına sarılarak gözyaşı dökmesi içimizi parçaladı. Her yıl bu bölgede çığ felaketi yaşandığı bilinmesine rağmen neden yeterli önlemler alınmıyor? Elbette ki,  deprem ve çığ gibi felaketlerin ne zaman oluşacağı bilinmez, ancak, tedbiri elden bırakmamak gerek.

Üzerinde kara bulutlar dolaşan güzel ve yalnız ülkem, son olarak Sabiha Gökçen’deki uçak kazası ile sarsıldı.  Üç parçaya ayrılan uçakta 3 kişinin ölmesi, diğer yolcuların kurtulması bir mucize.

Dedim ya, güzel ve yalnız ülkemizden başka gideceğimiz yurdumuz, toprağımız yok. Üzerimizdeki kara bulutların dağılması, acılarımızın son bulması için dayanışmamızdan, birbirimize sarılmamızdan başka yol yok.

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar