Ordu
DOLAR13.5421
EURO15.4644
ALTIN790.94
Şükrü Karaman

Şükrü Karaman

Mail: [email protected]

reader

Ha gayret az kaldı…

Yılbaşından bu yana süren zam sağanağı halkın canına tak etti.

Her sabah yeni bir zamla uyanan yurttaş artık ne yapacağını bilemez durumda. Ekonomide olumsuz gidişin faturası iktisaden dar gelirli kitleye çıkıyor, satın alma güçleri her geçen geriliyor. 2020 yılında doruğa ulaşan bütçe açıklarının bedelini sağanak halinde yağan zamlarla halk ödüyor.

Elektrikten köprü ücretlerine, gıdadan doğalgaza kadar halkı çok yakından ilgilendiren  temel ürünlerde artışlar yapıldı. 2021’in başında elektrik tarifelerine yüzde 6, doğalgaz fiyatına yüzde 1 zam geldi. Bununla yetinmeyen BOTAŞ Şubat başında doğalgazı yüzde 1 oranında daha artırdı. Böylelikle kara kışın egemen olduğu bu günlerde temel yakacak olan doğalgaz bir ay içinde yüzde 2 zamlanmış oldu.

Yol ve köprü ücretleri yüzde 26, tüm vergi ve cezalar yüzde 9,11, Genel Sağlık Sigortası (GSS) primleri yüzde 22 oranında,  Avrasya Tüneli geçiş ücreti de 10 lira zamlandı. Yanı sıra 1999 yılında meydana gelen Marmara Depremi’nden ötürü geçici olarak hayata geçirilen, daha sonra kalıcı hale gelen kamuoyunda “Deprem Vergisi” olarak bilinen Özel İletişim Vergisi  de yüzde 33,3 oranında artırıldı. Halkı canından bezdiren bu zamların bütçeye yeni kaynak yaratmak olduğu belirtiliyor. Ne var ki yeni kaynak arayışları açıktan dahli olmayan toplumu vuruyor. Paralar nereye harcandı da  bütçede açık oluştu? Bunu bilmek toplumun hakkı.

Çarşı pazar fiyatları desen tam bir alev kapanı. Yurttaş sebze, meyve, peynir, et, süt veya zeytin almak istese pahalılıktan yanına yaklaşamıyor. Nereye elini uzatsa yanan fiyatlardan kolunu kurtaramıyor. Yani o denli umarsız ve mağdur. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da yakınmalarına neden olan temel ürünlerdeki fahiş fiyatın sorunlusu olarak, doymak bilmeyen aracılar, komisyoncular, hal ağaları gösterildi. Ama hala bunlara karşı kökten önlemler alınmış değil. Çünkü market, çarşı ve pazar fiyatlarında artışlar sürüyor. Çiftçide 68 kuruş olan marul markette 3 liraya alıcı bekliyor. Varın gerisini düşünün.

Bu tablo karşısında 1500 lira aylık alan emekli, 2 bin 825 lira tutarında ücret eline geçen asgari ücretli ne yapacağını bilemiyor. Sürekli artan fiyatlar karşısında bırakın 1500 ve 3 bin lirayı, 5 bin, 6 bin lira  aylığa sahip vatandaş bile yoksunları oynar. Ne yapılacaksa yapılsın artık. Çünkü bıçak kemiğe dayandı.

Yılbaşında memur ve memur emeklilerine yüzde 7,36, işçi ve Bağ-Kur emeklilerine yüzde  8,36, asgari ücrete ise yüzde 21.56 zam yapılmış, siyasi iktidar bu artışlardan ötürü övünmüştü. Ancak daha bir ay olmadan dar gelirli kitleye yapılan artışlar temel gıdadaki fahiş fiyatlardan ötürü kar gibi erimeye başladı.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı’nın yüzde 21,56 oranında artış yapılmakla övündüğü net 2 bin 825 lira tutarındaki asgari ücretin çok değil bir ay sonra açlık sınırının gerisinde kalması kuvvetle muhtemel. Türk-İş’in araştırmasına göre, dört kişilik bir ailenin temel gereksinimlerini karşılamak için zorunlu harcaması gereken para, yani açlık sınırı 2 bin 652 liraya ulaştı. Çok değil, bir veya iki ay sonra açlık sınırı asgari ücreti sollayacak.

Yazıyı  zamlar ve asgari ücret üzerinden ironi yaparak sonlandıralım, “Ha gayret, açlık sınırının asgari ücreti geçmesine çok az kaldı”.

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar