Ordu
DOLAR18.4873
EURO17.7121
ALTIN965.81
İlyas TUNÇ

İlyas TUNÇ

Mail: [email protected]

reader

Hapishane de Zaten Bir Kiliseymiş

-Delikanlı, bana bakkaldan bir paket Birinci sigarası alsana!

            Adam, aşağıdan yukarıya bağırıyor. Arkadaşım Ali’yle birlikteyim. Acaba hangimize?.. Ne delikanlısı! Ali de benim gibi ilkokula henüz başlamış ufacık bir çocuk. Bir an önce delikanlı olma heyecanıyla Ali’den çabuk davranıyorum:

            -Alayım, amca!

            Aşağısı, yüksek duvarlarla çevrili daracık bir arka avlu. Avlunun ortasında yırtık pırtık bir voleybol ağı. Mahkûmlar voleybol oynuyorlar. Yeter ki birileri onları yukarıdan izlemesin, sigara, kibrit, ekmek, çay, mutlaka bir eksikleri çıkacaktır. Bakkal, işte şuracıkta! Önceki deneyimlerimden biliyorum; paraya şimdilik gerek yok. Bakkaldan aldığım sigarayı yandaki patikadan inip kapıda bekleyen gardiyana veriyorum. Mahkûmdan aldığı parayı avucuma bırakıyor gardiyan; ben de bakkal amcanın avucuna bırakacağım. Oyun öyle çekişmeli ki mahkûmların sesleri çan sesleri gibi çınlıyor. Hapishane de zaten bir kiliseymiş; Rum Ortodoks Kilisesi. Dikdörtgen biçimli, semerdam çatılı kilisenin doğu yönünde üç apsis bulunuyor; ana mekân, iki sıralı üçer sütunla üç nefe ayrılmış, kubbesi hariç, tamamı kesme taştan, 1853 tarihli. Bunları lise 3. sınıfta Sanat Tarihi dersinde öğreneceğim; yani gerçek bir ‘delikanlı’ olunca. Ön avlunun manzarası harika! Deniz, mahkûmların ayakları altında. Voleybol oynamayanlar ya denize bakıyorlar ya volta atıyorlar; ikişer ikişer, hızlı ve uygun adımlarla. Geri dönüşlerinde yüz yüze geliyorlar. Sırtını çevirenin vay haline! Bu, işin raconuymuş! Her ne demekse... Başka bir kilise de İsmet Paşa İlkokulu’nun karşısında vardı; yerine bir cami inşa edilinceye kadar. Bebekken çok hastalanmışım. Nazardan!.. Melina ablasını kırmamış, beni bir de o kilisenin papazına okutmuş annem. Papaz ya da imam, bir arada mutlu yaşadıktan sonra... Bunları öğrenmek ise ‘delikanlı’ olmayı gerektirmez. Sigarasını aldığım mahkûm amcayla açık görüşümüz devam ediyor. Bu defa bir şey ısmarlamayacak. Arkadaşı topu öyle güzel havalandırmış ki tam da küt vuruşluk. O zamanlar ‘smaç’ yapılmaz ‘küt’ vurulurdu.

            -Bu küt senin için, delikanlı!

            Ali, treni kaçırmış; belki yetişirim diye sesini aşağıya salıyor:

            -Amca, ben de sana sigara alayım mı?

            -Yarın...

 

 

İlyas Tunç

Çağdaş Türk Dili Dergisi, Eylül 2021, sayı: 403

 

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar