Ordu
DOLAR9.5197
EURO11.0596
ALTIN548.63
Av. Cansın ÖZEL

Av. Cansın ÖZEL

Mail: [email protected]

HEİDİ’NİN ÇIPLAK AYAKLARI

Geçtiğimiz günlerde, İsviçreli yazar Johanna Spyri’nin kaleme aldığı ve hepimizin küçükken çizgi film uyarlamasını zevkle takip ettiği “Heidi” eserindeki kız çocuğunun, neden bilhassa “çıplak ayaklı” resmedildiğini kaleme alan bir yazı ile karşılaştım.

Esasında İsviçre Alpleri’nin kırlarında koşan; dedesi ile köy evinde yaşayan Heidi’nin ayaklarının çıplak olması; kırda yaşayan çocukların özgürlüğü ve toprakla olan teması dışında hiçbir şey çağrıştırmamıştı bana. Ne var ki, işin aslı hiç de öyle değil…

İsviçre’de 1970’lere, yani çok yakın zamana kadar, anne ve babası olmayan, parçalanmış aileye mensup, suça sürüklenen ve yoksullukla mücadele eden çocukların, zengin aileler yanında “çocuk işçi” olarak satın alınıp, çalıştırıldığı; bu çocuklara da “Verdingkinder  (sözleşmeli çocuk)”  adı verildiğinden bahsedilmektedir.  Bu çocukların en belirgin özelliği ise, hiç şüphesiz ya çıplak ayakları, ya da oldukça yıpranmış ayakkabıları ile teşhis edilebilmeleriydi.  Diğer yandan, o yıllarda bu çocukların “istismar edilmediği”; aksine, yoksulluk ve açlıktan kurtarılarak, zengin aileler gözetiminde yaşadığı varsayılıyordu. Ne var ki; bu çocuklar yalnızca ağır işlerde çalıştırılmak suretiyle değil; cinsel, fiziksel, psikolojik her türlü istismarın mağduru olarak hayatlarını sürdürüyorlardı.

Nitekim, İsviçre Hükümeti’nin, çocuk haklarını hiçe sayan bu uygulama hasebiyle resmi olarak mağdurlardan yakın zamanda özür dilediği; 2016 yılında ise mağdur çocuklara, federal hükümet tarafından tazminat ödenmesine karar verildiği ifade edilebilmektedir.

Netice itibariyle, yazar Johanna Spyri’nin kaleme aldığı, özgürce kırlarda koşan Heidi’nin, esasında, günümüzün refah seviyesi en yüksek ülkelerinden biri olan İsviçre’nin yakın tarihindeki bir kara leke olan “çıplak ayaklı çocukları” temsil ettiğinden bahsedebilmek pek ala mümkün. Diğer yandan, kadınların seçme ve seçilme haklarına dahi, ülkemizden neredeyse 35 yıl sonra ulaştığı İsviçre’nin, bugün geldiği nokta oldukça hayret vericidir. Bu bağlamda, ülkelerin hakları ne zaman elde ettiğinden öte; demokrasi ve hak bilincinin vatandaşlar arasında ne oranda benimsendiğinin önem arz ettiğini ifade edebilmek mümkündür. Nitekim, İsviçre de, tarihindeki bu kara leke ile (geç de olsa) yüzleşmeyi başarmıştır.

Çocukların yalnızca daha fazla keyif almak ve daha rahat hareket etmek amacıyla “çıplak ayakla” koşabildikleri güzel günler olsun.

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar