Ordu
DOLAR15.5457
EURO16.2226
ALTIN907.91
Av. Cansın ÖZEL

Av. Cansın ÖZEL

Mail: [email protected]

reader

HIRSIZLAR MAĞARASI

Ülkemizde doğmuş olup; uzun süreler yurtdışında yürüttüğü “modern psikoloji” çalışmaları ile adından sıklıkla söz ettiren Muzaffer Şerif Başoğlu ve arkadaşlarının, 1960’lı yıllarda yaptıkları “hırsızlar mağarası” deneyi oldukça dikkat çekicidir.

Bu deneye göre, birbirlerini daha önce hiç tanımayan 20’li yaşlarındaki çocuklar, kampa getirilmiş; araştırmacılar “kamp çalışanları” gibi hareket ederek; üç hafta süre ile çocukların davranışlarını gözlemlemişlerdir. Öncelikle çocukların iki gruba ayrılmasına, akabinde iki grup arası rekabet ve çatışmaları tırmandıracak oyun ve etkinliklerle, kazanan grup lehine bir takım ayrıcalık ve ödüller verilmesine karar verilmiştir. Hal böyle olunca, çocukların birbirleri ile mücadele ederken, rekabet sınırını aştıkları, birbirlerine fiziksel, ruhsal manada zarar verdikleri, birbirlerini taciz ettikleri gözlemlenmiştir. Deneyin bir sonraki aşamasında ise, grupların “aynı amaca” odaklandıkları bir etkinlik etrafında birleşmelerini teşvik eden araştırmacılar, çocuklar arasında çatışmanın ve rekabetin azaldığına tanıklık etmişlerdir. Öyle ki; normal şartlarda, rakip gruplarda yer alan çocukların, sadece aynı ortamda bulunup, diyalog kurmalarını sağlamak; işe yaramamış; hatta gerilimli ilişkilerinin “daha görünür” olduğu tespit edilmiştir. Buna karşın; çocukların tümü için geçerli olan, kampta ortaya çıkan bir su sorununu çözmek amacıyla, tüm çocukların beraber çalıştıkları ve aralarındaki gerilimin bu işbirliği sayesinde yatıştığı anlaşılmaktadır. Deneyin sonuç itibariyle öğrettiği bir takım hususlar şöyle sıralanmaktadır:

*Kişiler arası gruplaşma ve kazanan grup lehine bir takım ayrıcalık ve ödüllerin vadedilmesi; topluluklar arası çatışmaları ve gerilimi tırmandırmaktadır.

* Kişilerin yalnızca “aynı amaca özgülendikleri, karşılıklı dayanışmalarını” gerektiren hallerde, rekabet güdüsü ile değil; dayanışma motivasyonu ile hareket ettikleri anlaşılmaktadır.

*Rekabet halindeki grupların yalnızca “aynı ortamda diyalog kurmaları ve etkinlik paylaşmaları” yeterli olmamakta; gruplar arası işbirliğinin, birden fazla grup üyesinin dahil olduğu etkinliklerle pekiştirilmesi icap etmektedir. Aksi ihtimalde, yalnızca karşı gruptan bir kişi ile diyalog kuran diğer grubun çocukları, o kişinin “istisna” olduğunu düşünerek; diğer grup üyelerine karşı “olumsuz” kalıp ve önyargılara sahip olmaya devam edecektir.

*Son olarak, grupları oluşturan her bir çocuğun “eşit statüye” sahip olması elzemdir. Aksi ihtimalde,” lider-biat eden” ilişkisinin kaçınılmaz rolleri, çocuklar tarafından da benimsenecek ve gruplar arası önyargıların bertaraf edilmesi imkansız hale gelecektir.

Bu deneye, bu hafta yer vermeyi özellikle istememin bir sebebi var. Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin çağrı ve taleplerinin “terörist ve anarşist oldukları” gibi haksız ve önyargılı bir gerekçe ileri dinlenmemeleri, toplumsal çatışmayı, diyalog ve aynı amaca özgülenmiş işbirliği ile çözmeyi salık veren bu deneyin, yetkililer ve siyasiler tarafından dikkate alınmadığını gösteriyor. Umarım, bir an önce gruplar arası diyalog kurulur; yalnızca siyasilerin “üniversitelerin geleceğine yönelik” karar almaya yetkili olmaları durumunun; öğrenciler ve öğretim üyeleri nezdinde “karşılıklı işbirliği ve aynı amaca özgülenme” şartını gerçekleştirmeyerek; toplumsal çatışmaları tırmandırdığının ayrımına varılır.

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar