Ordu
DOLAR13.4113
EURO15.25
ALTIN766.32
Hüseyin Ağaoğlu

Hüseyin Ağaoğlu

Mail: [email protected]

İnsan

1 Nisan benim doğum günümdü, her zaman hatırladığım, hatırlandığım, iyi dileklerle kutladığım insanın kendini dostlarının ilgisiyle iyi hissettiği mutlu saydığı sevdikleri ve sevenleriyle bu anı ölümsüzleştirmek için fotoğraflarla belgelediği bir zaman o an...
Bir de insanın ölüm günü var elbet... Zamanını bilmediği, bazımızın hiç hatırına bile getirmediği, sanki bu dünyada kalıcıymışız ve mülkü bize aitmiş gibi hareket ettiği, hayatın ve içinde ki zamanın bize sadece geçici olarak bahşedildiğini unutarak öylece yaşayıp gittiğimiz sonunu hiç düşünmediğimiz bize biçilmiş bir ömür bu hayat aslında...
Bütün bir hayatı boyunca kendi terazisinde dengeyi kuramayan insan, elbette belli bir süre sonra kendinden uzaklaşacak niçin insan olarak yaratıldığını farkına varamadan değerini anlayamadan ya da değer bilmeden, sadece bu fani dünyaya bakaraktan yanında yakınında yanı başındaki insanları an sızın kaybettikten sonra, bu durumu korku ve feryatla karşılayacaklardır.
Nafile haykırmak nafile ağlamak, önemli olan sevdiğin insanlar hayattayken onlara sarılmak onlarla kucaklaşmak...
Dedim ya o da nafile, çünkü insan olarak biz sadece yaşamı seviyoruz, onun için de nefsimizle hareket ederek her şeye sahip olmak istiyoruz...
Aslında bunu pek azımız yapıyoruz... Çoğumuz sadece insanca yaşamak istiyoruz. Dünya nimetlerinin bütün canlılara ait olduğunun bilinciyle, kimsenin üstünlüğü altında ezilmeden bize verilmiş bu hayatı hakkıyla yaşamak ve yaşatmak için... Allah rızası için diye başladığımız cümle, ya boğazımıza düğümleniyor, ya da ayamıza. Yani ya gerçekten mağdur ya da insanları kandırarak bu anlamda mahir oluyoruz...
Oysa bir lokma bir hırka değil miydi insanoğlunun ihtiyacı olan, bunu kazanırken de göz etmemiz gerekmiyor muydu haramı helali o zaman.
Birbirimizin kusurunu aramaktan usanmadık mı? Evet, insan; dünyada ki tüm canlıların en yücesi olarak yaratıldı en mükemmeli olarak değil, insan fikriyle yaratıldı fitneyle değil.
İnsan kulluk görevini yapmak için donatıldı aklıyla, fikriyle, zikriyle, iradesiyle, karakteriyle, nefsiyle yaratıldı dünyaya hükmetmek için değil, hizmet etmek için ve bütün bu imkânlar karşılığında da insan, şükretmek için yaratıldı, inkar etmek için değil.
Ne yazık ki ne aklını kullana bildi hakkıyla nede kendi fikriyle hareket edebildi. Ne düşündüyse fikrinde hep onu zikretti ömrü hayatında. Böylelikle iradesini hep yok saydı benliğini karakterini geliştiremedi ve hep nefsine uydu insanoğlu dilediği gibi...
Geçen zaman aslında geçen bir ömrü, geçen bir ömür de biten bir hayatın başka fırsatı olmayacak bir sonu olduğunu er ya da geç anlamamızı ya da anlayamadan bu sona mutlak kavuşacağımızın bilincine varmamızı sağlıyor aslında.
Öyleyse bu hırs, bu kin, bu öfke, bu ihtiras, bitmek bilmeyen güç kavgası, her şeyi elde etme arzusunun sonu o doymak bilmeyen nefsini terbiye edemediği içindir ki bir avuç toprakla yetinmek mecburiyetinde en sonunda insan.
Zaten insan doğdu çaresiz ölürken çaresiz değil mi?
Çare ‘siz’ yani ‘biz’ de insanlar da aslında, insan olmakta olabilmekte onun hakkını verebilmekte...

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar