Ordu
DOLAR9.4309
EURO10.9595
ALTIN546.41
O.Rüştü BAŞ

O.Rüştü BAŞ

Mail: [email protected]

İNTERNET

Nihayet, evet NİHAYET anlaşıldı, İnternete erişim kolaylığı sağlandı, çocuklarımız “taş binalara” gitmeden örgün eğitim-öğretim gereksinmelerini karşılayabilecekler!

Televizyonlardan takiple ne kadar çocuğumuza eğitim verilebildiği de görülecek!

Tabii noksanlıklar deneme/yanılma yöntemiyle –umalım- kısa zamanda giderilir, böylece Türkiye’deki eğitim sistemi de evrimleşmenin (dördüncü aşamasına) geçer.

***

Bu evrilme sürecini Avustralya yıllar önce yaşadı. Büyük bir kıta, nüfus yoğunluğu az ve dağınık... Okula ulaşamayan çocukların eğitimi (devletin sorumluluğunda) TELE -konferans sistemiyle uzaktan yürütüldü.

***

Teknolojinin gelişmesi ve uydu yayının yaygınlaşmasıyla 1980’lı yıllarda şöyle bir tartışma başladı. “Bu teknoloji sayesinde çocuklarımız taş binalarda gitmeyecek; devletin -okul ve okullar inşasına harcayacağı milyonlar- daha “örgün” eğitim-öğretime harcanabilecek!

***

Bu güne gelince…

Sosyal medyada dolaşıma sokulan, yazılan-çizilenlerden anladığımız kadarıyla; her evde televizyon yok!

Bu bir noksanlık… İkincisi, birden fazla ve farklı sınıflarda okumakta olan çocukların evlerinde tek televizyon varsa, o da sorun… Ne olacak!

Hadi sorunu tespit ettik; çözümü için ne yapacağız?

Eğitimciler mutlaka daha çok “çözüm önerileri” söyleyeceklerdir. Naçizane (madem bu konuya girdik) düşünceme lütfen “yeşil ışık” yakın!

***

Örneğin, köydeki evinizde bir televizyon var. Şu an “mevsimsel nedenlerle” kentteki evinizdesiniz. Yazlıklarınız boş -taşınmazlarınızın arasına artık televizyonlar da girdi-.  Sözüm iPad’i olanlara da… ne yapabiliriz ya da ne yapmalıyız?

 

Benim fikrim: bu iletişim araçlarını -en yakınımızdaki- ailelerin çocuklarının eğitimi için (tahsis edelim demeyeceğim) verelim.

Burada sorun; öğrenci, televizyon olan eve mi gidecek, yoksa televizyon öğrencinin olduğu eve mi gelecek?

Sonra, sonra bu koordinasyonu kim ve nasıl sağlayacak; ya da nasıl sağlanacak?

İşte asıl mesele bu!

Attım ortaya bir fikir; gel de çık, çıkabilirsin işin içinden…

***

Tabii “ayrıntı” okurlarını bundan tenzih ederek söylüyorum.

 Bu gibi akıl yürütmeler –medya trollerine-  bırakılmayacak kadar önem arz ediyor.

Benim kurtuluş reçetem, altmış beş yıldır- yazıp çizdiklerimde saklı…

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar