Ordu
DOLAR13.5728
EURO15.1321
ALTIN778.5
Umut ÇAKMAK

Umut ÇAKMAK

Mail: [email protected]

reader

İşsizlik Oranı Düşmüş!

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2, 3 ay gecikmeli açıkladığı işgücü istatistiklerine göre, 15 yaş ve daha yukarı yaştakilerde işsizlik oranı 2020 yılı Nisan ayında bir önceki yılın dönemine kıyasla %0,2 azalarak %12,8 gerçekleşmiş; işsiz sayısı da yine 2019 yılı Nisan ayına göre yaklaşık 427 bin kişi azalmış. Bu yılın bir önceki ayına kıyasla da işsizlik oranı %0,4 puan azalmış; 2020 Mart ayında işsizlik oranı %13,2 gerçekleşmiş iken, 2020 Nisan ayında %12,8’e düşmüş…

İyi de, bu küresel salgın ortamında işsizlik oranı nasıl oluyor da düşüyor? İzah etmeye çalışayım.

Konunun anlaşılması için, işsizlik oranının tanımının/formülünün iyi bilinmesi gerekir. İşsizlik oranının formülü şudur: (İşsiz sayısı/İşgücü)x100. TÜİK’in, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve Avrupa Birliği (AB) standartlarına da uygun olan “işsiz” tanımı şudur: “İstihdam edilmeyen ve iş aramak için son dört hafta içinde iş arama kanallarından en az birini kullanmış ve iki hafta içinde işbaşı yapabilecek durumda olan kişiler işsiz olarak kabul edilir”. İşgücü ise; “işsiz+istihdam edilenler” olarak tanımlanır. O halde işsizlik oranı, işgücü içinde iş bulamayanların oranıdır.

Başka türlü de ifade edelim:

Bir kişi “ben çalışmak istiyorum” dediğinde ve resmi kanallara başvurduğunda, artık o kişi işgücüne dahil olur. Eğer bu kişi iş bulursa, istihdam kısmına; iş bulamazsa ise işsiz kısmına kaydedilir. Dolayısıyla, bir insanın işsiz olarak tanımlanması için iş arıyor olması gerekir. İş aramayan ve/veya bunu resmi kanallara bildirmeyen insan işsiz sınıfına dahil olmaz. Örneğin, iş bulma umudunu kaybettiği için son 4 haftada iş aramadan vazgeçmiş, ancak iş bulursa çalışacak kişiler; mevsimlik işlerde çalıştığı için iş aramayanlar ve yine iş bulduğu takdirde çalışmaya hazır olanlar; öğrenciler; yaşlılar; hastalar; ev hanımları ve yine başka nedenlerle iş aramayanlar, ama iş bulursa 2 hafta içinde işbaşı yapmaya hazır olanlar işsiz olarak tanımlanmıyor ve resmi işsizlik rakamlarına da yansımıyor.

İşte, Türkiye’de işsizlik oranının bu ortamda düşmesinin altında, bu küresel salgın esnasında insanların iş bulma umudunu yitirmesi nedeniyle iş aramaması ve özellikle sağlık endişesi yüzünden resmi kanallara işsizlik başvurusu yapmayı ertelemiş olması yatıyor…     

Aklınıza şu soru gelebilir: “Peki, işsizliğin nispeten daha tutarlı başka bir ölçümü var mı?” Evet, işsizliğin “geniş işsizlik” diye bir başka tanımı daha var. Geniş işsizlik, resmi işsiz sayısına çalışmaya hazır olduğu halde iş aramayanlar ile mevsimlik çalışanların eklenmesi yolu ile bulunuyor. Geniş işsizlik rakamlarına baktığımızda ise durum tamamen değişiyor. 2019 yılı Nisan ayında %18,9 gerçekleşmiş olan geniş işsizlik oranı, bu yılın Nisan ayında %24,6’ya yükselmiş görünüyor. Hatta aynı oran bu yılın Mart ayında %23,1 seviyesinden bir ay içinde %1,5 artarak Nisan ayında %24,6’ya ulaşmış. Belirtmek gerekir ki, bazı ekonomistler geniş işsizlik oranının verilerini daha gerçekçi buluyor (Örneğin, Hazine eski Müsteşarı Mahfi Eğilmez gibi). Benim fikrim de bu yönde…

İster dar işsizlik verilerini, isterseniz de geniş işsizlik verilerini dikkate alın, en son analizde işsizliğin azaltılması üretmeye ve büyümeye bağlıdır. Fabrika kurmadan, yeni yatırımlar yapmadan, katma-değeri yüksek ileri teknolojiye yönelmeden ve hizmet sektörünü genişletip daha kaliteli hale getirmeden bir ülkenin işsizliği azaltıp istihdam seviyelerini artırması mümkün değildir. Türkiye’nin de hedefi bunlar olmalıdır…

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar