VAKIF KATILIM
Ordu
DOLAR17.9331
EURO18.4099
ALTIN1039.3
Metin Topçu

Metin Topçu

Mail: [email protected]

reader

KALBİMİZİN HÜNERLERİ

    Üç aylar başlayalı 14 gün oldu. Orucun kalbimizi bakım ve onarıma aldığını belirten bir yazıda kalbimizin anatomisi ile ilgili ilginç bildiler vardı.
    Yazıda “Kalp, vücut sistemi içerisinde motor görevi yapar, 60-80 defa çarpmak suretiyle dakikada 5-35 litre arası, günlük ise 9000 litre kanı vücuda pompalar. İnsan hayatı boyunca yaklaşık 2,5 milyar kere atan kalbimiz, hiç durmadan yaklaşık 8 bin ton kanı vücuda pompalar. Yetişkin bir kadında ortalama ağırlığı 200-280 gram, yetişkin bir erkekte ise 250-390 gram ağırlığındadır. Her kişinin, kalbinin kendi yumruğu büyüklüğünde olduğu iddia ediliyor.” Deniliyordu.
    Oruçla bu sayılar önemli ölçüde azalıyor, kalbimiz revizyona giriyormuş.
    Anlayacağınız avuç içi kadar yüreğimizin, Dünya’lar kadar yükü varmış!
    Bu fiziksel özelliklerinin yanında aklın ve havsalanın almadığı bambaşka özellikleri var kalbimizin. Yalnızca kan pompalamıyor. Yalnızca kanı temizlemekle kalmıyor, duygu derinliğine göre tıbben mümkün değil ama ağrıyor, ayaklarımızın bizi götüremediği yerlere götürüyor, hafızası beyinden daha kuvvetli. İnsan yapımı bilgisayarlar bile hızına yetişemiyor!
    Atalarımız “ölçütleri tam olarak belli değil ama bir insanın kalbini anlamak için 100 gün, bir insanın kendi kalbini anlaması için biraz daha fazla zaman gerekiyormuş” derler. Kırk günde nefsini öldüren derviş acaba yüz günde kalbini anlayabilir mi? Kim  100 günde kirli kalbini temizleyebilir?
    Peki ya hakikat! Görünenin ötesinde görünmeyen! Ya aşk! Kelimelere sığmayan mana!
    Kalp sevgili için feda olmaya da, ilahi tecelliler için yanmaya da elverişlidir ve insanın bütün farklı hallerine dair bilgi ve düşüncenin mekanı, öznesi kaynağı veya aracıdır. İlahi cevherdir. Bu cevher insanoğlunun hakikatidir.
İnsanı anlayan ve eşyanın hakikatini bilen bir merkezdir. 
    İnsandaki duygular düşünceler kalbe göre durmadan değişir.
    Can için lugatlar “insanda yaşamayı sağlayan ve ölümle ayrılan madde dışı varlık” diyorlar.
Bu tanım bile onu kalbin içindeki iksir sanmamıza yeterlidir. Yoksa insan ırkı daha tarihin başlangıcından itibaren hareketlendiği veya duygulandığı zaman göğsünün ortasında bir yerlerden çarparak tepki veren kalbini hissetmeyebilirdi!
    Hüzün, kalpte başlayan bir yanıştır. Göz pınarlarımız o yanışın damlalarıdır!
    Kalpteki balyoz darbelerinin en büyüğü aşk ihanetiyle ortaya çıkar!
    Kalbin merhameti, sabrı, kanaati, şükrü, vefası, hasreti vardır. İncinir, kırılır, hüzünlenir, coşar!
İlahi aşk, yaratılanın Yaratıcıya olan bağlılığının son merhalesinde duyduğu mutluluğun adıdır.
    Bu durum bütün aşklarda hissedilen aşk lezzetinin son merhalesidir.
    İlahi aşk sürecinde kalp sonsuz mutluluğu tadar, gönül eriyip yok olur!
    Can taşıyan kalbimizin ne çok hüner varmış!
    Büyük mütefekkir Nurettin TOPÇU diyor ki; Kalp üç şeyin mahfazasıdır: Aşkın, ümidin ve imanın.
    Var mı ötesi?
Selam ve dua ile…

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar