Ordu
DOLAR9.516
EURO11.0919
ALTIN546.38
Sezai KESKİN

Sezai KESKİN

Mail: [email protected]

KANAL İSTANBUL'U DESTEKLİYORUM

Hiç kimse, Kanal İstanbul’u destekleyen tek bir dış ticaret uzmanı yok diyemez! Artık var; çok uğraştım, inceledim ve projeyi desteklemeye karar verdim. Neden mi? Ulaşım projelerinde Türkiye, İpek Yolu'nun canlandırılmasında en kritik ülke. Böyle zor ve değerli bir coğrafyada yaşıyorsak cesur ve girişimci olmalıyız. Taşıma özelliği ve maliyetinin demiryoluna 4, karayoluna 7 ve havayoluna göre 22 kat daha ucuz olması, deniz yolu taşımacılığının önemini tüm gezegende artırıyor. 1936 yılında imzalanan Montrö Boğazlar Antlaşması sırasında yıllık 3 bin gemi boğazdan geçmekteydi. Şimdi bu rakam 50 bini çoktan aştı. Günlük balıkçı ve şehir hatları vapurlarıyla sayı ayyuka çıkıyor. Bu acı tablo yeni geçiş güzergahları ve alternatif arayışlara yönlendirdi. Projenin asıl dönüm noktası burası!

            Türkiye, Montrö Anlaşması'ndaki kısıtlamalar sebebiyle uzun yıllar boyu İstanbul Boğazı'ndan geçen gemilerden elde edeceği milyar dolarlık gelirden mahrum kaldı. Kanal İstanbul tamamlandığında, yeni bir uluslararası deniz trafiğine açık su yolu olması bakımından, bölgede oyun kartlarını Türkiye dağıtacak. Bu nezih proje sayesinde Türkiye, Montrö'yü elinin tersiyle itecek. Panama Kanalı ile kıyaslandığında dört katı büyüklüğünde gemi trafiğine hizmet verecek. Kent içi ulaşımda denizyolunun payı ve gelir kalemlerinde ciddi artışlar yaşanacak. Dev demir yığını tankerlerin geçişi dolayısıyla çok ciddi tehdit altındaki İstanbul'da bu felaketin  ortadan kaldırılmasının avantajını sağlayacak. Yük taşımaları daha emniyetli olacak. Boğaz'da, deniz trafiğinden kaynaklanan yük azalacak, Boğaz güvenliği artacak.

            Değişken ve ters akıntıları nedeniyle Boğaz içinde, teknik arızada kaza ihtimali yüksek. Oysa Kanal İstanbul’da akıntı ve diğer doğal riskler yok. Proje sayesinde merkezdeki aşırı yoğunlaşma şehrin batısına doğru kaydırılacak. İstanbul'un savunmasına olağanüstü bir katkı sağlayacak. Çünkü sınırdan giren düşman birlikleri Trakya ovasını geçtiği andan itibaren İstanbul önlerinde. İstanbul'un önünde, İstanbul'u savunmayı kolaylaştıracak herhangi bir coğrafi engel bulunmuyor. Kanal İstanbul, devasa genişliğiyle orada ciddi anlamda bir savunma mevzii oluşturacak. Yatay mimariyi öne çıkaran depreme dayanıklı modern yeni yaşam alanları kazanılacak. Kişi başına düşen yeşil sahada, sosyal, kültürel ve sanatsal tesislerde kapasite artışı olacak. Gemilerin pervane gürültülerinden bıraktıkları atıklara kadar Boğaz’a verdikleri zarar azalacak. Balık ve diğer canlılara baskı azalacak. Bölgede oluşacak ekonomik gelişime ve istihdama öncülük edecek.

            Endişelerim yok mu? Var, elbette var. Nedir onlar? Yap-işlet-devret modeliyle, ihaleyi alacak firmaların bankaların yolunu tutması kaçınılmaz. O durumdaki bankalara devletin hazine garantisi vermesi. Diğer saçma uygulama da şu; yüklenici firmaya geçiş garantisi taahhüdü verilmesidir. İktidar, mirasyedi rahatlığıyla 'garanti' dağıtmaktan vazgeçmeli. Proje için bankalara kredi kesesinin ağzını açması kabul edilemez.

            Kanal İstanbul'u istemiyorlar… Ülke içerisinde ve dışında istemeyenlerin kim oldukları bilindiği için, şaşırtıcı bir durum değil bu. Neden istemedikleri konusunda kafa yormak da gereksiz, çünkü sadece istemiyorlar. Ama önemli değil. Bunlar zaten biliniyor. Adamlar projeyi engellemek için her türlü yola başvuruyorlar. Karşıtlar büyük bir gayretle projeyi karalıyor, hakkında birçok yanıltıcı haber yayarak vatandaşı yanlış bilgilendiriyor. Montrö yabancı gemilere bayrak ve yükleri ne olursa olsun işlem görmeden Boğazlardan geçme hakkı veriyor. Hem de beleş! Kanal İstanbul bu denetimsizliği bitireceği için önemli. Dışarıdakileri anlıyorum fakat içeridekileri anlayamam!

*

Kanal İstanbul bir Türk projesidir. Tamamlandığında dünyada denizcilik ve ulaşım tarihi değişecek. Türkiye çağ açıp, çağ kapatacaktır. Ve artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak...

 

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar