Ordu
DOLAR9.262
EURO10.7921
ALTIN526.39
Şükrü Karaman

Şükrü Karaman

Mail: [email protected]

Kentler betona gömülünce…

Türkiye deprem kadar selden de olumsuz etkilenen, can kayıpları yaşanan ülkelerin başında geliyor.

Küresel iklimin yanı sıra, kentlerin betona gömülmesi, alt yapı yetersizliği ve doğanın insan eli ile mahvedilmesi gibi etmenlerden ötürü aşırı yağış ile seller Türkiye’yi hemen hemen her mevsim vuruyor.

Önceden Karadeniz’de etkili olan yıkımlara yol açan şiddetli yağış, artık her bölgede görülüyor. Dünyanın karşı karşıya bulunduğu küresel iklimin olumsuzluğunu Türkiye daha çok yaşıyor.

Bursa ve ilçelerinde meydana gelen selden dolayı 5 kişinin yaşamını yitirmesi, 1 kişinin kaybolması sel gerçeğini bir kez daha anımsattı. Betonların egemenliği altına giren, alt yapıları yetersiz olan, nefes alacak yeşilden yoksun kalan kentler en küçük su taşkınına bile teslim oluyor.

Türkiye, yanlış tercihinden ötürü inşaata öncelik verince büyük şehirler, ilçeler, beldeler, mahalleler ve köyler adeta betona gömüldü. Dere yataklarına bile  -nasıl ruhsat veriliyorsa- 4-5 katlı binalar dikiliyor. Karadeniz’in simgesi olan ucube binalar artık her bölgede yaygınlaşıyor.

Bursa’da 5 kişinin canını alan sel öncekiler gibi dere yatağının dar oluşu, alt yapının yetersizliğinden meydana geldi. Buna benzer acı olaylar başta Karadeniz olmak üzere yurdun diğer bölgelerinde de yaşanıyor. Küresel iklim dünyayı avucunun içine aldı, doğal felaketler her ülkede görülüyor. Zaten yağışlı bir ülke olan Türkiye,  sıcak iklimin olumsuzluğunu daha çok hissediyor.

Acı gerçek karşısında merkezi hükümet kadar yerel yönetimlere büyük görev düşüyor. Öncelikli görevi en küçük su taşkını karşısında bile yetersiz kalan alt yapıları daha işlevsel hale getirmek, göğü delen hava koridorunu daraltan yüksek binalara izin vermemek. Yıllardır yakınıldı bu ucube ve çirkin yapılardan. İstanbul’un böğrüne kondurulan çok katlı binalar Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı bile isyan ettirdi. Ne var ki, hala varlığını koruyor, göz tırmalayan beton yığınları.  Sahi neden yıkılmıyor İstanbul’un ucube binaları?

Yerel yönetimler kadar insanların da hataları var selin can kayıplarına yol açmasında. Sellerden ne yazık ki gerekli dersler alınmıyor, ısrarla dere yataklarına ruhsatsız kaçak binalar dikiliyor. En çok da Karadeniz’de görülüyor bu tür yanlışlar. Ne var ki yanlışlığın bedelini canları ile ödüyorlar. Kimilerinin yazgı olarak nitelendirdiği su taşkınlarından hiç ama hiç ders alınmıyor. O kadar uyarılara, önlemlere karşın, değişen hiçbir şey yok. Yine gür derelerin, ırmakların kıyısına, yamacına ve yağışlara açık tepelere yüksek binaları konduruyor, “Bize bir şey olmaz” tavrı ile inadını sürdürüyor, bildiğini okuyor.

Aslında sel felaketi yazgı değil, ihmalkârlığın, yasa tanımazlığın, kuralsızlığın ve betona gömülmenin sonucu. Bir bakıyorsunuz Karadeniz’de, bir bakıyorsunuz Bursa veya başka bir bölgede acımasız yüzünü gösteriyor sel gerçeği.

Önlemleri ıskalamamak, dere kenarlarına yapılan ruhsatsız kaçak binalara göz yummamak, sık imar affı çıkarmamak, betona teslim olmamak, alt yapıları su akışına uygun hale getirmek sele karşı olmazsa olmazlar.  

 

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar