VAKIF KATILIM
Ordu
DOLAR17.9491
EURO18.4297
ALTIN1038.0
Umut ÇAKMAK

Umut ÇAKMAK

Mail: [email protected]

reader

Kilogramı 135 Liraya Kavrulmuş Fındık Alır mısınız?

Enflasyon oranındaki artışın yaşantımızı ne denli olumsuz etkilediğinin artık hepimiz farkındayız. Ancak resmi rakamlara baktığımızda, enflasyon oranındaki yıllık artışın %20’lere bile ulaşmadığı görülüyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından son açıklanan Ekim 2021 tarihli Tüketici Fiyat Endeksi’ne (TÜFE) göre yıllık enflasyon oranı %19,89 gerçekleşmiş.

Bir grup akademisyen tarafından Türkiye’deki enflasyonun saatlik, günlük ve aylık olarak açıklanması amacıyla kurulan Enflasyon Araştırma Grubu’na (ENAG) göre ise, Ekim 2021 tarihli TÜFE enflasyon oranı yıllık %49,87 gerçekleşmiş. Görüldüğü üzere, iki kurum arasındaki enflasyon verilerinde tam iki buçuk katlık bir fark var. Bu iki veriden hangisinin daha gerçekçi olduğunun yorumunu ise size bırakıyorum.

Peki, enflasyon oranlarındaki artış bundan sonra da devam eder mi?

Daha önce de defalarca yazdığım üzere, döviz kuru fiyatlarına istikrar kazandırmadan, başka bir ifadeyle kur artışları hız kesmeden, Türkiye’de fiyat artışlarının azaltılması mümkün değildir. Bu bağlamda çok ilginç son iki veriyi sunayım size: Kasım ayı itibariyle sanayi abonelerinin kullandığı doğalgaza %48,4; elektrik üretim santrallerinin kullandığı doğalgaza ise %46,8 zam yapıldı. Bu artışta; koronavirüs salgını ve petrol fiyatlarındaki aşırı dalgalanmalar nedeniyle son bir yıl içinde enerji ve doğalgaz fiyatlarının küresel çapta hızla yükselmesi önemli bir rol oynadı. Ayrıca, son dönemlerde yaşanan hızlı kur artışları da, Türkiye’de enerji maliyetlerinin artmasına yol açan diğer bir faktör oldu.

Çok açıktır ki, enerji fiyatlarına yapılan bu çok yüksek zamlar, elektrik ve doğal gazın girdi olarak kullanıldığı her türlü mal ve hizmetin fiyatlarına kısa zaman içinde yansıyacaktır. Bu ise, döviz kurlarındaki artışlar devam etmese dahi, yüksek enflasyonun kısa ve orta vadede süreceği anlamına gelmektedir.

Üst paragraflarda yazdıklarım, Türkiye’de enflasyona yol açan ve enflasyonu besleyen maliyetler ile ilgilidir. Ancak, işin bir de başka boyutu vardır. O da, hükümetin inceleme başlatmasına yol açan, mevcut enflasyonu bahane ederek mal ve hizmetlerin fiyatlarını yüksek kar marjıyla olması gereken düzeyin üzerinde belirleyen marketler zinciri veya piyasadaki bazı satıcılardır. Bu bağlamda şunu söyleyebilirim: Muhalefet, yükselen kurlar ve dolayısıyla artan hayat pahalılığı nedeniyle hükümeti eleştirmekte ne kadar haklıysa; hükümet de, piyasada yüksek fiyat belirleyerek haksız kazanç elde edenleri ve piyasanın işleyişini bozanları incelemeye almakla o kadar haklıdır.

Size, yaklaşık iki hafta önce başımdan geçen bir olayı anlattığımda, siz de bana hak vereceksiniz:

Ankara’nın Çankaya ilçesinde Turan Güneş Bulvarı’nı kesen kavşağın yakınında Nişantaşı Pazarı isminde 2 katlı bir alışveriş merkezi var. Üst katında genelde giyim, kuşam tarzı; alt katında ise, çoğunlukla yöresel yiyeceklerin satıldığı, daha çok orta ve düşük gelirli insanlara hitap eden bir alışveriş merkezi…

İki hafta önce Nişantaşı Pazarı’nın alt katında gezerken,

“Ağabey, kavrulmuş fındık almaz mısın?”, diye bir kızcağız seslendi.

“Kaç lira kilosu”, diye sordum hemen.

“135 lira ağabey”, dedi. Benim o anki tepkim ise;

“Nasıl 135 lira ya?”, oldu.

Kıymetli okuyucularım, yakın tarihteki yazımlarımdan birinde bu sene için fındığın ortalama kg maliyetini hesaplamıştım. Kilo başına ortalama 15 lira maliyet çıkmıştı. Onca zahmeti çeken çiftçi ise, şimdiye kadar fındığını 23-26 lira arasında bir fiyata satabildi. Yani kilo başına ancak 8-10 lira kar elde edebildi. Üretici bu kadar az kar elde ederken, nasıl olur da kavrulmuş açık fındığın fiyatı piyasada 135 liraya satılabilir? Bu 135 liralık satış fiyatı içinde kaç aracı vardır ve bu aracıların kar oranları nedir? 1 kg kavrulmuş ve vakumla paketlenmiş fındığın ortalama 70-90 lira aralığında piyasada satıldığı bir ortamda 135 liraya fındık fiyatı belirlemek, ne serbest piyasa ekonomisinin mantığına uymaktadır, ne de piyasa ahlakıyla bağdaşmaktadır.

Özetle; yüksek enflasyonu bahane ederek, bazı mal ve hizmetlerin fiyatlarını fahiş düzeyde yükselten satıcılar da, piyasanın işleyişini bozarak enflasyon oranlarının artışına katkı sağlamaktadır. Özellikle gıda sektöründe; aracıların azaltılması, tekelleşmenin önlenmesi ve yüksek fiyat artışlarının devlet tarafından denetlenerek cezalandırılması, enflasyon oranlarının düşürülmesine önemli katkı sağlayacaktır. Buradan yetkililere duyurulur…

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar