Ordu
DOLAR15.9083
EURO16.885
ALTIN945.84
Zati ÜRER

Zati ÜRER

Mail: [email protected]

reader

KİRLİ DİL - TEMİZ DİL

Çok partili hayatımızla başlatılan kutuplaşma kaynağı, iktidarlarımızı da asker-yargı-üst bürokrasi-medya iş birliğinin vesayetine bağlama gerekçesi hep hakarete varan aşağılayıcı, çatışmacı kirli dil olmadı mı? Yok mu yeterli tecrübemiz, yaşamadık mı? Bu kirli dili başlatan muhalefet, siyasî idamlarla biten askerî darbeye neden olmadı mı? Üniversitelerden emperyalizme karşı halkçılık yoluna çıkan gençlerle vatan-millet derdine düşenleri hangi akıllar kirli dille şiddete yönlendirdi de iç savaş noktasına geldiğimiz sağ-sol çatışmalarını, ardından da darbe üstüne darbeleri yaşadık? Şiddetle siyasî mücadele yoluna niye ve nasıl çıktık? Acı sonuçları net ortaya çıktığı halde kimler çaldı ruhumuzu da kurtulamıyoruz hâlâ kirli dilden? Sensin sorumlu, uyan ey Türk aydını!  Allah’ım soruyor: Akletmez misiniz? Ne zamanaklın yolu birdiyebileceksin, yok mu milletimizin senden şansı?

Aydın olma sorumluluğunu yerine getirdi diye nice değerlerimiz katledildi de bize kargımak, haykırmak, yas tutmak düştü? Hablemitoğlu katili yıllar sonra ancak yargı önünde, düşün artık niye? Merhum Ecevit’in son iktidarı nasıl kuruldu, sonra o niye ve nasıl hasta edildi, ülkenin ünlü bilim insanı Haberal suçsuz yere bundan nasıl sorumlu tutuldu? Millî görüş diye diye iktidara yürüyen Merhum Erbakan’a şeriat getirecek iddiasıyla özel  oyuncular kullanarak nasıl operasyon çekildi. Onun milletçe hikâyesine sahip çıkılmış öğrencisinin iktidar olması yolunda nasıl bukalemunca rol oynamış gözüküldü? Sonra da vesayetle mücadelesine kumpaslarla sanki destek verilmiş gibi yapılmadı mı? Ardından başına ne çoraplar örülmeye çalışıldı? Bu aldatmacalara şahit olmadık mı? Ne fırıldak hikâyeler dinledin, ne filmler gördün uyan artık Türk aydını, uyan ne olur uyan! Yanlış icraatlar var diyorsan daha iyi çözüm yolu budur;  böyle yürümüyor,  şöyle olmalı de, fikir ve öneri getir artık. Kirli dil niye?

Cumhurbaşkanını eleştirme yerine büyük baş hayvan ahır gibi somutlamalarla millet çoğunluğunu da incitici sözde aydınların yandaş veya karşıt edinmek dışında ne amacı olabilir? Nasıl olur da bütün aydınlar bu kapkara amacı ayıplamaz, kınamaz; üstelik onun polis yanındaki artistik hareketlerine de kendince madur lafları eder! Destekçi baş rollerde yine ünlü modaratör Uğur Dündar.  Şeriat yaygaraları kopsun diye sahte şeyhler, müritler servis ettirilmişti kendisine 28 Şubat sürecinde. Bir tarafa baş örtüsü, karşıtlarına da şeriat geliyor vaveylası gündemler sürenlere alet olmuştu. Farkına varmadı belki kullanıldığının demiştim ya şimdi yine ünüyle bu artist gazeteciyi servis ediyor, çok yazık! Sağda olsun solda olsun aydınım diyen herkesin bu çatışmaya hizmet tahrik dili karşısında aklın yolu bir diye tavır koyması gerekmez mi? Sürekli aynı filmleri izleyip de uyanmamak niye?

Cumhurbaşkanı NTV’de eleştiri temiz dille yapılmalı dedi gazetecilere. Kendisi niye aynı dili kullanmıyor diyen  aydınlara gel de şaşma! Eleştiri makamında mı milletin temsilcisi? İcraatlarını temiz dille eleştiren kim, nerede, ne zaman kem söz işitti kendisinden? El insaf! Kronikleşmiş aşağılayıcı, küçük düşürücü saldırgan kem sözlere karşı cinsinizi de cibilliyetinizi de iyi biliriz diyor, mazideki alışkanlıkların sürdürülemeyeceğine dikkat çekiyor. Millet makamına hakaret edenlere dersini veriyor sadece. Hiç kuşkunuz olmasın ki millet de bunu onun millî görevi düşündü hep, böyle düşünmeyi de sürdürecek. Millî kültürümüzde temsil makamına saygı esas çünkü. Saygı göstermeyeceksen seçme kardeşim! Oy vermediysen de çoğunluğa saygı duyman demokrasinin gereği.                                                                                                                                                                                             

Emperyalist devletlerin bukalemun casusları cirit atıyor içimizde. Kim kiminle, kimin eli kimin üstünde aşk olsun kestirebilene! Ekranlar, sosyal medya kısır tartışma ve çekişme gündemlerine sahne.  Son gündemlerden biri de “Acısıyla tatlısıyla ne şahane bir şey yaşamak” diye başlayan Sezen Aksu şarkısı. Niye? Ülkesinin reklam yüzü olması mümkün ünlü sanatçıyla ilgili bir şey atalım ortaya ki karşı cepheler oluşsun. Muhalefet güç devşirsin, iktidara gerici, sanat düşmanı densin. Sanatçının yaşama sevgisi sunan eserleri üstünde tepişilip durulsun 

Gündemi duyar duymaz twit açıklaması yaptım hemen edebiyatçı sorumluluğumla. Her konuda olduğu gibi bilen de bilmeyen de atıp tutacak, cepheleşmeye hizmet edecekti çünkü. Telmihle (hatırlatma) sözün etkili kılınışını; Adem ile Hava Peygamberin nefse uymasına sanatlı anlatımla yaptırılan şu çağrışımları açıkladım: “Yaşam nefis yüzünden depdebeli. İnsan fıtratı atasından gelir. Selam edilmiş ilk ata peygamberlere ki nefs-i haine uyup yasağı çiğnemişlerdir, biz de onların cahil nesliyiz  ve ‘Binmişiz bir alamete, gidiyoruz  kıyamete;  önümüz uçurum, arkamız dağ; ille yanacağız, yanacaklar.’  Bu kaçınılmaz.” İnsan doğası sanatla sunulmuş.    

Sezen Hanımla yaşıtız. Onu “Her şey mal mülk, her şey para pul; dostlukmuş, sevgiymiş ara bul!” şarkısıyla tanıdım. Acılar içinde kıvranan insanlar anlatmadı hiç. Ağlama, dayanamam dedi. İyilik, güzellik, sevgi, umut yüklü sanatı insanlığa örnek değerlerimizi tanıtabilir güçtedir. Ancak Avcı şiiri de Bodrum çıkışı gibi beni üzdü. Memleket diyor ya ona da sorum şu: “Olan bitenlerle emperyalizmin maşası olduğu netleşen terör ve kaynağı kirli dili;  şiddeti, bölmeyi, ölüp öldürmeyi hak arama yolu seçme ey insan! temalı söz-müzik ihtiyacı yok mu? Nazım’ın faşizme sanat hizmeti veren Filippe T. Marinetti etkisiyle şiddeti körüklemesi ders olmasın mı bize?

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar