Ordu
DOLAR9.6262
EURO11.2044
ALTIN555.21
Av. Cansın ÖZEL

Av. Cansın ÖZEL

Mail: [email protected]

KOLTUK DEVRİ VE ÇİKOLATA

Bildiğiniz üzere, 23 Nisan kutlamaları kapsamında yeni aile bakanı Derya Yanık’ın koltuğunu, bir çocuğa devrettiği etkinlik epey dikkat çekti. Öyle ki; Derya hanım, koltuğunu devrettiği çocuğun devlet korumasında olduğunu, kurumda kaldığını defalarca vurguladı. Önce, devlet koruması altında bulunan çocukların ifşa edilmesinin sakıncalı olduğunu düşünenler tepki gösterdi. Ardından bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada ise: Devlet koruması ve bakımı altında olmak, bu çocuklarımız için utanmaları, gizlemeleri ya da kendilerini toplumdan soyutlamaları gereken bir durum değildir." denmek suretiyle, çocuğun kurumda kalmış olmasının, ayıp ve gizlenecek bir husus olmadığına dikkat çekildi. Elbette, kurumda kalması, bir çocuğun gizlenmesi, utanması ya da toplumdan bertaraf edilmesi için gerekçe değildir. Ne var ki, bir çocuğun kurumda kaldığının sürekli cümle arasında vurgulanması da, “olağan” değildir. Nitekim kurumda kalan çocukların diğer akranlarından farklı algılanması için bir sebep bulunmadığını ifade eden aynı bakanlığın, cümle arasında sürekli olarak, çocuğun “kurumda kalmasını “ vurgulamış olması tezatlık yaratmaktadır. Dolayısıyla, evet, kurumda kalan çocukların toplumda ötekileştirilmesine zemin hazırlayacak, özgüvenlerini ve motivasyonlarını zedeleyecek her türlü yaklaşıma karşı durmalı; ne var ki, bunu yaparken, konuyu sürekli çocukların “kurumda kalmalarına” getirirseniz, her ne kadar kasıt içermese de, o çocuğu bizzat ötekileştiren sizler olursunuz.

Diğer yandan, aynı etkinlikte, dikkatleri çeken bir husus daha oldu. Haberleri izlediğimde bakanın: “Evet, bizden çikolata istedin ama ramazan olması sebebiyle, bir şey ikram edemiyoruz. Sana ve arkadaşlarına ramazan sonrası sözümüzü tutacağız” cümlesine de takılmamak mümkün değildi. Çünkü bakanın bu sözleri söylediği esnada, çocuğun yüzündeki hayal kırıklığını okudum.  Bırakın çocuğu, yetişkin bir insanın dahi ibadetleri algıladığımız, beklediğimiz ölçüde yerine getirmesi ve hatta herhangi bir dine mensup olması beklenmemeli iken; ikram talebinde bulunanın küçük bir çocuk olduğu göz önünde bulundurulduğunda: “Ama şuan ramazan dolayısıyla ikram yapamıyoruz” demek suretiyle çocukta hayal kırıklığı yaşatmak, 23 Nisan’da koltuk devrettiğiniz törenlerden daha büyük bir ihtiyacı açığa çıkarmaktadır. O ihtiyaç, “empati”dir. Zira, konuya, “aman, çikolata da yemeyiversin çocuk, ramazanda oruç tutanlara da saygılı olunması gerektiğini öğrensin” motivasyonu ile ele alıyorsanız, çocuğu eğitmiş değil; yalnızca kalbini kırmış oluyorsunuz. Bakanın esasında, bu aslında küçük gibi görünen, ama empati ve iletişim yeteneği yoksunluğunun ne kadar önemli olduğunu göstermesi bakımından da oldukça önemli olan hususla ilgili de, kendini eleştirmesi gerekmektedir. Aksi ihtimalde, bugün çikolata isteyen o çocuğun talepleri “biz böyle inanıyoruz, sen de saygı duyacaksın” denilmek suretiyle reddedilirken; yarın da “kendileri gibi düşünmeyen” vatandaşların hak taleplerinin reddinde kullanılabilecektir.

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar