Ordu
DOLAR13.7186
EURO15.5393
ALTIN786.53
Sezai KESKİN

Sezai KESKİN

Mail: [email protected]

KOMŞULUK BİTTİ

O eski mahalle kültürü nerede? Herkes herkesle tanış, akrabaydı adeta. Evde yoksak “Komşuya gitmiştir” denirdi. Alışveriş bile kolaydır. Biri un verirse, öbürü pekmez uzatırdı. Mal var ama para yoktu o zamanlar. Komşuda pişer bize de düşerdi, ev almaz komşu alırdık, komşusu açken tok yatmak olmazdı. Güzellikler bitti, o gülen yüzler yok artık...

Komşunun bir derdi varsa “kendi sorunu” deyip kapısını kapatmazdı kimse. Birbirine koşan yaralara merhem olan vefalı komşular kalmadı. Dayanışma hiç yok!       

Ay ışığı olmadığı gecelerde minik bir fener ya da ucu yanık bir çıranın aleviyle misafirliğe gidilirdi. Dilleri dışarı çıkmış, beyaz spor ayakkabılarıyla, koltuk altında  topla okul bahçesine yalnız giderken, nasılsa oynayacak birileri vardır diyebilmekti arkadaşlık. Gökyüzüne bakarken, ayaklarımız yere değmezdi. Daracık kaldırım sokaklara eğilen cumbalı evler yerini göğü diklemesine kesen çok katlı binalara bıraktı. Sokaktan geçen yoğurtçunun çıngırak sesi, bakkal, manav ve berberden oluşan mahalle esnafına her sabah verilen selamla birlikte çoktan o köşeye dikilen hipermarketin gölgesine karıştı. Bayramlarda ellerinde tatlı tabağıyla kapıyı tıklatan komşular tarihi romanlarda yaşıyor. Geldiğimiz şehir bu değil. Şehir değişti. Sobanın etrafında toplanılır, siyah-beyaz televizyondaki Türk sineması beklenirken, kavunlar dilimlendirdi çiçekli plastik tabaklara. Herkes bilmez bunu. Hey gidi günler hey!

Büyüklerin ziyaret beklediği, bahçe duvarlarından mor sümbüllerin sarktığı ahşap konağın yerinde suni göletin etrafında konumlanmış bir site yükseldi. Top koşturduğumuz parkın erguvanları yerini beton parke taşlarının üzerine yerleştirilmiş dev saksılardaki çiçeklere bıraktı. Karşı köşesinde çizgi roman satılan, ilk festival filminin izlendiği sinema toptan yıkıldı, yerine büyük ve parlak bir otel yapıldı.

Zaman o kadar cimri ki; hiçbir saniyesini geri vermiyor. Akrebin yelkovanla girdiği yarışta yenik düşen biz oluyoruz hep. Beton yığınlar mantar hızında yayılıyor. Uzak dediğimiz otogar yeni yollarla kente dahil oldu, şehrin merkezi bölünerek çoğaldı, adını öğrenmeye çalıştığımız yerleşimler oluştu. Zamanın ruhu kentin yollarını, siluetini hızla değiştirdi. Önceden yatay genişleyen şimdi dikey yükselen 'insan konservesi' yapılar yaklaşarak uzaklaşan komşuluk modelini geliştirdi. Bildiğimiz şehir bu artık. Kimsenin kimseyi görmediği bir mahalle oldu artık burası. Bu mahalle. Bu şehir. Bu memleket... İnsanların içinde insanlara hasret yaşıyoruz! Güzel olan ne çok şey kaybettik. Gülüşlerin, hatıraların uçuştuğu günlerdeki gizli sayfalardı mahalle. Eskiden komşuluk vardı, nereye taşındı bilen, haberi olan var mı?

*

Eski alışkanlıklarımızı hatırlamak adına hep beraber zamanda yolculuğa çıktık. Esen kalın...

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar