Ordu
DOLAR15.836
EURO16.7396
ALTIN927.98
İlyas TUNÇ

İlyas TUNÇ

Mail: [email protected]

reader

Köpükler Ve Bir Fotoğraf  

Ayaklarımın dibine düşen çerçeve bir kaç parçaya bölünmüş, cam kırıkları masanın altına, kapının pervazına, sehpanın üzerine varıncaya kadar her yere dağılmıştı. Çerçevenin yere düşmesiyle birlikte arkasındaki kitap görünecek; ama sakarlığım, kitabı bulma sevincimi gölgede bırakacaktı. Kar taneleri misali hiçbiri birbirine bezemeyen cam kırıklarının irilerini ellerimle, toz haline gelmiş olanları dilimle ıslattığım işaret parmağımın ucuna yapıştırarak topladım. Anılarımın derin izlerini taşıyan fotoğrafa ise bir şey olmamıştı:

            Çocuklarını önüne dizmiş annem; başında tığ oyalı beyaz çemberi, sırtında uzun kollu hırkası, hırkasının altında V-yaka elbisesi, ayağında tıknaz topuklu ayakkabısı... Yarım kundak yapılmış bebek kardeşimizi kucağında tutuyor, çapraz biçimde, sol elini onun göğsüne koymuş, sağ elini karnına. Sol elinin parmaklarını kafesteki kuş kaçmasın diye olabildiğince açmış. Çemberini çözmüş annem; belli ki yüzünün güzelliği iyice ortaya çıksın istiyor. Ben, annemin tam sağındayım, ağabeyim solunda, kazağı baklava dilimi desenli diğer kardeşim, ikimizin arasında, nedense suratı asık.

            -Oğlum, gülümse biraz.

            Fotoğrafçı Nezihe teyzeyi kim dinler! Başını biraz eğiyor, ufak tefek bir mahalle kabadayısı gibi ellerini arkaya atıyor kardeşim. Daha fazla ısrar edilirse aramızdan fırlayıp zavallı kadına sanki tos vuracak. İzci kıyafetli yavrukurt benim; ciddi, hazır ol durumunda dikiliyorum. Ağabeyim gülümsüyor. Sol göğsünde bir okul rozeti; avuç içi kadar beyaz bir yuvarlak, yuvarlağın içinde bir “C” harfi, “C” harfini dikine bölen bir meşale; daha doğrusu, noktasından alevler yükselen bir “İ” harfi: Cumhuriyet İlkokulu! Ağabeyimle aynı okula gidiyorum; yolu yokuş okula. Üçümüz de kısa pantolonluyuz. Saçlarımız alobros model; babamın nükteli ifadesiyle ali boroz. Ağabeyiminkiler yeni kesilmiş olmalı ki daha fiyakalı. Babam, bebek kardeşimizi de berbere götürecek. Hele bir büyüsün bakalım! Bebek kardeşimiz büyürse biz de büyürüz. Ya, büyümezse!.. Buraya gelirken berber amcanın dükkanından geçmiştik. Durup camdan içeri baktım. Koltuktaki adamın yüzünden bembeyaz köpükler akıyordu. Aynalar, fırçalar, usturalar, makaslar, taraklar, her şey köpük içindeydi. Kapının eşiğinden kaldırıma sızan köpüklere basmayayım diye ayaklarımı geri çektim. Ben, annemi izliyordum, köpükler beni. İkide  bir durup arkama bakınca annem sormuştu.

       -Niçin arkana bakıyorsun?

       -Köpükler...

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar