Ordu
DOLAR9.3103
EURO10.8614
ALTIN532.13
Hikmet PALA

Hikmet PALA

Mail: [email protected]

Köy Enstitülü Fatma Öğretmen

Fatma Akkaya, Delikkaya Köyü’nden İbiloğullarından Ahmet’in kızıdır. İlkokulu bitirdikten sonra köyde kalmak istemeyen Fatma Akkaya, kızların okuyabileceği bir okula kendisini yazdırması için ilkokul öğretmeni Ali Gönül’e giderek ricada bulunur. Öğretmen Ali Gönül onu Beşikdüzü Köy Enstitüsü’ne yazdırır. Ama ailenin bundan bilgisi yoktur. Yaz bittiğinde Ahmet Akkaya’nın kapısını jandarma çalar ve kendisini kızıyla birlikte Uzunisa karakoluna davet ederler.  Karakolda kızı Fatma Akkaya’nın okula gönderileceği, kaydının yapıldığı, buna karşı çıkmaması kendisine söylenir. Kız çocuklarının böyle yatılı bir okula gönderilmesinin hoş karşılanmadığı bir dönemde Ahmet Akkaya tüm tepkilere rağmen biraz da karakolda söylenenlerden korkarak, kızının köy enstitüsüne gönderilmesine razı olur.

Fatma Akkaya Ordu’da vapura bindirilip Trabzon’a yollanır. Yanında 2 kız çocuğu daha vardır, onlar da okula gitmektedirler. Üç kız Trabzon’da Beşikdüzü Köy Enstitüsüne yakın iskelede indirilirler. Akşam olduğu için kalacak bir yer ararlar. Bir han bulurlar. Burada konakladıktan sonra sabah yürüyerek Beşikdüzü Köy Enstitüsü’ne giderler. Okula gittikten sonra diğer çocuklar gibi kontrolleri yapılıp yıkanıp temizlenirler. Beraber geldikleri iki kız ertesi gün Fatma Akkaya’nın kaldığı yatakhaneye gelerek geri döneceklerini ifade ederler. Çünkü kızlardan biri gözü bozuk olması diğeri de ilkokul 5.sınıfı şehirdeki ilkokulda okuması nedeniyle Köy Enstitüsüne kabul edilmemişler.

1940 yılında Delikkaya İlkokulunu bitiren Fatma Akkaya, Beşikdüzü Köy Enstitüsünden mezun olduktan sonra yine Delikkaya İlkokulu’na öğretmen olarak atanmıştır. Yine bir köy enstitülü olan Tonyalı Ali Osman Gürpınar ile evlenmiş, 1959 yılına kadar Delikkaya’da görev yapmıştır.

Fatma Gürpınar gibi kadın öğretmenler okulda öğrencilere ders vermenin dışında köylü kadınların el sanatları gibi becerileri kazanmaları için de çalışmalar yapmışlardır. Köy enstitülerinde öğrenmiş oldukları biçki dikiş becerilerini kurslar açarak köyün kadınlarına ve genç kızlarına özveriyle aktarmışlardır. Fatma Gürpınar tarafından verilen dokuma kursunda iki dokuma tezgâhı kullanılmaktaydı. Kursa tahsisle gönderilen pamuk dokunarak kumaş haline getirilmekte ve sonrasında gömlek gibi eşyalara dönüştürülmekteydi. Okulda dört adet dikiş makinesi bulunmaktaydı. Fatma öğretmen sayesinde köyde biçki dikiş öğrenmeyen genç kız neredeyse kalmamıştı.

 

Uzunisalı İbrahim Kuyumcu

Köy Enstitüleri genel olarak kitap okuyan, bir müzik aleti çalan, kültürel birikimi güçlü öğretmenler yetiştiriyordu. Fakir Baykurt, Mahmut Makal ve Mehmet Başaran gibi birçok önemli yazar köy enstitüsü mezunuydu. Beşikdüzü Köy Enstitüsü mezunu olan Ordulu öğretmenler arasında da kitap yazanlar vardı. Bunlardan birisi de Uzunisa Köyünden İbrahim Kuyumcu’dur.

1928 yılında Uzunisa Köyü’nde doğan İbrahim Kuyumcu, 1942 yılında köyündeki ilkokulu bitirdi ve Beşikdüzü Köy Enstitüsü’ne girdi.

1943 yılında yazı ve şiirler kaleme alan Kuyumcu’nun şiirleri 1946’da Akçaabat gazetesinde yayınlanmıştır. Yazıları da aynı yıl Köye Doğru dergisinde çıkmaya başlamıştır.

“Mısırları deremedim

Güne karşı seremedim.

Bizim oğul harçlığını

Mevsim geçti veremedim.

Gitti elden emeğimiz

Eller aldı yarısını.”

İbrahim burada öğrenciyken “Müdür” adlı bir tiyatro oyunu yazmış ve bu oyun okulda sahnelenmişti. 22 Eylül 1945 tarihinde Beşikdüzü Köy Enstitüsü’nde sahnelenen Müdür oyununda rolleri 4-B sınıfı öğrencileri üstlenmişlerdi. Oyunun konusu Ordu’nun Uzunisa Köyü’nde geçmekteydi. İbrahim Kuyumcu kendisinin ve babası Hasan Beyin başından geçen olaylardan yola çıkarak Müdür adlı piyesi ortaya koymuştu. Müdür oyununun konusu şöyleydi.

Hasan Kuyumcu askere gittiğinde burada okuma-yazma ve marangozluk sanatını öğrenir. Askerden döndükten sonra Uzunisa’ya bir okul yapmaya çalışır. Köylülerle birlikte çalışarak zor şartlar altında okulu yapmayı başarır. Hasan usta okula ilk öğrenci olarak kendi oğlu İbrahim’i yazdırır. Köyün ağası olan Nuri Ağa gidişattan çok hoşnut değildir. İbrahim köy okulundan sonra Beşikdüzü Köy Enstitüsü’ne gider. Nuri Ağa, İbrahim’in buradan mezun olup köyüne dönmesi durumunda kurduğu çarkın bozulacağını düşünür. Bu duruma engel olmak için plan yapar. Köylüyü Hasan’a karşı düşman eder. Evine hırsız yollar, yağmalattırır. Tatil döneminde köyüne dönen İbrahim’i ise köy korucularına dövdürtür. Hasan’ı köyden kaçırmak için karakola çektirip dayak attırır. Hasan’ın bağırmalarını duyan Gürcü Bacı, köye koşup haber verir. Bunun üzerine köylü karakolu basıp Hasan’ı kurtarır.

İbrahim Kuyumcu’nun müdür adlı oyunu diğer köy enstitülerinde de oynanmıştır.

1946 yılında Beşikdüzü’nden mezun olan İbrahim Kuyumcu, Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü’nü kazandı. Okulun 1947 yılında kapanmasından sonra Ankara Tarım Alet ve Makineleri Yüksek Uzmanlık Okulu’na devam etti. Ordu’da bir süre gezici başöğretmenlik yaptı. İbrahim Kuyumcu, enstitüde aldığı eğitimin etkisiyle sosyal ve kültürel alanlarda öncü roller oynadı. TÖBDER (Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği) Ordu şubesinin kurucuları arasında yer aldı, 1960 yılında “Bir Avuç Toprak İçin” kitabını yazdı. 1972 yılında yazdığı meslek kitabı “Kolay Motor Tekniği” Ordu’da birinci seçilerek ders kitabı olarak okutuldu. Ayrıca Türk Dil Kurumu’nun isteği üzerine “Otomobilcilik ve Motor Bilgisi Terimleri Sözlüğü”nü hazırladı. 1976 yılında ise Türkiye’de Toprak Sorunu Süreci’ni yayınladı.

Öğretmen olmanın tüm gereklerini yerine getiren, halkı uyandırma mücadelesinin bir neferi olan İbrahim Kuyumcu, 24 Kasım 2016’da, bir öğretmenler gününde bu dünyadan göçtü.

 

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar