Ordu
DOLAR9.262
EURO10.7921
ALTIN526.39
Şükrü Karaman

Şükrü Karaman

Mail: [email protected]

Köylü milletin efendisidir…

Tarım ve üretimin temel taşı olan çiftçi, borcundan ötürü ineğine, traktörüne gelen hacizle boğuşuyor.

Yanlış tarım politikası nedeniyle çiftçi ve köylü artık üretemez hale geldi. Bunun olumsuz yansıması çarşı pazardaki aşırı fiyatlarla kendini göstermeye başladı. Kuşkusuz, vazgeçilemeyen yürürlükteki tarım politikasının bedelini üretici   kadar pahalı fiyatlarla baş edemeyen tüketici de ödüyor.

Dünyanın tüm ülkelerinde tarım stratejik bir sektör olmasına karşın, Türkiye’de tarımın ve üretimin ağırlığı giderek azalıyor. Yerli üretici destekleneceğine gümrük vergileri indirilerek yabancı ülkelerden dış alıma yoğunluk verildi. Oysa, dışarıdan gelenler hastalıklara yol açan genetiği ile oynanmış tohumlardan yetiştiriliyor.

Mısır, buğday, nohut ve bakliyatta gümrük vergileri neredeyse sıfırlanarak dış alımın önü açıldı. Diğer tarım ürünlerinde de aynı yöntem izlendi. Bir ara dışarıdan patates ve soğan bile getirildi. Sanki Türkiye’de bütün araziler ekilmiş, yer kalmamış gibi Sudan ve Nijerya’da arazi kiralandı.  Güya, buralarda  yetiştirilen ürünler  ülkeye getirilerek ucuza satılacak. Ama nerede? Türkiye’nin ovaları, boş arazileri çiftçiye sağlanacak destekle ekilmeyi beklerken, yabancı ülkelerde arazi kiralanması tarımı bitiren uygulamalardan biri oldu. Trakya’nın üç katı büyüklüğünde boş arazi ekilmeyi bekliyor. Ülke içinde tarıma yönelmek varken yabancı ülkelerde arazi kiralanması üreticinin bitirilmesinden başka bir şey değil. Devlet üreticisine destek sağlayacağı yerde hiç onlarla rekabete girer mi?

Bankadan çektiği kredi ile traktörünü, tohumunu ve diğer girdi ürünlerini alarak üretmeye çalışan çiftçi ve köylü yetersiz taban fiyat, kuraklık, ürünlerinin para etmemesinden dolayı zarar etti. Bankaya borcunu ödeyemeyen üreticinin traktörüne, ineğine ve diğer mallarına haciz gelmeye başladı. Ne yapacağını bilemeyen, hacizle boğuşan çiftçi sonunda isyan etti. Yurdun dört bir yanında kapısı icra görevlileri tarafından çalınan üretici haberleri  her gün medyada yer alıyor.

Karaborsacılardan dolayı geçen yıl kilosu 10 liraya kadar çıkan patates ve soğan bu yıl köylünün yüzünü güldürmedi. Aracı ve komisyonculara çok düşük rakamdan satmasına rağmen, patates ve soğan iki üç kat fiyatla tezgahlarda alıcı bekliyor. Yani, çilesini çeken, göz bebeği gibi bakarak yetiştiren değil, kazanan yine aracı, komisyoncu oldu. Taban fiyat uygulanmayan patates ve soğan tarlada çürümeye bırakıldı.

Karadenizli üreticinin temel geçim kaynağı olan fındık için de aynı durum söz konusu.  Sezon başında TMO’nun açıkladığı 21,50 liralık taban fiyattan ötürü bir ara serbest piyasada 26 liraya kadar satılan, dış satımda ülkeye büyük döviz sağlayan fındık fiyatı şu günlerde yerlerde sürünüyor.

Fındıkta inisiyatif tamamen serbest piyasada istediği rakamı saptayan tüccarın ve tekel firmanın elinde. Gerçek ederi 30 lira olması gereken fındık, halen 21 liradan işlem görüyor.  Üretici önceki yıllarda olduğu gibi yine yoksunları oynuyor.  TMO’nun bu aşamada devreye girerek taban fiyatı yükseltmesi gerekir. Ama onlardan da ses yok.

Dediğim gibi, yanlış tarım politikanın faturası Ulu Önder Atatürk’ün “Köylü milletin efendisidir” diye tanımladığı çiftçiye çıkıyor. Köylünün eski saygınlığına kavuşması, efendi olabilmesi için kapısına haciz memuru göndermek yerine  desteklenmesi gerekiyor. Yerli tarım bir ülkenin olmazsa olmazıdır. 

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar