Ordu
DOLAR9.5103
EURO11.1082
ALTIN546.28
Nalan TÜRKELİ

Nalan TÜRKELİ

Mail: [email protected]

Kurban!

Bugün kurban bayramı.

Müslümanlar kan akıtacak!

Kimi, zenginliğin gövde göstergesi olarak gösteriş yapacak, kimileri de gerçekten yaratıcı buyruğu inancıyla gerçekleştirecek bu eylemi.

 

Kurban denildiğinde, kana susamış bir yaratıcı geliyor akla. Öyle ya, o kana susamış yaratıcıyı memnun ederek cennete gitmek için, yine sayısız hayvanların başı gövdesinden ayrılacak!

 

Peki, bu yaratıcıyı kim yarattı?

Ufak bir araştırma yapıldığında ilk etapta,   milattan önce 2000'li yılların başında yaşamış olup, Yahudi dinine mensup İbrahim peygamberle özdeştirildiğini  görüyoruz. Araştırdıkça, daha eski çağlara dayandığını öğreniyoruz.

 

Bu vahşi geleneğin, milattan önce 1800'lü yıllarda, (Demir Çağı) ında ortaya çıktığı iddiası da var. Oysa insanlığın varoluşuyla başlıyor vahşet.

Doğanın hırçın tepkilerinden korkuldukça,  çaresizlikten doğan karşı konulmazlıkla ve  yaşama ait sorulara cevap bulunamadıkça yaratılıyor, tanrılar!

Böylece sunaklar kuruluyor meydanlarda. Kendi yarattıkları yaratıcı korkusuyla kimi annesini, kimi çocuğunu, kimi babasını kurban ediyor, o sunaklarda!

Sudan sebeplerle olmadık şeylere kızdığından şimşekler çaktıran, gök gürültüleriyle de kendilerini uyaran, hatta çok kızdığında en  sevdiklerini bile hastalandırarak ellerinden alan yaratıcıyla, sözde pazarlık yapıyorlar.

 

Vahşi ritüel, asırlar boyunca sürüyor. Nitekim daha sonra ki kavimler bu vahşi geleneği,  bir nebze de olsa törpülemeyi başarıyor.

 

Sunaklarda canlarını aldıkları yakınlarının ardından pişmanlık içinde acı çekmemiş olsalardı, evrilemezlerdi diye düşünüyorum.

Böylece, insanın en sevdiğinin canına göz diken etobur bir yaratıcı kısmen yok ediliyor ama onun yerine hayvanlara göz dikiliyor.

 

Belki de İbrahim'le başlıyor bu değişim!

Şöyle ki, ilerlemiş yaşına rağmen çocuğu olmayan İbrahim, bir gün ellerini göğe kaldırarak inandığı yaratıcıya yalvar yakar olur. Eğer ki bir erkek evlat verirse, onu kendisine kurban edeceğini söyler ve duaları sözde kabul olunur.

Belirli yaşa gelen oğlunu yaratıcıya kurban etmek için boğazını kesecekken, güya aynı an göklerden bir koç inmiştir. Yaratıcı şöyle buyurur: "Ben seni sınadım, sınavı kazandın, kurban olarak sizlere koç gönderiyorum."

 

Yine tarihi bilgilere göre yaşadığı o yörede,  domuz ticaretiyle geçinen bir kısım Yahudi iyi para kazanıyordur. Çoğunluğun domuz eti tercihi, koyun ticareti yapan İbrahim'in kazancını baltalıyordur. Ne yapıp edip, üstünlük sağlamalıdır. Yani, herkesin kanabileceği bir mucize koymalıdır ortaya!

 

Hani denilir ya: "Okyanuslar geç ısınır, geç soğur:" İşkenceci, katil ruhlu yaratıcıyı yaratanlar, o yaratıcıyı öldürüp yeni kurbancı yaratıcı daha yaratmakta gecikmiyor.

Son yaratıcı da en az ötekiler kadar etoburdu,  hâlâ öyle!

"Bir karıncayı bile incitme evlat " nasihati verenler, emin olunuz ki karıncadan kan çıkmayacağını, karın doyurmayacağını bildikleri için minnet etmiyor, karıncaya.

Din adına, "Katli vaciptir" serzenişleriyle insanın insanı katlettiği bir gerçek ortada dururken, müdafaasız hayvanların kurban edilmesini kimler  yadırgar ki!

Korkulardan beslenerek varolan batıl inançlar,   asırlar içinde ticarete dönüşüyor.

Paraya, saraya, gösterişe, ihtişama doymayanların yüzünden kızıla boyanıyor yeryüzü.

İnancı uğruna cinayet işleyen erkeklere  cennetinde huriler sunan yaratıcıyı kaç asır daha yaşatacağımız belli değilken, menfaatler ve kör nefis uğruna kurban edilen hayvanları nasıl kurtaracağız!

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar