Ordu
DOLAR9.5464
EURO11.1088
ALTIN547.87
Umut ÇAKMAK

Umut ÇAKMAK

Mail: [email protected]

Maskesiz Ekonomi

Yaklaşık yirmi gün önce bir vesile nedeniyle Alanya’ya gitmek zorunda kaldık. Orada bir gün kaldıktan sonra, Akdeniz’in dibinden kıvrıla kıvrıla ilerleyerek Anamur’a geldik.

Alanya’da merkeze girdiğimizde en çok dikkati çeken ise neredeyse kimsenin maske takmamış olduğuydu. Marketler, eczaneler gibi kapalı alanlarda maske zorunluluğu vardı; ancak açık alanda maske takan görmek neredeyse imkânsızdı. Oysaki Ankara’da --gördüğüm kadarıyla-- herkes maske takıyordu ve elinden geldiği kadarıyla da mesafeye dikkat ediyordu. İçimden, “inşallah sadece Alanya böyledir” diye düşündüm. Ertesi gün Anamur’a geldiğimizde durum yine aynıydı. Sanki Türkiye bir buçuk yıldır pandemiden muzdarip değildi…

Türkiye’de vaka sayıları 6 Temmuz tarihinden önce 5 binlerin altına inmişken, bu tarihten sonra hızla artma eğilimine girerek son günlerde 20 binli rakamlara yaklaşmasının temelinde de, Türkiye’nin genelinde insanlarımızın bu vurdumduymazlığı yatıyor.

Peki, bu hoyratlıktan en fazla kim etkileniyor?

Çok açıktır ki, pandemiden en çok etkilenen kesim, hem emeğinden hem de gerekirse canından feragat etmeye hazır olan sağlık çalışanları yer alıyor. Ekonomik anlamda en çok etkilenen kesim ise, kısıtlamalara ve/veya kapanma süreçlerine dâhil olan esnaf ve kısmen de üretici kesimi oluyor. Sonuçta, ekonomide üretim ve büyüme oranı gerilerken, istihdam edilen insan sayısı azalıyor. Çalışan insan sayısının, yani istihdamın düşmesi ise, hane halklarının gelir kayıplarına yol açıyor.

Bu noktada önemli bir konuya vurgu yapayım: Dikkat ederseniz bir üst paragrafta “işsizlik oranının artması” ifadesi yerine “istihdamın düşmesi”  ifadesini kullandım. Çünkü işsizlik oranının tanımında bir garabet yatıyor. Örneğin, en son açıklanan Mayıs 2021 işgücü istatistikleri incelendiğinde, Nisan ayına kıyasla Mayıs ayında istihdam edilenlerin sayısı yaklaşık 216 bin kişi azalmış. Ancak, aynı dönemde işsiz sayısı da 265 bin kişi azaldığı için işsizlik oranı %13,8’den %13,2 gerilemiş. Buradaki garabet ise, işsizlik oranının azalmasının nedeni, işsizlerin iş bulup istihdam edilmesinden değil de, “işsiz” tanımından çıkarılmış olmasından kaynaklanıyor. Çünkü bir insanın işsiz sayılması için, son bir ay içinde iş aramak için resmi kurumlara başvurmuş olması ve iş bulamamış olması gerekiyor. İş aramaktan vazgeçen veya son bir ay içinde iş bulmak için resmi kurumlara başvurmayanlar işsiz olarak değerlendirilmiyor. Dolayısıyla, istihdamın azalmış olması işsizlik oranının arttığı anlamına gelmiyor veya tersi…

Aşı konusuna da kısa bir paragraf ayırayım: Hiç kuşku yok ki, salgını bitirmenin en önemli silahlarından birisi aşılar. Küresel salgınla baş edebilmek için de sınırlı sayıda aşı çeşidi ülkelerde yoğun bir biçimde uygulanıyor. Bu aşıların orta ve uzun vadeli yan etkileri hakkında tam bilgi sahibi olunmaması ise, aşı karşıtlarının temel savını oluşturuyor. Bu bağlamda haklı da olabilirler; bunu zamanla anlayacağız. Ancak hemen belirteyim, farklı teknoloji ile üretilmiş iki ayrı aşının ülkemizde uygulanıyor olmasının ve aşı tercihinin de bireylere bırakılmasının (bazı dönemler hariç) büyük bir avantaj olduğu kanısındayım. Benim şahsi fikrim ise, çok fazla can alan bu salgını bitirmek için --günümüzün ulaştığı teknoloji düzeyine de güvenip-- tercih edeceğiniz bir aşının olunması. Ben de aynen öyle yaptım.

Tecrübeyle yaşadığımız üzere, kısıtlamaların uygulandığı veya tam kapanmanın yaşandığı dönemlerde vaka sayıları hızla gerilerken, normalleşme dönemlerinde vaka ve dolayısıyla vefat sayıları hızla artıyor. Belli ki, kurallara yeterince uymuyoruz ve elimizden gelenin daha fazlasını yapmaya çalışmıyoruz. Maskesiz, sağlığımızın ve ekonomimizin rayına girmeyeceğini artık anlamış olmalıyız.  

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar