Ordu
DOLAR13.1175
EURO14.9402
ALTIN753.19
O.Rüştü BAŞ

O.Rüştü BAŞ

Mail: [email protected]

Medyanın Halleri 

Altan Öymen Halk TV'de “Sanat, Yaşam, İnsan" programında (kızı) Aslı Öymen’in konuğu idi. “Gazetecilikte 70 Yıl” başlığı altında verilen programa Oktay Ekşi de telekonferans sistemiyle katıldı. 

Oktay Ekşi, "Altan (Abi!) benden bir, bir buçuk yıl önce mesleğe başlamıştı,” diye konuya girdi: “İkimiz de farklı gazetelerde işe başlamış, Ankara Büro şefliği gibi önemli bir göreve getirilmiştik. Altan Abi ile “haber atlatma” yarışı içindeydik, farklı zamanlarda Meclis önüne gelmiştik. Polisler Altan Öymen’i alıp götürmüş, geceyi nezarette geçirmişti."

Altan Öymen ise o günü şöyle anlatıyor: “Bizden sonra Meclis önüne gelen Oktay Ekşi’yi de polisler almış, bir başka yere götürmüşler.” 

*** 

Her iki meslek büyüğümü izlerken, o yılları biraz geriden gelerek, yerelde yaşamış biri olarak, anılara döndüm. 

Terzili köyünde Haki Yener’e ait arazideki bekçi evinde gece yangın çıkmış, 15 kişi yaşamını yitirmişti…

Yangını haberini alır almaz, Jandarma ile irtibata geçip, Terzili köyüne gidecek araçlarında yer olup olmadığını sordum. Valinin de olay mahalline gideceğini, onun aracında yer olabileceğini söylediler. Az sonra askeri bir cip (Jeep) Halkevi karşısındaki Merkez Komutanlığı önünde durdu. Ön kapıyı açıp: “Vali Nerde?” diye sordum. Şoförün yanında oturan kişi şöyle bir baktı: “Burada,” dedi.

Baltayı taşa vurmuştuk… Arkaya geçip oturdum. Başka da bir şey konuşmadan yanan iki katlı evin önüne gelmiştik. Gazetecinin görevi evde oturanların tamamının adını öğrenmekti tabii.

Listemi tamamladığımda jandarmanın tespit ettikleri ile karşılaştırdık, bir adım önde idim.

Gecenin geç saatinde gazeteye döndüm. Gazete daha önceden basılmış olduğu için (Bu kadar can kaybının olduğu bir yangın haberini bir gün sonraya bırakmak da doğru değildi), hemen kolları sıvayıp, “Ek” bir gazete hazırladık. Aynı saatlerde İstanbul gazetelerine de haber geçmemiz gerekiyordu (O yıllar, PTT’ye telefon numaraları yazdırılıyor; bağlandığında size geri dönüyorlardı).

Sabah Gazetesi haberi fotoğraflayın diye ısrar ediyordu. Gece bitmek üzereydi. Fotoğrafçı Mehmet Balkan’ı ikna etmek zor olmadı. Sabahın ilk saatlerinde -kiraladığımız bir araçla- yangın mahalline vardık. Yanan vücutlar çinko çatı örtülerinin üzerine dizilmişti. Jandarmaların çizdiği sınırlar içine hiç kimse giremiyordu. Tabii biz haber alma görevi yaptığımız için fotoğraflamamıza izin verildi. 

Aynı gün fotoğraflar Samsun’a, oradan da İstanbul’a ulaştırılacaktı. Görev tamamlandı. 38 saate varan bir uykusuzluktan sonra eve dönmüştüm. Sabah, haber geçtiğimiz İstanbul gazetelerini beklemeye başlamıştık.

*** 

Sabah Gazetesi, diğer İstanbul gazetelerinin fotoğrafsız verdiği yangın haberini manşetinde sekiz sütun üzerine fotoğraflı olarak “Rüştü Baş” imzasıyla yayımlamıştı(*).

*** 

(*) Sabah Gazetesi, haberin fotoğraflanması ve fotoğraf filmlerinin en hızlı vasıtalarla İstanbul’a ulaşması için hiçbir masraftan kaçınmamıştı. 

Muhabirin haber kadar, o haberin değerinin ne olduğunu; o değere göre hiçbir masraftan kaçınmaması gerektiğini de bilmesi lazım.

 

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar