Ordu
DOLAR9.5456
EURO11.1121
ALTIN550.21
Yalçın Şimşek

Yalçın Şimşek

Mail: [email protected]

Mirza bebek...

Aslıhan Kılıç acaba neler düşünmüştür karnı iyice büyüyüp ikinci oğlunun doğumu için hazlırlanırken?

Ya da Barış Kılıç neler hissetmiştir daha henüz doğmamış oğlunu eşinin teni üzerinden severken?

Acaba o anlarda neler düşünmüş, sevinçten ışıl ışıl olan gözleriyle birbirlerine neler söylemiş, tebessüm eden dudaklarıyla neler fısıldamışlardır birbirlerine?

Doğumundan önce mi yoksa sonra mı koymuşlar adını bilemiyorum. Ancak bayağı düşünmüşler sanırım; “Hükümdar gibi soylu,” ya da “Yıldız kümesinde parlayan bir yıldız” anlamına gelen “Mirza” diye seslenmek istemişler bebeklerine.

O an gelmiş; bir anda sona ermiş Aslıhan’ın acısı, Barış’ın hastane koridorunda attığı volta. İlk yaşam çığlığıyla hayata merhaba demiş Mirza bebek. Ama...

İster kader ister hayatın acı sürprizi deyin, o ilk yaşam çığlıktan bu yana 8 aydır ızdırap dolu bir hayat yaşıyor Mirza bebek. Emeklemek bir yana, ne bedenini hareket ettirebiliyor, ne mamasını rahatça yiyip ne de rahat bir nefes alabiliyor. O sadece kendi gibi minik ve masum tebessümleriyle tutunmaya çalışıyor hayata...

Bir düşünün hele; bahtı “parlayan bir yıldız” gibi olsun diye adını Mirza koyduğunuz bebeğinize SMA hastası teşhisi konuyor. Üstelik de 4 çeşidinden en şiddetlisi, yani; “tip 1”.

O minicik beden her geçen gün eriyip gidiyor gözlerinizin önünde! Ama hiçbir şey gelmiyor elinizden. Sadece ABD’de tedavisi var, ama çok pahalı. Sahip olduğunuz her şeyi evinizi, arabanızı da satılığa çıkarsdınız ama yetmiyor! Tek çare Ordulular olarak el ele vermek, yardımlaşmak, bir olmak!..

Bunları yazarken birden Demir Ali geldi aklıma; onun zeytinkarası gözleri, masum bakışlarıyla, anne ve babasının yorgun ama umut dolu yüzleri belirdi gözlerimin önünde. Ardından onun ABD’de tedavi olup döndükten sonra etrafına neşe saçan videolarını izledim yeniden.

Bir hoş oldu içim, birşeyler düğümlendi boğazıma, gururla atmaya başladı kalbim; bir kez daha saygı duydum kentinin sadece tarihine, doğasına, çevresine, kültürüne değil BEBEKLERİNE de sahip çıkan Ordululara.

Demir Ali’ye can katanlar neden aynı şeyi Mirza bebek için yapmasınlar ki, diye düşündüm içimden. Sahi o bizim de canımız, kentimizi, ülkemizi emanet edeceğimiz geleceğimiz değil mi? Biz bunu başardık, neden bir kez daha başarmayalım ki? El ele verip Mirza bebeği de ABD’ye gönderebilsek, o da tedavi olup dönse, Demir Ali’yle el ele tutuşup birlikte yürüseler, o masum gülüşleriyle bize de bulaştırsalar çocuksu saflıklarını, çok güzel olmaz mı?

Unutmayalım lütfen! Onlar çaresiz ama çare biziz!..

 

 

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar