Ordu
DOLAR12.369
EURO14.0093
ALTIN713.05
Ali IRMAK

Ali IRMAK

Mail: [email protected]

MONOSODYUM GLUTAMAT-ÇİN TUZU

Şirinlerdeki; Gargamel,
Star Wars filmindeki; Darth Wader,
Yüzüklerin Efendisi filmindeki; Yüzük,
Yeşil Çamdaki; Erol Taş,
Hababam Sınıfındaki; Paracı Müdür,

Yüzüklerin Efendisi filmini hepimizin hatırlayacağını düşünüyorum. Filmde yer alan bir yüzük; takan kişiye büyük güçler sağlıyor. Bu yüzüğün kötülüğün eline geçmesi durumunda ise Orta Dünya kötülerin eline geçeceği korkusu ile Frodo Baggins yüzüğün yok olması için yüzüğü Mordor Dağı’nın ateşine atmak üzere uzun bir yol yürüyor ve macera başlıyor. Ancak Frodo Baggins isimli karakterimiz yüzüğü buluncaya kadar; o yüzüğü saklamış ve gücü başkasına vermek istemeyen "Smeagol" isimli bir karakterimiz daha var bu filmde! Çok uzun süre bu yüzüğü sakladığından güç onu bitiriyor ve zihnen fiziksel olarak sağlıksız bir hale geliyor. İşte tam da bugünkü konumuza tekabül ediyor bu durum. Yediğimizde müthiş bir tat alarak daha çok yemek istediğimiz ancak bizi içten içe bitiren bir gıda katkı maddesinden/tatlandırıcıdan bahsedeceğim size. Filmdeki Orta Dünya'dan, kapitalist dünyanın bize sattığı bir yüzükten; Monosodyum Glutamat’ tan (MSG). Bu arada Smeagol' tanımayanlar için burada bir ara verelim fotosuna bakıp dönün ki; yazının bundan sonraki kısmı daha etkili olsun.

Monosodyum Glutamat (MSG); yukarıda bahsettiğim kötü karakterlerin hepsinin karşılığı ve günümüz dünyasının tatsal yüzüğü; gıdaların katkı maddesi olan MSG' dir.
MSG nedir? Nereden çıkmış, nasıl bulunmuş?

Dilinizi çıkarıp aynada incelediğinizde nokta gibi gözüken yüzlerce tomurcuk olduğunu görürsünüz. Bu tomurcukların içerisinde birçoğumuzun hayatın anlamını içeren tat reseptörleri bulunur. Dilinizin üzerinde, tükürük içerisinde eriyen besinler kendileriyle ilgili reseptörleri uyararak beyninizde ilgili tadın oluşmasını sağlarlar. Örneğin tabağınızdaki fındıklı baklavadan bir çatal alıp ağzınıza attığınızda; dilinizdeki tatlı reseptörlerinin uyarıldığını hisseder ve elektriksel bir mekanizma ile beyne alınan tadın ne olduğunun beyne iletilmesini sağlarız. Bahsettiğimiz tat tomurcuklarının sayısı genellikle 3000-10.000 arasındadır. Bu tomurcuklar yaşla dejenere olup işlevlerini yitirdiğinden yaşlıların "AH NERDE O ESKİ TADLAR" dediğini de çok sık duyarız. Bu tat reseptörleri arasında "UMAMİ" denilen, tatlı-acı-ekşi-tuzlu dışında beşinci bir reseptör ise 1900’lü yılların başlarında Japon Profesör Kikuna Ikeda tarafından bulunmuştur. Ikeda'nın en sevdiği yemeklerden olan su yosunundan yapılan "dashi" adlı bir çorbadır. Zira Ikedea' ya göre bu çorbanın dört tat duyusu ile açıklanamayacak bir tadı vardır. O nedenle çorba üzerinde çeşitli kimyasal analizler yaptığında "monosodyum glutamat" maddesini elde etmiştir. Her ne kadar Ikeda bu maddeyi 1900'lü yılların başında keşfedilmiş olsa da dilimizde umami reseptörlerinin var olduğu 1980 yılından sonra keşfedilmiştir. MSG'nin direk olarak lezzet etkisi yaratması gıda endüstrisinin dikkatini çekmiş birçok önemli noktada kullanılmaya başlanarak tüketiciye "Çok Lezzetli!" algısı ile ürünler sunulmaya başlanmıştır. Böylece yediğimiz yiyecek hem daha lezzetli hale gelmekte hem de daha fazla yeme isteği uyandırmaktadır.

Çin ve Japon restoranları gibi uzak doğu restoranlarında sıkça kullanılmaktadır. Sucuk, sosis, salam, hazır çorbalar, bebek mamaları, çocuklara ve yetişkinlere yönelik bisküvi gibi paketlenmiş gıdalar ile cips ve konservelerde bulunabilmektedir. Çeşitli pastane ve fastfood zincirlerinde de sıklıkla kullanılan bir katkı maddesidir.

MSG (E-621) ile ilgili olarak zararlı olması sebebi ile insanlar üzerinde bilimsel çalışma yapılamamışken, fareler üzerinde yapılan araştırmalarda;
-Nörotoksik olduğu yani sinir hücresi harabiyetine yol açtığı görülmüştür. Oluşan bu zararın da alzheimer, parkinson gibi çeşitli sinir sistemi hastalıklarına uzun vadede yol açabileceği değerlendirilmiştir.
-MSG verilen farelerde görmede azalma olduğu tespit edilmiştir.
-Astım, migren gibi hastalıklarda meydana gelen krizlerin sıklığında artış tespit edilmiştir.
-İştah algısında bozulma tespit edilmiştir.
-İnsülin salımında dengesizlik ve buna bağlı gelişen obezite tespit edilmiştir.

AVRUPA BİRLİĞİ; gıdalarda MSG kullanımını 10gr/kg olarak kısıtlamıştır. Yani 1 kg gıda içerisine sadece 10gr MSG koyulmasına müsaade edilmiş, bebek ve çocuklara yönelik olan ürünlerde, tıbbi gıdalar ile diyet ürünlerinde kullanımını ise yasaklamıştır.

TÜRKİYE; ülkemizde bu konudaki kısıtlama Avrupa Birliği benzeri olarak 10gr/kg olarak kısıtlama getirilmiştir. Etiketlerde belirtilme zorunluluğu da getirilmiştir. Ancak bebek ve çocuklara yönelik ürünlerle ilgili bir kısıtlama yer almamıştır.

Türkiye' de MSG etiketlere farklı isimlerle yansıtılmak sureti ile yanılsamalar oluşturulmaya da çalışılmıştır. Bu isimler; hidrolize soya proteini, bitkisel protein, kesilmiş süt proteini şeklinde olabilmektedir. Aldanmayalım!

Kıssadan hisse;
Üzerini okumadan almayın, alırken bilmeyerek yüzüğü takmayın!

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar